1 Mart 2026 Pazar

Jane Austen Kitap Kulübü #45 Tess

Jane Austen Kitap Kulübü 45. toplantısını 31.01.2026 tarihinde Cumartesi akşamı gerçekleştirdi. Evet en son yenilgimizden (Kitabı okumayı bitiremediğimiz o hazin hikayeden bahsediyorum.) sonra neredeyse 3 saate varan sohbet süremizden anladığım kadarıyla gümbür gümbür gelmişiz. Ayrıca yeni gelmedik geri geldik dostlarım. Tahtımızdan kalkmanızı rica edeceğim.



Bu toplantımızda Thomas Hardy'nin Tess'ini konuştuk. Öncelikle derin bir nefes almalıyım dostlarım çünkü Tess'in hikayesinin gönüllerimizde bıraktığı derin ah'ı anlatabilmek için ihtiyacım olacak.

Romanı okurken en çok öfke duygusuna teslim olduk sanırım. Kadınların dünyasının hiçbir dönem, sosyoekonomik seviye, entelektüel donanım, ahlak anlayışı fark etmeksizin aynı olması öfkeden başka bir duygu uyandıramadı bizde. Tess'in öyküsünün günümüzden bakınca bile şaşırtmamasına başka ne hissedilir bilemedik.

Öfkemizi nereye doğrultacağımızı da şaşırdık bir süre. Yazara kızamadık olanı olduğu gibi anlatması onun suçu olamazdı. Ama şu kalemden olumlu tek bir kıvılcımın dahi çıkmamış oluşuna çok içerlemiştik. Tess'in kendisini korumayı öğretmeyen annesine ettiği sitem, odasına kapanması, yalnızca gecenin karanlığının refakatinde alabildiği nefes, penceresinden günlerin gelip geçişini seyri, kendi kendine yaptığı vaftiz töreni teker teker kalbimizi kırmıştı. 

Yazarın toplumun iki yüzlülüğünü gün yüzüne çıkartmasını tebrik ve de takdir etmekten de geri duramadık. Görece iyi karakterlerden olan Angel'ın bile Tess'e olan bakışının aniden değişmesi bunun ispatıydı. Yazar "iyiliğin" bile ipliğini pazara çıkarmıştı. Roman bize kadının toplumdaki yerini bir güzel sorgulatmıştı. Her ne kadar değişen dünya diye başlayan cümleler kursak da bu değişim kadının yerini bir milim bile oynatamamıştı. Nitekim eserin sonunda da insanlık inanç tarihini başlatan en ağır taşlardan birinin üzerinde sonu gelmişti Tess'in.

Öfkemizi toplumda, Tess'in annesinde, babasında Alec'de ve Angel'da bir müddet soğuttuktan sonra yazarın Tess'den çocuk diye bahsetmesini de tebrik edebilecek bir psikolojik sağlamlığa gelebilmiştik. 

Sıra sevgi kavramını sorgulamaya geldiğinde yürekler kararmıştı dostlarım. Angel'ın Tess'e karşı duyguları gerçek miydi? Gerçek olan bir anda yitip gidebilir miydi? Kulüp üyelerimizden Rabia'nın Angel'ın aşkını bir orman resmine hayranlık duymak fakat ormana girdiğinde çamurdan rahatsız olmaya benzetmesi bende net bir yanıt oldu. Yeniden kime beddua edeceğimizi şaşırıp soluğu fakirlikte almıştık.

Bir müddet de kadınların sözde modernleşen dünyada erkek rollerini üstlenip bir de onların kendilerini kötü hissetmemesi için sarf ettiği çabaları konuşurken baygınlık geçirmiş olabiliriz. Biri başımdaki yemeniyi sıksın rica ederim. Bu baş ağrısı başka türlü geçmeyecek!

Romanın sonunda hikayenin bitmemesi Liza Lu'da yeniden başlamasıysa geleceğe yönelik ümitlerimizi açamadan soldurmuştu. 

Toplantımızı her zamanki gibi altını çizdiğimiz satırları birbirimize okuyarak sonlandırdık. O kadar çok satır vardı ki buraya yazacak olsam sonunun gelmemesinden korktum. Kitap edebi olarak da epey doyum veriyor onu demeye getiriyorum. Kulüp üyeleri olarak hem Koridor hem Can yayınlarının çevirisini okuyanlar vardı aramızda. İki çeviri birbirinden çok farklı fakat ikisi de güzeldi. 

Sonuç olarak öfke ve üzüntü molalarının gölgesinde bir toplantı daha geçmiş oldu.

Hadi görüşürüz.

Görüşür müyüz?

Görüşelim!


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder