26 Kasım 2019 Salı

Jane Austen Kitap Kulübü 7. Toplantı Bilgileri

Merhaba,

Kasım ayını atladık ama aralıkta yedinci buluşmamızı gerçekleştiriyoruz! 

6 Aralık Cuma günü 19.00'da GalataPerform'da Jane Austen-Mansfield Park konuşacağız. 

Ben kendimi şimdiden Fanny'yi övüp göklere çıkarmaya, Edmund'a burun kıvırmaya, Mrs. Norris hakkında ileri geri konuşmaya hazırladım. 

E tamam hadi çok ısrar ettiniz güzel hatrınız için biraz da Mr. Darcy Mr. Knightley fElan da konuşuruz. Az.

6 Aralık

Cuma

19.00

GalataPerform

Hadi görüşürüz.

Görüşür müyüz?

Bence görüşelim.

Soru, görüş ve öneriler için Instagram: austenzedee


Sizi böyle bekliyorum.

25 Ekim 2019 Cuma

Ruh Adam- Atsız

İnsan düşünebilen ve düşünebilmeyi engelleyemeyen bir varlıktır. Bir şeyin varlığını ortadan kaldırma gücünden yoksunsanız ona sahip olmak bir meziyet olmasa gerek. O sebeple çoğu zaman düşüncelerimle gurur duymam. 

Yahu bu kız ne diyor diyorsanız Jane Austen'le çevrili Mr. Darcy'den bulutlarla örtülü blogumda bir Atsız kitabı inceleme cürretimi mazur göstermeye çalışıyorum. Tabii ki bu blog gayriciddi olduğu için bu yazıda da ciddiyetten bir hayli uzak olacağız. Muhtemelen kurduğum her cümleden sonra içimden 'ben Atsız mı yorumluyorum ya' diyerek kendime yabancılaşacağım ama olsun. 

Eğer klişe esprileri ısrarla yapmaktan imtina etmeyen biri olsam kitabın fotoğrafını İnstagram'da paylaşınca bir sürü kişiden görüşlerini merak ediyorum mesajı aldım aslında 3 kişi meheh falan derdim ama Allah'tan değilim.

(Burada ceviz bir masa üstünde Ruh Adam kitabıyla yanında şekersiz bir Türk Kahvesi hayal etmenizi rica edeceğim.)

Ruh Adam benim Atsız'la ilk tanışmam değil. Atsız okumaya Bozkurtlar'la başlamıştım. Ve o zaman beni en çok etkileyen şey yazarın akıcı dili olmuştu. İlgimi çok da çekmeyen bir konu olmasına rağmen birkaç günde okumuştum kitabı. Ruh Adam da manevi yükü ağır bir kitap olmasına rağmen duru Türkçesi sayesinde elinizden bırakamayacağınız bir esere dönüşüyor. 

Selim Pusat'a gelecek olursak; inandığı şey ne olursa olsun onu savunmaktan çekinmeyen ve ona karşı herhangi bir görüşü savuşturmakta bir saniye bile gecikmeyen her insana olunacağı gibi ona da hayran olmamak elde değil. Ve o insanın şerefini gözünü kırpmadan öldürüp kendi kendini zihnindeki mahkemede yargıladığını görmek karakterin alelade olarak tanımlanamayacağının kanıtı niteliğinde. Ama 153. sayfada Selim Pusat gibi birinin bile kendinden yorulabileceğini okumak hoşuma gitmedi desem yalan olur. Evet hayran oldum ama Selim Pusat'ın her cümlesini okurken gerilmekten bin parçaya bölünmekten kendimi alamadım. 

