dizi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
dizi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Eylül 2025 Pazar

Miss Austen Dizisi

 


Neden bilmiyorum ama bu diziyi izlemek bana garip bir sakinlik hissettirdi. Dizi BBC tarafından 2025'te yayınlandı. 4 bölümlük mini bir dizi. İlk bölümde gerek var mıydı bu açıdan da bakmaya gibi bir yorum zihnimde canlansa da bölümler ilerledikçe ve dizi bitince iyi ki yapmışlar dedim. Bu zamana kadar gördüğümüz en yapmacıksız Jane tasviriydi bence. Nüktedan mizacı öyle doğallıkla verilmiş ki Jane'i gizlice kamera kaydına aldıklarını düşünmedim değil. Daha önce izlediğim uyarlamalarda en sık gördüğüm şey Jane'i "lafı gediğine oturtma nöbeti tutuyor" gibi göstermeleriydi ve bu durum beni çileden çıkarıyordu. Miss Austen dizisi derin bir rahatlama yaşattı. 

Diziyi izlerken Jane'den sonraki dünyaya bir göz atıyoruz. Anılarla kısaca Jane'in yaşamından kesitler de izliyoruz. Jane Austen'in yaşamına dair bilginiz sınırlıysa diziyi anlamakta güçlük çekebilirsiniz. Ama Jane Austen seviyorum ve onunla ilgili her şeye vakıfım diyen birinin mutlaka izlemesi gereken bir yapım olduğunu düşünüyorum.

İzleyenler var mı? Siz ne düşünüyorsunuz?

9 Nisan 2020 Perşembe

Jane Austen'in Yarım Kalmış Romanı Sanditon'ın Dizisi

Ben yalandan da olsa centilmenlik görmek istiyorum ya var mı! Kandırılmak istiyorum, toz pembe bir Jane Austen dünyası görmek istiyorum belki. Ama yok bayılıyorsunuz gerçeğin gözünden bakmaya. Bu tavrınızla sadece beni 2005 yapımı Gurur ve Önyargı izlemeye teşvik edebilirsiniz anca. Biraz sinirlendim ama geçti. Şimdi eski vakur, mantıklı, aklıselim halime dönebilirim. Teşekkürler.



Meğerse ben Jane Austen etkisini unutmuşum. Evli sandıklarım kardeş, kardeş sandıklarım evli çıkıyor. Heywood'lar, Parker'lar havada uçuşuyor. Hangisi soyadı hangisi yer adı başım dönüyor. Jane Austen okumaya yeni başladığım yıllara şöyle bir gittim geldim 8 bölüm boyunca.

Hangi sahne Jane Austen'in kalemi hangi sahne senarist marifeti bilememek küçük, tatlı anksiyete krizlerine sebebiyet vermedi desem yalan olur ama üstesinden geldim. Peki bu bir final miydi, 2. sezon gelecek mi, gelecekse ne zaman gelecek, bu kitabı hangi yüce gönüllü insan Türkçeye çevirecek, çevirecekse ne zaman çevirecek, bana bu soruların cevabını kim verecek?

Tamam sakinim.
Diziyi izleyenleri göreve çağırıyorum. Burada görev diziyi benimle tartışmak oluyor. İzleyen var mı ne düşünüyorsunuz çok merak ediyorum.

Sanditon, Jane Austen'in yarım kalmış bir romanı. Kitaba Jane Austen ilk başta The Brothers adını vermiş ama sonradan Sanditon olarak değiştirilmiş. 

Esas kızımızın adı Charlotte Heywood, esas oğlanımız ise Sidney Parker. Dizide Parker ailesinin Sanditon adlı sahil kasabasını popüler bir tatil yerine dönüştürme çabalarını izliyoruz. Denham ailesinin üyeleri arasındaki miras mücadelesi de anlatılan hikayeler arasında. Bunun yanında işçi kesimini temsilen Stringer ailesi de hikayede kendilerine yer buluyor. Miss Lambe kölelik düzeni eleştirisi için boy gösteriyor. Charlotte Heywood ise bu hikayelerin tamamen dışında ama çokça içinde bir karakter. 



Jane Austen'in olmazsa olmaz teması hayırlı kısmet savaşlarının olmadığını da düşünmediniz herhalde. Evlilik mücadelesinin en mütecaviz halini görüyoruz dizide.

