2 Temmuz 2019 Salı

Kadınlar Dile Düşünce/ Sibel Irzık ve Jale Parla



"Kadını melek gibi davranmadığı taktirde canavar gibi gören bir toplumda, melek olmadığını bilen kadın kendini canavar gibi görmek, ya da bu bilincin suçluluğuyla bir sürü psikomatik hastalıklarla boğuşmak zorunda kalmıştır."



Siz de asla kitap okuyamadığınız dönemlerden geçiyor musunuz? Bu elim hadise senede bir yahut iki kere beni ansızın yakalıyor ve içimden asla kitap okumak gelmiyor. Kendimi okumaya zorladığımdaysa okuduğumdan hiçbir şey anlamıyorum. Cümleleri okurken aynı zamanda kafamda da Netherfield'daki balo yaşanıyor. İşte yine böyle bir anımda bu kitabı okumaya başladım. Eğer bu kitap bir insan olmuş olsaydı ve sizlere okuma yolculuğumu karikatürize etmem gerekseydi (neden böyle şeylerin gerekeceği konusunda tek bir açıklamam bile yok) kitap elini alnıma dayamış bir halde tam karşımda dururken ben ona doğru yürümeye çalışan bir insan olurdum. Yüksek ihtimalle kitabı yeniden okumam gerekecek. Kitaplara doğru yaptığım yürüyüşlerin sonu kucaklaşmayla bitmeyince üzülüyorum çünkü.

Kitaba dönecek olursak;
Kitap tanıtımında Jane Austen ismini görmem kitabı almaya karar vermeme yetti de arttı bile. Ama itiraf etmem gerekiyor ki kitap kolay okunan bir eser değil. Hele benim gibi otobüste, metroda okumaya çalışacaksanız küçük punto ve akademik dil sizi biraz üzebilir.

Kitap farklı yazarların yazdığı bölümlerden oluşuyor. Ben eserlerini bilmediğim yazarlarla ilgili bölümleri okumadım. Jane Austen ile ilgili bölümü bir kenara ayırırsak en beğendiğim kısım Anayurt Oteli ile ilgili olan kısımdı. Ben Anayurt Oteli kitabını -affınıza sığınarak- çok beğenmemiştim. Ama bu bölümü okuyunca boş okuduğumun farkına vardım. Bu gözle tekrar okusam yine sevmem ama - :D - kitaptaki öğelerin sembolize ettiği unsurları anlamak ufkumu açtı.

Üf bırak bu bookstagramer ayaklarını bize Jane'i anlat dediğinizi duyar gibiyim. Jane Austen romanlarının toplumsal cinsiyet temelinde incelemesinin yapıldığı bölüm Deniz Tarba Ceylan tarafından yazılmış. Katıldığım ve katılmadığım görüşler yer alsa da inceleme okumayı seviyorsanız ve Jane Austen'in tüm romanlarını okuduysanız mutlaka okumalısınız. Austen ile ilgili bölümü okurken kafamdaki Netherfield balosu bile bir süre sessizliğe gömüldü de ben de rahat rahat 1851'de çıkan "feminist" kelimesinin 1818'de vefat eden bir kadını nitelemek için sık sık kullanılması üzerine düşünebildim. 

Katılmadığım bir nokta ise Jane Austen'in erkek karakterleri kadın karakterlerin kişilik gelişimlerinde bir öğretmen gibi konumlandırdığı görüşüydü. Açıkçası Austen romanlarındaki erkekler bende hiç öyle bir izlenim bırakmadılar. Hatta bazen Austen erkeklerini bir meta olarak kullandığımız zamanlar bile olduğunu düşünüyorum. (Burada Bay Darcy ve göl sahnesinin zihninizde şimşek gibi çakması gerekiyor.)

Kitabı okuyan var mı, siz nasıl buldunuz? Yorumlarda buluşalım!




25 Haziran 2019 Salı

Jane Austen Kitap Kulübü #3 Gurur ve Önyargı

Gurur ve Önyargı'yı ilk kez bitirmek üzere olanlarca kabul edilmiş bir gerçektir insanın Gurur ve Önyargı'yı önceden okumuş aklı fikri yerinde bir tartışma arkadaşına ihtiyacı olduğu.


Bundan tam 10 yıl önce lisede kapının hemen yanındaki tek kişilik sırada Gurur ve Önyargı'nın son sayfasını çevirdiğimde bir hayal kurmuştum ve o hayal 22 Haziran Cumartesi günü gerçek oldu. Sakin sakin yazıyorum ama içimde havai fişeklerin dansı var.

Bundan önceki 2 toplantıyı takip edebildiyseniz eğer ne konuşursak konuşalım nasıl olduğunu asla ama asla anlayamadığımız bir biçimde konunun dönüp dolaşıp hoop diye Bay Darcy'ye geldiğine aşinasınızdır.  Bu toplantıda tek ve en önemli konumuz, cümlelerimizin öznesi sıklıkla nesnesi hatta bazen yüklemi bile Bay Darcy idi. Bir ara romanın genel özellikleri, yazıldığı devrin tarihi ve sosyo-ekonomik yapısı, yan karakterler, kadın yazarlar, Jane Austen'de bir başkaldırı arama timi, ataerkil yapı, 19. yy.da kadının konumu gibi konulardan bahsettiğimizi de hatırlar gibiyim ama böyle buğulu.


(Heyecandan doğru düzgün fotoğraf çekmeyi unuttuğum için bu konudaki başarısızlığımı siz de iyice anlayın diye o günden çektiğim yegane ve talihsiz kareleri sizlerle paylaşmak istedim)

Ardından şiirin aşkı öldürme gücü üzerine konuştuk ve kulüp olarak şiirin daha çok ayrılığa yakıştığına kanaat getirdik.

Bay Darcy'nin Lizzy'yi at arabasına bindirdikten sonra elinin aldığı hal üzerinde durduk ve filmin sonuna doğru Lizzy'nin Bay Darcy'nin elini öptüğü yerde bu iki sahnenin uyumunun farkına vardık. Bir 10 dk kadar da Bay Darcy Lizzy'nin elini hangi eliyle tutmuştu Lizzy sağı mı solu mu öpmüştü üzerine konuştuk ama sizden yine de deli olduğumuzu düşünmeme nezaketi göstermenizi rica edeceğim. N'olur.

İlk defa bir kitapta kahverengi gözün güzellenmesi hususunu da masaya yatırmadan edemedik ve saniyenin onda biri kadar bir süre renkli gözlüleri sosyal dışlanmaya maruz bıraktık ama hemen geçti.

Bingley'nin neredeyse kişiliksiz ama tatlı kişiliğini ve Bay Darcy'nin arkadaşını dize getirecek kudrette olup kendine söz geçirememesini istihza ile karşıladık.

Mary'ye üzüldük. Charlotte karakterinin yansıttığı gerçeklikle ürktük. Lady Catherine'in kızının hastalığı üzerine kafa yorduk ve en sonunda Lady Catherine'in her şeyde en iyi olma takıntısının kızına da sirayet ettiğini, onun da döneminin en "hastası" olma amacında olduğuna karar verdik.

Bayan Bennet'dan hepimizin öğrenecek şeyleri olduğuna ve Bay Bennet'ın kızlarına davranışlarının yanlışlığında hemfikir olduk.


Tabii ki Bay Darcy'nin evlilik teklifi bölümünü yüksek sesle okuduk ve alanında uzman kişiler olarak analizini yaptık. Toplantının benim için en güzel kısmı Bay Darcy'nin evlilik teklifi bize yapılsa reddedebilir miydik sorusu üzerine konuştuğumuz zaman oldu. Biz çok tartıştık ortak bir sonuca da ulaşamadık ama toplantıya gelemeyip bu yazıyı okuyanlar siz ne düşünüyorsunuz, reddeder miydiniz?

Toplantının en kötü yanı zamanın çok hızlı geçiyor oluşuydu. Hala kafamı yastığa koyduğumda keşke şunu da konuşsaydık keşke bunu da tartışsaydık diye geçiriyorum içimden.

Toplantıda 2005 yapımı Aşk ve Gurur filmini de izleyecektik ama bazı teknik aksaklıklar  (gerçi bence nazar) zuhur etti. Biz de bu krizi fırsata çevirelim dedik ve Gurur ve Önyargı part 2 yapıp sadece filmi izlemek üzere buluşmaya karar verdik. Henüz tarihi net değil ama önümüzdeki hafta olacak gibi görünüyor. Çıkınız çıkınız geliniz. 

Benim anlatacaklarım nihayete erdi. 

Yazıyı okuma nezaketi gösteren sizlere ve toplantıyı varlıklarıyla şereflendiren tüm kulüp üyelerine de keyifli sohbetleri, yüksek enerjileri ve değerli zamanlarını ayırdıkları için çok teşekkür ederim.

O zaman şeyapalım film gösteriminde görüşelim.

Bu arada sıradaki kitap Northanger Manastırı. Kitapları hazırlayın bir sonraki toplantıda roman okumayı küçümseyenler hakkında atıp tutacağız.

12 Mayıs 2019 Pazar

Jane Austen Kitap Kulübü 3. Toplantı Bilgileri


Merhaba,

Jane Austen Kitap Kulübü'nün gelecek toplantı tarihinin 18 Mayıs Cumartesi saat 19.30 olduğunu bildirmekten onur duyarım. Yeeey! Yine GalataPerform'dayız.

Bu sefer tartışacağımız eser Gurur ve Önyargı. Pride and Prejudice'ı Aşk ve Gurur olarak çevirenlere ağır konuşacağımız, Jane Austen'i romantik komedi yazarı diye tanımlayanlara burun kıvıracağımız, uyarlama yapıyorum diye eseri katledenlere güleceğimiz bu toplantıyı kaçırmamanızı salık veririm. Aksi durumda çok kötü bir şey olur ve üzülebilirsiniz. 

Sonunda laf nasıl olduğunu asla anlayamadığımız bir biçimde Bay Darcy'ye gelmekten kurtulacak çünkü bu sefer konumuz Zat-ı Şahaneleri. E tabii eserin edebi özelliklerinden de bahsederiz bi ara. Dönemin sosyo-ekonomik özellikleri ışığında karakter tahlilleri yaparız biraz da. Yetişkin insanlarız sonuçta(!) Neden yapmayalım, hiç!

Toplantı iftar saatine geliyor diye düşünüyorsanız hep beraber iftar yapmayı da planlıyoruz. Gelmeye karar verirseniz bana mesaj atmanız yeterli. Aklınıza takılan her şeyi sorabilirsiniz.

O zaman ben elim çenemde mesajlarınızı bekliyor olacağım.

Şeyi söylemiş miydim? 2005 yapımı Aşk ve Gurur filminin bir kısmını beraber izleyecek ve en sevdiğimiz sahneleri sardırıp sardırıp yorumlayacağız. 

İletişim;
Twitter: austenzede
İnstagram: austenzedee (dikkat sonunda iki "e" var)

O zaman saatlerimizi ayarlayalım. Hadi görüşürüz.

9 Mayıs 2019 Perşembe

Jane Austen/ Goldwin Smith

Uzun zamandır Jane Austen'le ilgili bir şey okumamıştım. Bu kitabı su gibi içtim diyebilirim. Çikolata gibi yedim desem benim için daha doğru olur. Zaten su içmekten çok hoşlanmam herkes öyle diyor diye dedim ama siz bana takılmayın. Gerçi Gurur ve Önyargı gibi okudum da diyebilirdim ki hiçbir yeme eyleminde Gurur ve Önyargı'yı okurkenki kadar iştahlı olmamıştım. Böyle dersem de deyimi tümden iptal etmiş gibi olurum ama atalarıma saygısızlık da etmek istemem açıkçası. Ben iyi miyim acaba ya. Başıma bir şey gelmiş olmasın çünkü gelmiş gibi biraz.


Kitaba gelecek olursak -ki ikinci paragrafı bunun için münasip gördüm- beğenmekle beğenmemek arasında kaldım. İnce bir kitap olmakla birlikte Claire Tomalin'in biyografisini okuyanların dişinin kovuğuna yetmeyecek nitelikte olduğunu düşünüyorum. Maya Kitap'tan çıkan eserde Jane Austen'in hayatı ile ilgili genel bilgilerden sonra her roman ayrı ayrı incelenmiş. Jane Austen'in romanlarıyla ilgili unuttuğum bir ayrıntı olduğunda elimin ilk gideceği kaynak oldu kitap ama yalan yok.