Ben kitabı okumadan önce bir arkadaşım Anadolu coğrafyasında yaşayan ve Ruh Adam'ı okuyan çoğu erkek tarafından Ayşe Pusat'ın ideal kadın olarak görüldüğünden bahsetmişti. Bu konudaki duygularımı en kısa biçimde nasıl açıklayabilirim diye düşünüyordum da Derbyshire'ın sefil yarısının sahibini bulma ihtimali bile Ayşe Pusat'ın bulunma ihtimalinden yüksek göründü gözüme. Ayşe Pusat'ı okurken kendi edebiyat öğretmenlerim film şeridi gibi gözlerimin önünden geçti. Sınıf arkadaşlarıma asılan edebiyat öğretmenim, derste dondurma yiyen edebiyat öğretmenim, bir an evvel dersten çıkabilmek için çantası omzunda ders anlatan edebiyat öğretmenim, derste lingo lingo şişeler'i söyleyen edebiyat öğretmenim ve kapanış. Şunu da söylemeden geçemeyeceğim taş olsa çatlardı be Ayşe Pusat. Neyse boş verelim gönlü rahat olanlar ah u zar ile dolan bir gönlü ne anlar!

Ama az biraz çocuk psikolojisi eğitimi almış biri olarak bu hikayede en çok Tosun'a üzüldüğümü en çok onu düşündüğümü söyleyebilirim. 

Herkes gibi ben de Selim Pusat'ın mahkemesini okurken kanı donanlardanım. Bu yazı gayriciddi olduğu için bu sahifelerin üzerinde durmuyor ve yeni sekmede düşünmeye devam etmeye kendimi davet ediyorum.

Kitabı okurken toplamda altını çizmediğim 8 satırın kaldığını tahmin edersiniz ama buraya hiçbirini yazmayacağım çünkü ben de artık başkasının altını çizdiği satırları okumayı bıraktım. O satır ne anlatırsa anlatsın altını çizen ne düşünerek çizdiyse anlam ona büründüğü için altı çizilmiş alelade bir cümleyi okumak hiçbir anlam ifade etmiyor benim için. Baya havalı bir düşünce inşallah caymam.

Benden bu kadar. Daha birkaç gün zihnimde bu kitabı taşıyacağıma emin olarak sözlerime son veriyorum.

Not: Güntülü'den bahsetmediğimi fark etmemle bahsetmek istemediğimi fark etmem bir oldu.



20 Ekim 2019 Pazar

Jane Austen Kitap Kulübü #6 Lady Susan

Bir şeyi gururla söyleyebilirim ki Jane Austen Kitap Kulübü'nün Lady Susan buluşmasında -şaşırtıcı olacak belki ama- ilk 1 saat yalnızca Lady Susan konuştuk. Evet doğru. Ve bir şeyi daha gururla söyleyebilirim ki en az Bay Darcy konuştuğumuz toplantıydı. Bu demek oluyor ki diğer toplantıda telafi etmek için daha çok konuşmak zorundayız meheh.


Yazıya giriş yapma kaygısını bir sonraki yazıya kadar atlattığımıza göre direkt konuya giriyorum.

Öncelikle İngiltere'nin en şöhretli fettan kadınına dönemin sosyo-ekonomik gerçeklikleri ışığında hak vermekten geri duramadık. "Başkasının gözündeki yerinin önemine" takılıp kalmaktansa kendini sağlama alacak planlar yapmayı gurur verici buluyor Lady Susan. Bence bu durumda bize Bay Darcy'yi övüp göklere çıkarmak düşer. Ay bi dk Bay Darcy övücülüğü beni hazırlıksız yakaladı yoksa cümlenin sonunu şahane bağlayacağıma neredeyse emin gibiyim.

Kitabın mektuplar şeklinde yazılmış olması çoğunluk tarafından hoş karşılanmazken Jane Austen'le ilk kez tanışanlar birbirinden farklı renk ve desende isim/unvan karşısında şoke olduklarını dile getirdiler.

Lady Susan kitabının biraz gölgede kalmış olmasının sebebini karakterlerin geçmişlerini çok bilemememize ve dolayısıyla kitaba bağlanamamamıza yorduk.




