1 Mart 2026 Pazar

Jane Austen Kitap Kulübü #46 Howards End

Jane Austen Kitap Kulübü 46. toplantısını 01.03.2026 tarihinde Pazar günü gerçekleştirdi. Bu toplantıda E. M. Forster'ın Howards End romanını konuştuk.



Kulüp üyeleri olarak yine zorlu bir okuma deneyiminden geçtiğimizi itiraf edebilirim. Bu defa sonunu getirebildik ama birkaç tel saçımız beyazladı.

Yine akıllara ilk olarak çeviri kalitesi sorgulaması gelse de olay örgüsünü takip etmekte de zorlanmıştık. Karakterlerden hem isimleri, hem soy isimleri hem de isimlerinin kısaltılmış halleriyle bahsedilmesi köstek olmuştu bir yandan da.

Yer yer okuduğumuz satırlardan sonra "Ee bu neye hizmet etti şimdi?" duraklaması yaşamıştık. Eserin geçtiği dönemin özelliklerini iyi bilmediğimizden olacak diye bağışladık çabucak kendimizi. Yazarın sembolik anlatımı tat vermeyi geride bırakıp yorgunluk olarak beyin kıvrımlarımızı sızlatmaya başlamıştı. 

Kulüp üyeleri olarak romanı sevdik mi sevmedik mi karar veremedik ama hemfikir olduğumuz tek nokta bu yazardan bir adet roman okumanın kafi oluşuydu. Romanın olay örgüsü için değil de dönem tasviri için okunabileceğine kanaat getirdik sonra.

Romanın İletişim Yayınları çevirisinde yer alan Önsöz ve Sonsöz'leri okuyan üyeler (Belli ki ben değilim) eseri anlamada yardımcı olduğundan bahsettiler bir müddet de.

Yazarın sınıflar arası mücadeleyi anlatması bizim toplumumuzda da sınıflar var mı sorusu üzerinde düşündürdü bizleri. 

Ve son olarak karakterlerin davranışlarını da anlamakta güçlük çekmiştik. Hiçbir karakterle özdeşim kuramamış hiçbir karaktere hak verememiştik. Karakterlerin davranışları ve iç sesleri, değerlendirme yetileri şok etkisi oluşturmuştu yepelek ruhlarımızda.

Bu romanı Gurur ve Önyargı'yı sevenlerin seveceği romanlar listesinde bulmuştuk bir de. Birileri beni hemen kendime getirmezse listeyi Cimer'e şikayet edeceğim. Tutmayın rica ederim.

Sincerely.

Austenzede.


Jane Austen Kitap Kulübü #45 Tess

Jane Austen Kitap Kulübü 45. toplantısını 31.01.2026 tarihinde Cumartesi akşamı gerçekleştirdi. Evet en son yenilgimizden (Kitabı okumayı bitiremediğimiz o hazin hikayeden bahsediyorum.) sonra neredeyse 3 saate varan sohbet süremizden anladığım kadarıyla gümbür gümbür gelmişiz. Ayrıca yeni gelmedik geri geldik dostlarım. Tahtımızdan kalkmanızı rica edeceğim.



Bu toplantımızda Thomas Hardy'nin Tess'ini konuştuk. Öncelikle derin bir nefes almalıyım dostlarım çünkü Tess'in hikayesinin gönüllerimizde bıraktığı derin ah'ı anlatabilmek için ihtiyacım olacak.

Romanı okurken en çok öfke duygusuna teslim olduk sanırım. Kadınların dünyasının hiçbir dönem, sosyoekonomik seviye, entelektüel donanım, ahlak anlayışı fark etmeksizin aynı olması öfkeden başka bir duygu uyandıramadı bizde. Tess'in öyküsünün günümüzden bakınca bile şaşırtmamasına başka ne hissedilir bilemedik.

Öfkemizi nereye doğrultacağımızı da şaşırdık bir süre. Yazara kızamadık olanı olduğu gibi anlatması onun suçu olamazdı. Ama şu kalemden olumlu tek bir kıvılcımın dahi çıkmamış oluşuna çok içerlemiştik. Tess'in kendisini korumayı öğretmeyen annesine ettiği sitem, odasına kapanması, yalnızca gecenin karanlığının refakatinde alabildiği nefes, penceresinden günlerin gelip geçişini seyri, kendi kendine yaptığı vaftiz töreni teker teker kalbimizi kırmıştı. 

Yazarın toplumun iki yüzlülüğünü gün yüzüne çıkartmasını tebrik ve de takdir etmekten de geri duramadık. Görece iyi karakterlerden olan Angel'ın bile Tess'e olan bakışının aniden değişmesi bunun ispatıydı. Yazar "iyiliğin" bile ipliğini pazara çıkarmıştı. Roman bize kadının toplumdaki yerini bir güzel sorgulatmıştı. Her ne kadar değişen dünya diye başlayan cümleler kursak da bu değişim kadının yerini bir milim bile oynatamamıştı. Nitekim eserin sonunda da insanlık inanç tarihini başlatan en ağır taşlardan birinin üzerinde sonu gelmişti Tess'in.