Biyografi 19. yy'da tarihçi/gazeteci Goldwin Smith tarafından yazılmış. Neden Türkçeye çevrilme ihtiyacı duyuldu merak ediyorum doğrusu. Ve hazır yeri gelmişken yetkilileri göreve çağırıyor, Jane Austen'in mektuplarını bir an evvel çevirmeleri hususunda harekete geçmeleri için yalvarıyorum. Kitapla ilgili okuduğum ve her satırına hak verdiğim diğer bir inceleme yazısını da şuraya ekliyorum.

Son olarak yazarın yer yer Jane Austen'e sinirlenir gibi bir tavır takınması beni şaşırttı. Yani hobi olarak yine eleştir ama eleştirmenin daha şık yolları da var bence. Gerçi çeviri kaynaklı bir durum olabilir ben en iyisi bu sebebe tutunayım. Bu arada yazar, Edward Ferrars'a "neredeyse karakteri yok" derken içimden kahkaha attım ama bu aramızda kalsa daha iyi olur sanırım.

Şimdi, yazıyı kitaptan edindiğim bazı bilgilerle sonlandırıyor ve bir sonraki yazının kitap kulübü toplantısı olmasını temenni ediyorum. Sevgiler...

- Jane Austen duygularını gizlemede neredeyse Shakespeare kadar başarılıdır.

- Jane Austen'in edebi çevreden arkadaşları olmamıştır.

- Jane Austen, saçına şekil verme işkencesinden kurtulduğu için şapka taktığını belirtmiş.

- Jane Austen duygusallığa düşmandır.

- Jane Austen ılımlı muhafazakardır.

- Jane Austen'in romanları duygusal komedi türündedir.

24 Nisan 2019 Çarşamba

Jane Austen Kitap Kulübü #2 Duygu ve Duyarlılık

Jane Austen Kitap Kulübü'nün ikinci toplantısını 20 Nisan Cumartesi günü gerçekleştirdik. Aranızda psikiyatr var mı acaba lütfen bana şizofren olmadığımı söylesin. Çünkü hala böyle mükemmel, harika, olağanüstü bir şeyin gerçekleştiğine inanamıyorum. Hepsi kafamın içinde oluyorsa biraz kırılırım açıkçası.


Bu toplantıda Akıl ve Tutku'yu tartıştık. Eski üyelerin yanında kulübümüze yeni üyeler de katıldı. Yazıya başlamadan kulübümüze gelip değerli görüşlerini bizden esirgemeyen Berfin'e, Burcu'ya, Büşra'ya, Nilay'a, Elif'e, Yeşim'e, Melis'e ve Ayşe'ye teşekkürü bir borç bilirim.

Cumartesi günü tam Akıl ve Tutku romanına uygun karanlık bir hava vardı. Ama hiç kimse yağmur yağacak diye varsayımda bulunmadı çünkü Willoughby'nin nefretini kazanmak istemeyiz. (Yalnızca Akıl ve Tutku'yu okuyanların anlayacağı bir şaka yaptım. Bu ve benzeri mükemmel, harika, olağanüstü esprileri anlamak için kulübe katılmanızı salık veririm.) 

Sabah Instagram'a "Taksim Meydanı'nda bileğiniz burkulur da düşerseniz Willoughby'lere pabuç bırakmayın içinizden saymaya başlayın ve Albay Brandon'ın gelmesini bekleyin" yazarak bir fotoğraf paylaşmıştım. Sonra kulübe giderken ayağım kaydı ve neredeyse düşüyordum. Jane Austen sen misin?

Yazının devamında kulüpte konuşulanlardan bahsedeceğim.

- Elinor karakteri kulüp üyeleri tarafından çok sevilmedi. Daha doğrusu Elinor'un safi mantığı sevilmedi. Duygu biraz duygu bütün isteğimiz buydu yani galiba.

- Willoughby'yi kulübümüzün geneli itici buldu ve Edward'ın arkasından da biraz ağır konuşuldu.

- Hugh Grant'in sadece Nothing Hill filminde yakışıklı olduğu hususunda konsensüse varıldı.

- Albay Brandon'ın Willoughby Marianne yakınlaşmasını engellemeye çalışmaması strateji olarak algılandı. Yoksa Albay Brandon ölümü gösterip sıtmaya razı etmeye mi çalıştı :D

- Bay Palmer karakteri çoğu üye tarafından çok ilginç bulundu ve ona ayrı bir kitap yazılsaydı nasıl olurdu üzerine bir süre kafa patlatıldı.