Kitapta altını çizdiğimiz yerlerden hareketle günümüz kadın erkek ilişkilerini inceledik. Hatta üyelerimizden duygu yönetimine dair taktikler aldık. Bu arada biliyor muydunuz Elif'in DİŞ HEKİMLİĞİ OKUYAN ARKADAŞI mükemmel birisidir. (Yalnızca kulübe gelenlerin anlayacağı bir espri yaptım umarım bu gelmeyenlere iyi bir ders olmuştur.)

Duygu ve Duyarlılık'taki Fanny ve Lady Susan benzerliği üzerine konuşurken Reginald'ın fikirlerinin uçan kuştan etkilenmesine değinmeden edemedik. Bi' dur bi' şüphe et be adam!

Ve Lady Susan'ın oyunlarının Bay Darcy üzerine etkisi ne olurdu diye konuştuk. Sonuç olarak Bay Darcy'nin asla böyle oyunlara kanmayacağına ve onun fevkalade, mükemmel, harika, şahane birisi olduğuna karar verdik.


(Diğer toplantıya hazırlık.)

Bir ara veganlıktan ve coğrafyanın kader olmasından da bahsetmiş olabiliriz. Konu oralara nasıl geldi biz de çok anlamadık zaten boş verin.

Son olarak teşekkür etmek istediğim özel birisi var. Sueda'ya Adana'dan sırf kulüp için kalkıp geldiğinden dolayı çok çok teşekkür ederim. Cvme yazmamak için kendimi zor tutuyorum. Diğer üyelere de teşekkür ediyorum teşrifleriyle kulübümüzü şereflendirdikleri için. Sonuçta Beylikdüzü'nün Adana'dan uzak olduğuna yemin edebilirim ama kanıtlayamam.

O zaman şey yaparız görüşürüz.
Görüşür müyüz?
Görüşelim.

Bu arada bu toplantı için kulüp üyelerine aşağıdaki stickerları yaptırdım. Siz nereye yapıştırırsınız bilmem ama ben galiba şeye yapıştıracağım alnıma.


(Siyah beyaz olanın içinde "Jane Austen Kitap Kulübü Üyesi" yazıyor.)

13 Ekim 2019 Pazar

Jane Austen Kitap Kulübü 6. Toplantı Bilgileri

Merhaba!

Jane Austen Kitap Kulübü 6. toplantı ayrıntıları netleşti.

19 Ekim Cumartesi 19.30'da GalataPerform'da Lady Susan konuşacağız. Lady Susan Jane Austen'in pek bilinin eserlerinden biri olmadığı için okuyanlar neler düşünüyor çok merak ediyorum. Jane Austen'in diğer karakterlerine hiç benzemeyen Lady Susan'ı enine boyuna tartışmak için toplantıya bekleniyorsunuz. Bu toplantıda küçük bir sürpriz de olabilir benden söylemesi.

Ben kaçırmazdım.

Hadi görüşürüz.

Görüşür müyüz?

Bence görüşelim.

Aklınızda kulüple ilgili herhangi bir soru olursa bana aşağıdaki hesaplardan ulaşabilirsiniz.

Twitter: austenzede
İnstagram: austenzedee

9 Eylül 2019 Pazartesi

Jane Austen Kitap Kulübü #5 Northanger Manastırı

Bu yazıda sizlerle Jane Austen Kitap Kulübü'nün beşinci toplantısında Northanger Manastırı'nı nasıl enine boyuna tartıştığımızı anlatmayı ben de çok isterdim. 

Gerçekten.

Samimiyetime inanın.

Ama maalesef üzülerek (tamam çok da üzülmüyorum) bildiriyorum ki bu toplantıda da konu yine asla ama asla anlayamadığımız bir biçimde Bay Darcy'ye geldi. Ve el mahkum 2 saat süren toplantının yarım saatini (toplantı bitip üyelerin çoğu ayrıldıktan sonra kalan 5 kişiyle 2005 yapımı Aşk ve Gurur filminde Bay Darcy'nin Lizzy'yi ilk gördüğünde aslında ona 2 kere bakış attığı bilgisini öğrenip sahneyi tekrar izlediğimizi de sayarsak 1 saat ki konumuz bu değil) Bay Darcy'ye ayırmak mecburiyetinde kaldık. Safi mecburiyet...