Eserin Jane Austen'e ait olduğunu bilmesem asla ama asla anlamazdım. Kölelik eleştirisi, siyahi oyuncular, ensest, entrika... adeta bir pembe dizi gibiydi. Bir yerlerden İvo falan da çıksa asla şaşırmazdım. Kendimi tutamıyor ve diziye Jane Austen havasından yoksunluk teşhisi koyuyorum.

Dizi janeaustenvari değildi ama dans sahnesi muntazamdı. Herkesçe bilinen bir gerçektir dans sahnesi etkileyici olan dönem dizisinin kendisinin de güzel olacağı! Tamam bunu az önce ben uydurdum ama neden olmasın.




Lord Babington karakterine de bir paragraf ayırmak istiyorum müsaade ederseniz. Ben Bay Darcy'nin bile gerçek olacağına inanırım ama Lord Babington'ın gerçek olabilme ihtimaline hiçbir güç beni inandıramaz. Jane Austen yine acımamış dostlarım. Spoiler olmasın diye fazla anlatamıyorum ama bundan sonra Lord Babington kutsalımdır bu böyle bilinsin, teşekkürler.



Evet gelelim Sidney Parker ve Charlotte Heywood'a. Ana karakterlerimizde Elizabeth-Darcy edası oldukça belirgindi. Bu beni üzdü çünkü birbiriyle anlaşamayan ve sürekli "didişen" çift olma özelliği sadece Lizzy ve Darcy'de cool duruyor. Diğer versiyonlar başkası adına utanmama neden oluyor sadece. Çünkü bu çok hassas bir denge bence. İnce işçilik olmadığında çiğ duruyor ve gülünç bir hal alıyor. Burada senaristin devreye girdiğine yemin edebilirim. Ayrıca Charlotte ve Sidney arasında geçen kişilik tahlili yapma sohbeti Lizzy ve Darcy'ye zimmetli değil mi ben mi yanlış biliyorum. Ya Jane Austen "bi şey" denedi ya da senarist başı sıkışınca yazarın diğer eserlerinden "ilham aldı". Başka nasıl düşünülür bilemiyorum.



Ama ben Sidney Parker'a ikna oldum arkadaşlar. Hatta görür görmez "geç şöyle otur diğer Jane Austen karakteri arkadaşlarının yanına baş köşeye" fElan diyesim geldi. Hem de hiç düşünmedim direkt dış görünüşünden yargıladım.




Her şeyi bir kenara bırakırsak ben alışmışım en ağır hakaretlerin bile altan altan sinsice söylenmesine. Dizinin bam bam bam tavrını sevemedim bir türlü. Hayır zekamızdan şüpheniz mi var nedir yani?

Özetle diziyi beğenir gibi oldum ama Jane Austen kategorisinde değerlendirmeye gönlüm razı olmuyor. Kitabı Türkçeye çevrilene kadar bekleyeceğiz el mecbur. 

-spoiler-

Charlotte'ın Sidney'ye "benim hakkımda kötü düşünmeyin" demesi ve Sidney'nin "hayır sizin hakkınızda kötü düşünmüyorum, sizin hakkınızda bir dakika bile düşünmedim" demesiyle yerle bir oldumsa da Charlotte "madem benim hakkımda düşünmüyorsunuz o zaman neden kaba olmak için bu kadar çaba harcıyorsunuz" dedi ve günü kurtardı. Hasret kalmıştık böyle Jane satırlarına.
Ama dizinin sonunu hafızamdan silmek istiyorum. Ben kafamda kendime göre harka bir son yazdım bile.

-spoiler bitti-

Not: Bu erkek bedeninin bir meta olarak kullanılmasını ne yapacağız yahu? Halbuki bize bir silindir şapka ve 19. yy. outfiti de yeterdi yani bu kadar çabaya gerek yoktu. Biz göl sahnesini savunacağız ama yine de siz bilirsiniz.



Not 2: Hangisi Jane hangisi senarist bilemediğimden tam sinirlenemiyorum ama Sidney ve Bay Darcy arasındaki benzerlikler sizce de aşırı değil miydi. Kitabı okuduktan sonra sinirlenip sinirlenmemeye karar vereceğim o zamana kadar şimdilik hoşça kalın.

31 Aralık 2018 Pazartesi

2018 Nasıl Geçti?

Benim neyim eksik dedim ve ben de bir 2018 nasıl geçti yazısı yazmaya karar verdim. Hayatım eksikmiş! Bunu öğrendiğim iyi oldu ama yine de izlediğim filmlerden okuduğum kitaplardan bahsetmek istedim. Ajandamı aldım önüme başlıyorum.