- Elinor ve Palmer evlensin diyenler de oldu.

- İngilizlerin film/dizi kastlarını beceremediği ise herkes tarafından kabul edilen bir gerçek oldu. Amerikalılar neredesiniz?


- Bay Middleton'ın günümüzde yaşasaydı Facebook'dan çıkmayan emekli memur  gibi olacağı üzerine sözler edildi.

- Marianne'in kendisini taşıyan her erkeğe aşık olması üzerinde yeterli bir süre duruldu.

- Steele kardeşlere aynı oranda gıcık olunuldu.

- Elinor'a Edward'ı kimse yakıştıramadı.

- Marianne'in feminist olup olmadığı üzerine tartışıldı.

- Jane Austen'e feminist değil diyenlere onu okumayan sığ insanlar damgası vuruldu.

- Sözde feministlere atıp tutuldu.

- Önemli günlerin gazeteye ilan verilmesinin günümüzün sosyal medyasına benzemesi üzerine laflar edildi.

- Ve bir de laf nasıl olduğunu bir türlü anlayamadığımız bir biçimde Bay Darcy'ye gelip durdu. Vallahi ilginç.

Ve daha yazamadığım çokça şey konuşuldu. Sohbetimize katılmak istiyorsanız sizleri de bir sonraki toplantıya bekliyoruz. 

Gelecek kitap Gurur ve Önyargı. 2005 yapımı filmdeki bazı sahneleri de beraber izleyip üzerine konuşma kararını şimdiden aldık benden söylemesi.

Eğer ben Jane Austen seviyorum diyorsanız ve gelecek toplantıyı kaçırırsanız biraz üzülebilirsiniz. 

Ee siz neler yapıyorsunuz?

14 Nisan 2019 Pazar

Jane Austen Kitap Kulübü 2. Toplantı Bilgileri

Merhaba!

Pazar rehaveti çöktüyse sizi canlandırmak için bir haberim var. Kitap kulübümüzün ikinci toplantısının tarihi belli oldu. Yeey!
sense and sensibility ile ilgili görsel sonucu

20 Nisan Cumartesi günü saat 19.30'da GalataPerform'da tüm Jane Austen severleri bekliyor olacağım.

Bu ikinci toplantı ama kitapları okumaya yeni başlıyoruz. Akıl ve Tutku (Sense and Sensebility) bu toplantıda konuşacağımız kitap. 

Marianne'le duygusal doruklara çıkarken Elinor'la mantıklı denizlerde yüzeceğiz. Willougby'yi yerin dibine sokacak Albay Brandon'ı övüp göklere çıkaracağız aynı zamanda Edward'a burun kıvıracağız! Gündemimiz yoğun.

Tamam kulüp fikri güzel de aklımda bazı sorular var diyorsanız müracaat:

Twitter: austenzede
İnstagram: austenzedee (sonunda iki "e" var dikkat)

Kitabı okurken "bu kimdi ya" dediğiniz her anda da yazabilirsiniz. Hizmette sınır yok!


Elim çenemde mesajlarınızı bekliyor olacağım.
Sincerely, Austenzede.


20 Mart 2019 Çarşamba

Jane Austen Kitap Kulübü #1

Bu gerçekten yaşandı mı yahu? 

Ciddi ciddi yaşandı böyle bir gün yani... 

İnşallah ben uydurmuyorumdur. 

Gerçi 15 şahidim var ama her biri de öyle harika insanlardı ki onlar da hayal ürünü olabilirler.


16 Mart 2019 Cumartesi günü saat 19.00'a kadar hayatımın en güzel gününü Jane Austen'in 200. yıl dönümü etkinliğinin olduğu gün sanıyordum. Ama bu gün açık ara öne geçti vallahi. E tabii ki ballandıra ballandıra anlatmanın vakti geldi. Neredeyse 10 yıllık bir hayalin gerçekleşmesi şerefine uzun bir yazı geliyor. Kemerlerinizi bağlayın 19. yy.a ışınlanıyoruz. Gerçi at arabasıyla tıngır mıngır gidiyoruz demek daha doğru olur ama neyse.