Öfkemizi toplumda, Tess'in annesinde, babasında Alec'de ve Angel'da bir müddet soğuttuktan sonra yazarın Tess'den çocuk diye bahsetmesini de tebrik edebilecek bir psikolojik sağlamlığa gelebilmiştik. 

Sıra sevgi kavramını sorgulamaya geldiğinde yürekler kararmıştı dostlarım. Angel'ın Tess'e karşı duyguları gerçek miydi? Gerçek olan bir anda yitip gidebilir miydi? Kulüp üyelerimizden Rabia'nın Angel'ın aşkını bir orman resmine hayranlık duymak fakat ormana girdiğinde çamurdan rahatsız olmaya benzetmesi bende net bir yanıt oldu. Yeniden kime beddua edeceğimizi şaşırıp soluğu fakirlikte almıştık.

Bir müddet de kadınların sözde modernleşen dünyada erkek rollerini üstlenip bir de onların kendilerini kötü hissetmemesi için sarf ettiği çabaları konuşurken baygınlık geçirmiş olabiliriz. Biri başımdaki yemeniyi sıksın rica ederim. Bu baş ağrısı başka türlü geçmeyecek!

Romanın sonunda hikayenin bitmemesi Liza Lu'da yeniden başlamasıysa geleceğe yönelik ümitlerimizi açamadan soldurmuştu. 

Toplantımızı her zamanki gibi altını çizdiğimiz satırları birbirimize okuyarak sonlandırdık. O kadar çok satır vardı ki buraya yazacak olsam sonunun gelmemesinden korktum. Kitap edebi olarak da epey doyum veriyor onu demeye getiriyorum. Kulüp üyeleri olarak hem Koridor hem Can yayınlarının çevirisini okuyanlar vardı aramızda. İki çeviri birbirinden çok farklı fakat ikisi de güzeldi. 

Sonuç olarak öfke ve üzüntü molalarının gölgesinde bir toplantı daha geçmiş oldu.

Hadi görüşürüz.

Görüşür müyüz?

Görüşelim!


Jane Austen Kitap Kulübü #44 Vilette

Jane Austen Kitap Kulübü 44. toplantısını 27.12.2025 tarihinde cumartesi akşamı gerçekleştirdi. 



Bu yazıda yazacaklarımı tüm kulüp üyeleri çok merak ediyor. Dürüst olmam gerekirse ben de merak ediyorum. Jane Austen Kitap Kulübü tarihinde bir ilk gerçekleşti sayın okurlar. Evet, doğru! Manşetten haberi veriyorum.

Biz bu ayın kitabını tüm mücadelemize rağmen bitiremedik!

Evet böyle bir durumda ne yazılır bilemiyorum. Suçu pandemi döneminde ufala ufala yok olan dikkat süremize mi yoksa video kaydırmaktan pelte olmuş zihinlerimize mi doğrudan romana mı yoksa çeviriye mi yahut Amerika'ya mı atsam siz seçin.

Ama bizi hemen gözden çıkarmayın hatta bize bir oda verin. 

Gerçekten denedik ama kulüp tarihimizde okuması bu kadar zor başka bir eser görmedik. Eseri anlamak için yapay zekadan bile yardım aldık ama nafile. Hatta bir noktada bu yazıyı da yapay zekaya yazdırmam teklif edildi üyeler tarafından. Ama hadi yine iyisiniz ben kaleme alıyorum. Ya da vicdanımı susturmaya çalışıyorum bilmiyorum.

Bir noktada birbirimizin bileklerini kolonya ile ovduğumuzu bile iddia edebilirim. Çünkü Whatsapp kanalı ile olsa da bunu yaptık. Yer yer dayan dedik biz arkandayız, düşersen tutarız. Fakat heyhat bu desteği "Beni bırakın siz devam edin."den koruyamadık.

Aklıma bir ihtimal daha geldi. Suçu eserde sıklıkla geçen Fransızca ifadelerin Türkçe çevirilerinin dipnot şeklinde verilmesinin yoruculuğuna atacağım geliyor. Ama tutuyorum kendimi tamam korkmayın.

Diğer okurların yorumlarına şöyle bir göz gezdirdim de yorumlar iki uca savruluyor. Bizim gibi cinnetin eşiğinden dönüp kitabı duvara fırlatanlar da var kitabı Viktorya Dönemi Edebiyatı'nın başyapıtı olarak görenler de. Belki de doğrudur. Romanı okuyabilseydik belki biz de beğenirdik. Bu gizemi bugün burada çözemeyeceğimiz tek gerçek şey.

Gözyaşlarımın ıslattığı mektup kağıdımda mürekkep cümlelerimi dağıtıyor. Daha fazla devam edemeyeceğim dostlarım. 

Beni affedin.

Battaniye altında ağlamaya gidiyorum. (Reel kaydıracağım.)

Sincerely.

Austenzede...