Öncelikle 2018 benim için çöp bir yıldı. Bunu ben tercih ettim çünkü KPSS'ye kendimi adamak istiyordum. Eline ne geçti derseniz.. demeyin çünkü kırılırım :D

Yıla yeni kararlarla başladım Barış Özcan'ın zinciri kırma videosundan ilham alarak her gün 100 soru hedefi koydum kendime ve bunu sınava kadar hiç aksatmadım. Kendimi tebrik ediyor gözlerimden öpüyorum.

Defalarca iş başvurusu yaptım ama bununla ilgili ayrıca bir yazı yazacağımdan göz yaşlarımı şimdilik içime akıtıyorum.

2018'de yüksek lisansa başladım. Bu çok farklı bir deneyimdi. Bu zamana kadar herkes yüksek yaptım diye geçiştiriyordu ama kimse bu kadar zor olduğunu söylememişti! Beni bir miktar yıprattı bu kararım. Hayatımda ilk defa stresten kilo verdim. Ama bu sene yazdığım 2 makale bilimsel dergilerde yayınlandı yey! Roman yazarı olmak isterken hayat beni nerelere sürükledi, üzücü.

2018'de 2. defa teyze oldum. 

KPSS'ye 2. defa girdim. Dünyanın en kötü psikolojisi! Allah bir daha bu Austenzede'ye KPSS çalıştırtmasın :( 

Mösyö Taha'nın Büyücü Kitap Kulübünün son toplantısına katıldım. Çok iyiydi! Mösyö Taha ile ilgili ayrı bir yazı yazacağım en kısa zamanda.

2018'de gözlerimin 3'e 3.25 derece miyop olduğunu öğrendim ve gözlük kullanmaya başladım. Hayatı bu kadar net görmeye gerek var mıydı hiç bilmiyorum.

Hayatımdaki gelişmeler bu kadar. Aşağıdaki yaşam belirtileriyse sınav sonrası günlerde yaptıklarım yanlış anlaşılmasın :D

İzlediğim Filmler

Coco 10/10
Mamma Mia 6/10
Edebiyat ve Patates Turtası Derneği 9/10
Roman Holiday 8/10
Sevdiğim Tüm Erkeklere 5/5
Aşk Rehberi 10/10
Katip 10/10
Beklenen Şarkı 10/10
Hindistan Cevizi 8/10
Sex And The City 1-2-3  2/10
Hep O Şarkı 10/10
Perfect Stranger 10/10
Söz ve Müzik 3/10
When We First Met 3/10
Aşk Tutkunu 6/10
Sierra Burgess is a Loser 7/10
Kabakçığın Hayatı 10/10
İnanılmaz Aile 2  8/10
Kaptan Fantastik 10/10
Fantastik Canavarlar Grindelwald'un Suçları 7/10
Neredesin Firuze 10/10
Ernest Olmanın Önemi 6/10
Wonder 10/10
A Star İs Born 1/10
Ahlat Ağacı 10/10
Sweet Home Alabama 3/10
Ölümlü Dünya 10/10
Bisikletli Çocuk 6/10
Kefaret 8/10
Ladybird Ladybird 8/10
Sib 7/10
Hedefim Sensin 8/10
Müslüm 9/10
Holiday Calendar 6/10
Croodlar 10/10
Kevin Hakkında Konuşmalıyız 7/10
Deadpool 2 9/10

İzlediğim Diziler

The Big Bang Theory 10/10
Young Sheldon 10/10
Six Feet Under 10/10
Sex And The City 9/10
Rediant Office 9/10
Black Mirror 10/10

Gittiğim Konserler

Mabel Matiz Bostancı Konseri (Mabel'e laf yok fakat Bostancı'ya bir daha gideceğimi sanmıyorum)
Harry Potter In Concert Sırlar Odası (Muazzamdı tek kelimeyle)
Edis Harbiye Konseri (En yakın arkadaşımla gittiğim için kötü olması söz konusu olamayacak bir konderdi)
Harry Potter In Concert Azkaban Tutsağı (3 film içinde en iyisiydi!)