Bir Jane Austen Kitap Kulübü kurabilmek için cesaretimi toplamam tam 6 yılımı aldı. Son zamanlarda sürekli bu kulübü kurmak aklımdaydı. Ama nasıl olur, kim gelir, nerede buluşulur vs. vs. şeyler düşünüp bu düşünceyi zihnimin derinliklerine, bir gün bir roman yazmak ve kaygısız bir insan olabilmek hayallerimin arasına iteliyordum. Sonra dm'den birkaç kişi böyle bir oluşuma benzer bir şeyler yapmamla ilgili mesaj gönderdi. Ben de bu bir işaret herhalde dedim ve işte bu noktadayız.

Önce biri Twitter'dan diğeri Instagram'dan olmak üzere iki duyuru paylaştım. Başlangıçta 5 kişi falan dönerse bir kafede buluşuruz diye aklımdan geçiriyordum. 30'a yakın kişi ben gelirim deyince beni bir panik hali aldı. Tam 5. sivilcemi çıkarıyordum ki Nilay Twitter'dan imdadıma yetişti ve onun çalıştığı tiyatroyu bir akşamlığına kiraladık. Bu önemli ayrıntı hallolunca ben yaklaşık 32 maddelik kulüp üyelerine verilecekler listesi hazırladım. Allah'tan akl-ı selim kardeşlerim ve arkadaşlarım var da beni bu listeyi 4'e indirmeye ikna ettiler. 

Tabii her şeyi ellerimle hazırladım. Jane Austen kitap kulübünde bilgisayar çıktısı yakışık almazdı. Onları tek tek hazırlamak epey uzun sürdü. Bazı günler akşama doğru parmaklarımın komutlarıma itaat etmedikleri bile oldu. Onlar benden akıllı! 

Öncelikle Jane Austen döneminde olduğu gibi herkese birer davetiye yazdım. Davetiyeleri herkesin evine göndermek için bir uşak tutmamak adına kendimle uzun uzun konuştum. Buluşma gününe kadar sabretmek hayli zor oldu. Davetiye metnini de ekliyorum belki merak edenler olur. Bu arada yazdıklarım Jane Austen kitaplarından birindeki mektuptan uyarlanarak yazıldı. Mektubu hatırlayan varsa yorum yazsın!

"Saygıdeğer hanımefendi,

Eğer bendenize acıyarak Jane Austen Kitap Kulübü'nde bol bol kitap okuyup üzerine konuşma teklifimi kabul etmezseniz ben ve Jane Austen sevgim ömrümüzün sonuna dek birbirimizden nefret etmek tehlikesiyle karşı karşıya geleceğiz. Çünkü sabahtan akşama dek Jane Austen ile baş başa geçen bir günün okuduklarını birileriyle konuşma ihtiyacı hissetmeden sona ermesi görülmüş şey değildir. Jane Austen Kitap Kulübü'nü teşriflerinizle şereflendirmenizin sizin için de bir sakıncası yoksa okunacak kitapların sırasını mektuba iliştiriyorum.

En derin saygılarımı ve iyi dileklerimi bildiririm.

Sincerely
Austenzede"

Davetiyeyi yazdıktan sonra Jane Austen dönemi mektup katlama stillerini araştırıp davetiyeleri ona göre hazırladım. Dörde katlamak Regency Dönemi'ne hakaret olurdu herhalde!





İkinci olarak Jane Austen temalı birer ayraç yaptım. Üzerine de Northanger Manastırı kitabından "İnsan, ister erkek olsun ister kadın eğer iyi yazılmış bir romandan zevk almıyorsa dayanılmaz ölçüde aptaldır." sözünü yazdım.







Jane Austen kitabındaki kişilerin ve akrabalık ilişkilerinin herkesin kafasını karıştırdığı  gibi bir gerçek ortada duruyorken Austenzede de durur mu herkese okunacak ilk kitabın soy ağacını çıkarttı. Onları da bir diğer mektup katlama stiline göre hazırlayıp mumla mühürledim. Bu mühürleme işi ne zor işmiş yahu. Vallahi helal olsun size 19. yy. mektup yazarları :D





Son olarak Jane Austen Kitap Kulübü'nün ilk toplantısında Jane Austen'le fotoğraf çektirmek isteyen olur diye bir çerçeve hazırladım.