Daha önce biri kulüpteki asli görevlerimden birinin konuyu Bay Darcy'den çekip ayın kitabı üzerinde tutmak olacağını söyleseydi inanırdım gerçi olmayacak şey değil.

 
(gelecek toplantı hazırlıkları)

Konumuza dönecek olursak,

Northanger Manastırı Jane Austen'in en popüler kitaplarından biri olmamasına rağmen roman türünün sorgulanması münasebetiyle benim alakamı çeken bir eserdir. Bundan sebep toplantıda kitabı tartışmaktan büyük keyif aldım.

Öncelikle varlıklarıyla kulübümüzü şereflendiren değerli üyelerimize teşekkür ederek katılımlarının sürekli olmasını temenni ediyor ve toplantıda konuşulan başlıklara geçiyorum. 

- Açılışı roman okumanın neden hor görüldüğüyle ilgili düşüncelerle yaptık. Ve bu eylemin hor görülüp görülmemesinin ancak okunan romanın niteliğiyle alakalı olacağına karar verdik.

- Bay Tilney'i, Catherine'i günümüz toplumsal cinsiyet kalıpları ve 19. yy sosyo-ekonomik gerçeklikleri ışığında değerlendirdik. Bu kapsamlı değerlendirme sonucunda Bay Tilney'in harika bir insan olduğu kanısına vardık. İnşallah nasıl vardınız diye sormazsınız.

- Bu sefer kulüp içerisindeki erkek üye sayısı ikiye bölünebilecek kadar çok olduğu için (bir keresinde erkek üye sayısı yalnızca kendine bölünebiliyordu ama şimdi Jane Austen Kitap Kulübü filmdeki sayıyı geçtik yeey :D) farklı cinsten Jane Austen okurlarının karakterlere yaklaşımlarını tartıştık. Erkek okurların Bay Darcy olmadıklarını anlamaları için banka hesaplarına bakmaları yeterliyken kadın okurların Elizabeth olmadıklarını anlamalarının somut bir gerekçesi olmadığının farkına varsak da çok geçmeden aslında kimsenin Lizzy'yi umursamadığı herkesin Derbyshire'ın sefil yarısının sahibinin yanına kendini yakıştırdığını anladık.

- Jane Austen'in annesiyle olan ilişkisi ve bunun eserlerine yansımaları üzerine konuştuk.

- Catherine'in karakter gelişiminde okuduğu kötü kitapların etkisinin olduğu üzerine konuşurken ergenlik döneminde okuduğumuz korkunç kitaplara bir dakikalık saygı duruşunda bulunduk.

- Jane Austen'in mizahi yönünün Northanger Manastırı romanına yansıyan taraflarını tartıştık ve Austen eğer günümüzde yaşasaydı bir Twitter fenomeni olurdu diye düşündük.

- Kitapta alaya alınan Udolf Hisarı, iki kitap arasındaki benzerlik ve farklılıklar da konuştuğumuz konular arasındaydı.


   Ve daha bir sürü şey.

    Ama bu toplantıdan sonra şunu fark ettim ki Jane Austen okumaya romantiklik haklı gerekçesiyle başlayan herkes bu yolculuğun sonunda azılı bir realist olarak hayatına devam ediyor. Jane Austen, yazdığı karakterlerin hikayelerinin başındaki romantiklikleriyle kalmalarına müsaade etmediği gibi okurlarına da bu özgürlüğü tanımamış ve biz farkında olmadan bir gerçekçi olup çıkmışız. Ve birer Austen karakteri gibi romantikliği iyi tanıyor, saygı duyuyor ama ona çok yüz vermeden realizmin güvenli kollarında kendimizi buluyoruz.

    Ve saatlerimizi ayarlayalım. Ekim ayının kitabı Lady Susan. Books are ready!