Okuduğum Kitaplar

Mücella-Nazan Bekiroğlu 10/10 (Mücella beni tarumar etmişti hatta bir yazı yazmayı da düşündüm ama o sıralar yoğun olduğumdan yazamamıştım ama ahh hala kalbim acıyor.)
Yol Ayrımı -Kemal Tahir 10/10
Anlat Anneanne- İpek Ongun 10/10
Nar Ağacı-Nazan Bekiroğlu 8/10
Sapiens- Yuval Noah Harari 10/10
Kılıç Yarası Gibi-Ahmet Altan 10/10
İsyan Günlerinde Aşk-Ahmet Altan 10/10
Ferrarisini Satan Bilge- Robin Sharma 7/10
Aldatmak-Ahmet Altan 8/10
Puslu Kıtalar Atlasa (Henüz bitmedi)
Ve Jane Austen'in tüm kitaplarını bu yıl yeniden okudum. Bu sene çok kitap okuyamamamın nedeni yüksek lisans ve KPSS :( Sad but true.

Ben şimdi bunları niye yazdım dedim bi an ama siz okumazsanız ben okurum :D Ne yapalım iş başa düştü :D

Sizin yılınız nasıl geçti?
A) Sadece ölmedim
B) Geçti mi
C)  Bay Darcy'yi bulmuşum gibi
D) Dizisini çekseler izlemem
E) Yazsam roman olmaz belki hikaye 
F) Deneyim oldu

15 Temmuz 2015 Çarşamba

Downton Abbey

   

    Birkaç gündür bir şeyler yazamıyorsam sebebi Downton Abbey'dir! Kendisi yeni takıntım olur tanıştırayım. Ve evet yine geç keşfettiğim şeylerden biri. Dizi 2010'da başlamış şu an için 5 sezon hala devam ediyor yanılmıyorsam. Downton Abbey 20. yy.'da İngiltere'de modernleşmeye karşı bir malikanenin duruşunu anlatıyor. Hizmetçiler, uşaklar, leydiler, lordlar, dükler, düşesler, şoförler falan derken baya sarıyor sizi. İlk 3 sezonu soluksuz izledim. Şimdi 4. sezona başladım daha tam anlayamadım bu sezon nasıl ama eğer günümüzden sıkıldıysanız bir bakın derim ben. Biraz Jane Austen romanlarını andırıyor sanırım çok sevmemin nedenlerinden biri de bu. Dizide birçok hikaye aynı anda işleniyor birini sevmezseniz diğerini mutlaka merak ettiğinizden devam ediyorsunuz izlemeye. İnternet'ten, İnstagram'a sürekli fotoğraf atan aynı zamanda nefret ettiğiniz sürekli gezen kızdan, Facebook'da yıllanmış capsleri paylaşan akrabanızdan, Whatsapp'dan ilişki başlatan ve orada ayrılan çiftlerden, Twitter'dan dünyayı kurtaran özgürlükçü kızdan, teknolojiden fazlasıyla sıkıldıysanız izlemelisiniz. Şimdi konuşsam spoiler olacak sussam gönül razı değil ama yazıya burada son veriyorum. Bu arada ben bu dizide olsaydım eğer leydi hizmetçisi O'brain'ın saçı olurdum tüm modernleşmeye karşı dimdik ayakta ve hep aynı hadi görüşürüz.

İzlemeniz için şöyle bir neden de var tabi



5 Mart 2015 Perşembe

The Big Bang Theory

     Kardeşimle birlikte The Big Bang Theory izlemeye başladık. Dizinin 7 sezonu bitti şu an 8.si devam ediyor. Eğer siz de kelimelerle yapılan komedilerden hoşlanıyorsanız mutlaka izlemelisiniz. İzlerken sık sık diziyi durdurup kahkahalarla güldük. 7 sezonu bir çırpıda bitirince bir boşluğa düşüyor insan benim tavsiyem elinizden geldiğince yavaş izleyin :D Yazının devamı spoiler içerebilir.




Kısaca konuya değinmek gerekirse dizi 3 ana karakterin etrafında dönüyor ama diğer karakterler de oldukça önemli. Sheldon Cooper üstün zekalı bir teorik fizikçidir 11 yaşında üniversiteye başlamış 14 yaşında doktorasını yapmaya başlamıştır ama ne yazık ki bu zekası toplumdan soyutlanmasına sebep olmuştur. Kendisi bunda bir kötülük görmese de insanlarla iletişim kurması bir hayli güçtür. Rutininden asla sapmaz, değişikliklerden nefret eder, duygusal ilişkiler midesini bulandırır, dokunulmaktan hoşlanmaz, titizdir -hatta bir otobüs pantolonu vardır ki bir bölümde otobüsten inince çöpe atmıştır- , çizgi roman okumak, bilgisayar oyunları oynamak, fantastik filmler izlemek, sevdiği filmlerle ilgili şeyleri biriktirmek hobileri arasındadır, sosyallikten nefret eder ve daha birçok değişik huya sahiptir.