Ben hazırlıkları yaparken buluşma günü ne ara geldi hiç fark etmedim demeyi çok isterdim ama bir hafta kala uykularım beni kör kuyularda merdivensiz bırakmışlardı bile. 

Buluşma günü sabah erken kalkıp Jane Austen dönemi sosyal yaşamına dair araştırma yaptım. Buluşma 19.00'daydı ama ben 15.00'te evden çıktım :D "Taksim meydanında ıslıkla Aşk ve Gurur'un soundtrackini çalan birini görürseniz telaş  yapmayın o benimdir." diye de bir tweet atmıştım çıkarken. Öyle de oldu, caddeyi nasıl yürüdüm bilmiyorum.

Arkadaşımla saatin gelmesini beklerken içimden hiç kimse gelmezse yapabileceklerimiz temalı 8. planımı kuruyorken üyeler gelmeye başladı. Sonra biz kulüp üyelerinden Deniz'le durakta buluştuk ve tiyatroya geçtik. Herkes teker teker geldi ve böylece harika bir akşama hep beraber imza attık :D

O kadar harika insanlar gelmişti ki bir ara heyecandan kabanımı çıkarmayı bile unutmuşum. Önce sırayla kendimizi tanıttık. Herkes o kadar farklı alanlardan mezun olmuştu ama o kadar aynı heyecanı yaşıyordu ki hem şaşırdım hem sevindim. Aramızda Mr. Darcy'nin gerçek olamayacak kadar mükemmel bir varlık olduğunu düşünenler çoğunluktaysa da Mr. Darcy'sini yanında getirmiş olanlar da vardı <3

Herkes Jane Austen'le tanışma hikayesini anlattı. Hikayeler birbirinden farklıydı ama Jane Austen hepimizi aynı şiddette etkilemişti. 2 saat göz açıp kapayıncaya kadar geçti. Mr. Darcy'den Heatcliff'e, Bronte kardeşlerden Judith McNaught'a her şeyden konuştuk.

En sonunda ben her ne kadar bitmesini istemesem de bir sonraki toplantıda görüşmek ümidiyle birbirimizden ayrıldık. Gerçek anlamda mutlu olduğumu hissettiğim nadir anlardandı. Önümüzde 7 toplantı var ama şimdiden toplanıp arada filmleri de izleyelim sözleri verildi.

Özel teşekkür köşesi;
Nilay'a, Deniz'e, Elif'e, Gayenur'a, Işık Selin'e, Melis'e, Ayşe'ye, Nur Hilal'e, Mehmet'e, Nur'a, Rümeysa'ya, Yeşim'e, Aylin'e teşrifleriyle kulübümüzü şenlendirdikleri için teşekkürü bir borç bilirim <3 

(İsimler karışık olarak yazılmıştır, yanlış yahut eksik varsa ikaz ediniz ben kendimi paylarım.)

Oradan da geçti leylekler...



Not 1: Gurur ve Önyargı'yı okuduğumuz toplantıda kimse benden mantık beklemesin rica ederim. Şimdiden Bay Darcy'nin gerçek boyutlarda maketini nasıl yaptırabilirim diye düşünmeye başladım.

Not 2: Hazırlıkları yaparken Bir İstanbul Masalı dizisini izlemeye başladım arkada bir ses olsun diye. O değil de Mehmet Aslantuğ'un oradaki hali tam Bay Darcy değil mi yahu. 

Not 3: Kitapları okuma sıramız aşağıdaki gibidir. İlk toplantıyı kaçırmış olabilirsiniz ama önemi yok. Jane Austen seven herkesin başımızın üstünde yeri var. Bir sonraki toplantıya bekleriz efendim. Bir sonraki toplantı 1 ay sonra olacak ve eğer bir aksilik çıkmazsa yine GalataPerform'dayız. 

(GalataPerform manzarası)




Duygu ve Duyarlılığı okuyup gelmeniz yeterli. Edward'a burun kıvırmak, Willoughby'ye ateş püskürmek ve Albay Brandon'ı övüp göklere çıkarmak için sabırsızlanıyorum...

1. Duygu ve Duyarlılık
2. Gurur ve Önyargı
3. Northanger Manastırı
4. Leydi Susan
5. Mansfield Park
6. Emma
7. İkna

Galiba yazı bitti ama asla bitiresim yok. Ee daha daha nasılsınız?

(Bu da bendeniz, teşekkürler.)