Sincerely
Austenzede

Not: Bu arada nişan kurdelesi yutmak işe yaramıyormuş kesin ve kahredici bilgidir yayalım.

Son bir not: çok heyecanlıydım sözünü kestiğim, herhangi bir sebeple kırdığım biri olduysa lütfen özürlerimi kabul etsin.

Son değilmiş: inşallah romandan bir paragrafı ezberden okuduğum sırada benden korkmamışsınızdır. Deli değilim. Gerçekten. Yani inşallah.



Sanmıyorum ama ilgilenen olursa diye ekledim. 1.50'deki bakış dostlarım.

1 Eylül 2019 Pazar

Jane Austen Kitap Kulübü 5. Toplantı Bilgileri

Merhaba!

En sonunda bu duyuruyu yapabildiğim için çok mutluyum. Jane Austen Kitap Kulübü 5. toplantısı 7 Eylül 2019 Cumartesi 19.30'da GalataPerform'da olacak.

Yeeey!!


(Gelmenizi böyle bekliyorum.)

Bu toplantıda Northanger Manastırı konuşacağız. Northanger Manastırı Jane Austen'in roman türünü enine boyuna eleştirmesi münasebetiyle önemli bir yere sahip. Roman okumak/yazmak konusunda ne düşünüyorsunuz çok merak ediyorum. Belki günümüz romanlarıyla klasikleri bile karşılaştırırız. Sonra sevdiğimiz ve sevmediğimiz roman türleri hakkında atıp tutarız kim bilir. Düşündükçe heyecanlanıyorum :D

Bu arada çok önemli bir ayrıntı değil ama şimdi öylesine birdenbire aklımdan geçiveren düşünceyi sizlerle paylaşmak istedim. Gerçi olmaz ama belki Bay Tilney'den ve roman okuyan erkek kişilerinden de bahsederiz ama belki. Söz vermeyeyim.

E hadi görüşürüz o zaman.

Sincerely
Austenzede




Soru ve önerileriniz için;

İnstagram: austenzedee
Twitter: austenzede

Jane Austen Kitap Kulübü #4 Aşk ve Gurur Film Gösterimi

Sosyal medya nasıl kullanılmaz'ın örneği niteliğindeyim!

Jane Austen Kitap Kulübü olarak hızımızı alamadık ve 6 Temmuz 2019 Cuma günü buluşup 2005 yapımı Aşk ve Gurur'u her beraber izledik. Üzerinden neredeyse 2 ay geçmiş olabilir ama (burada gözlerimi kaçırıyorum) hiç yazmamaktan iyidir bence. İyi olmasa da kötü olmamalıdır en azından.

Konumuza gelecek olursak kulübümüzün güzide üyeleriyle GalataPerform'da buluşup filmi konuşa konuşa (daha çok ben konuşmuş olabilirim gerçi ama bugünü çok bekledim affedin) seyrettik.



Çoğumuzun 284729832. izleyişi olmasına rağmen evlilik teklifi sahnesinde hep beraber nefeslerimizi tuttuk.

Mr. Collis'e hep beraber güldük.

Lady Catherine'e hep beraber sinir olduk.

Charlotte Lucas'a hep beraber hak verdik.

Caroline'lı sahnelerde hep beraber göz devirdik.

Subayların şehre gelişine hep beraber sevindik.

Lydia'lı sahnelerde hep beraber utandık.

Wickham'lı sahnelerde hep beraber ağır konuştuk.

Bay Bingley'li sahnelerde hep beraber eridik.

Ve 273827641. kez filmin bitişine hep beraber üzüldük.

Ya da bunların hepsi benim kafamda yaşandı.

Hala emin olamıyorum bu kadar güzel bir kitap kulübünün varlığına.


Teşekkür ederim kulübü varlıklarıyla onurlandıran arkadaşlarıma. Umarım birlikte daha nice Jane Austen'li günlere imza atarız. 

Ve Jane Austen seven herkesi kulübümüzü teşrifleriyle şereflendirmeye davet ediyor sözlerimi sonlandırıyorum.