       Ev arkadaşı Leonard da üstün zekalıdır ama sosyal olmayı da çok ister karşı komşusu Penny'e aşık olur Penny ve birtakım "inek" faaliyetler arasında gelir gider. Diğer arkadaşları Howard ve Raj'ın da onlardan kalır yanı yoktur. Raj kadınlarla konuşamaz Howard'ınsa garip zevkleri vardır onlarda son derece zekidirler. Dizide olaylar yeni kişilerin de katılımıyla bu çerçevede devam ediyor.
     Beni en çok etkileyense kendimde onlardan bir şeyler bulmam sanırım. Benim kişilik özelliklerimin birkaç kat arttırılmış hali onlarda var. -ne yazık ki onlar kadar zeki değilim ama liseyi dereceyle bitirmek sayılıyorsa inek olduğum söylenebilir- Değişikliklerden nefret etmemi, fazla kuralcı olmamı, rutinimden sapamamamı, Jane Austen'le ilgili her şeyi toplamaya çalışmamı, fantastik filmleri sevmemi, duygusal ilişkilerin bana biraz saçma gelmesini sayarsak Sheldon'la uzaktan akraba çıkabiliriz. Sanırım onlara en çok benzeyen yanım da kolay arkadaş edinememem :D Sheldon'ın benden çok arkadaşı olduğunu düşünürsek vasat bir durumdayım diyebilirim :D:D Ama tbbt sayesinde bu durumlara gülüp geçebilmeyi öğrendim. Bir arkadaşa ihtiyaç duyduğumda Shelly ve "tayfası" hep yanımdaydı :D:D Neyse daha fazla spoiler vermeyeyim eğer değişik bir şeyler arıyorsanız mutlaka izlemelisiniz bir küçük tavsiye diziyi izlerken ön yargılarınızı bir kenara bırakın ve bazı şeylere gülüp geçin! Şimdilik hoşça kalın :)





Not: Ben bu dizide olsaydım eğer Amy'nin yalnızlıktan kendi için oluşturduğu ve dünya üzerinde sadece kendisinin bildiği dil olurdum.


21 Şubat 2015 Cumartesi

"Hatırla Sevgili" Ya Da Boş Ver Unut Gitsin

    Okulum ara tatile girince kardeşim ve ben izleyecek bir şeyler bulmaya karar verdik. Tatilimiz 40 gündü ve kış mevsimi bizi evde yapılabilecek aktivitelere yönlendirdi. Derken kardeşim hiç aklımızda olmayan eskilerden bir diziyi açtı ve benim payıma da sorgulamadan izlemek düştü. Annemi de ayartıp Hatırla Sevgili'yi izlemeye başladık. Başlangıçta göz ucuyla diziyi takip eden annem 40 günün sonunda işlerini diziye göre ayarlamaya başladı. Şu an kahvaltıda, akşam yemeğinde ve boş bulduğumuz her anda Hatırla Sevgili bize arkadaşlık ediyor. 


  Bizi böyle bağımlı yapan hayatın sıradanlığı mıydı yoksa dizinin nahifliği mi hala karar veremiyorum. Dizinin ilk bölümleri beni heyecanlandırdı doğrusu ama çevremdeki ilişkilere baktığımda Yasemin'in ve Necdet'in aşkından en ufak bir kırıntıya bile rastlamadım. Çevremde tahammül etmeye, görmezden gelmeye, cılız bir sevgiye ya da çok çok yalnızca saygıya dayalı ilişkilere rastlıyorum hep. 



Bölümler ilerledikçe bir soruyla daha yüzleşmemiz gerekti. Delicesine aşık olacağımız onun adına methiyeler düzeceğimiz bir Ahmet mi istiyorduk yoksa bizi imkansız aşkına karşılık yaptığı fedakarlıklarla mahcup eden Necdet mi? Ah Necdet...


Neden mutlu sonlar beraberinde mutsuz pek çok insanı da sürükler. Neden iki insanın mutlu olması için başkalarını üzmesi gerekir. Ben içinde mutsuz Necdetlerin olduğu dünyaları reddediyorum! Hatırla Sevgili'yi izleyince kendime her şeyin teknolojik olduğu bir zamanda yaşadığım için üzüldüm. Neyse lafı fazla uzattım annem Hatırla Sevgili'den bir bölüm aç izleyelim diye çağırıyor. Size iyi geceler.