Follow by Email

9 Şubat 2018 Cuma

Aşk ve Gurur ve Düğün Şarkıları

Merhaba!

Bir düğün salonuna gittiğinizde gelinle damat ilk danslarını ederken ne düşünürsünüz? Ben öncelikle 'acaba utanıyorlar mıdır oha herkes onlara bakıyor ben olsam şimdiye çoktan yer döşemesini öpmüştüm' diye düşünürüm sonrasında da acaba şarkıyı nasıl seçtiler diye düşünürüm gerçi çoğu zaman bu şarkıyı neden seçtiler diye düşünmekten kendimi alıkoyamam ama gönüller bir olunca kulakların kan ağlaması çok da önemsenecek bir ayrıntı değil sonuçta. E Austenzede de durur mu durmadı tabiğ ve Aşk ve Gurur karakterlerinin düğünleri bizim düğün salonlarında yapılsaydı acaba ilk dans şarkıları ne olurdu diye düşündü ve işte başlıyoruz. (Sosyoekonomik durumları gözardı ediniz rica ederim bu yazıda herkesler eşit)




Mr. Bennet - Mrs. Bennet

Bayan Bennet'ın dönemin en popüler ve herkes tarafından kullanılmış şarkısını seçmekten geri durmayacağı su götürmez bir gerçek olarak karşımızda duruyorken onlara seçebileceğim yegane müzik elbette; İrem Derici-Bu Şarkı Kalbimin Tek Sahibine..


Mr. Collins-Charlotte Lucas

Nereden geldi aklıma bilinmez ilginçtir bir keresinde gittiğimiz bir düğünde gelin ve damadın ilk dans müziklerinin ilahi olup olmadığı konusunda masadaki arkadaşlarımızla fikir birliğine bir türlü varamamıştık. Şimdi Bay Collins yazar yazmaz aklıma bu anı geldi ellerime engel olamıyor ve onlara Mustafa Ceceli'den Aşk İçin Gelmişiz'i seçiyor ve ekliyorum sevgili çiftler Mustafa Ceceli arada ilahi de söylüyor şarkıyı seçmeden gugıllamanızda fayda görüyorum ben misafirlerin iyiliği için söylüyorum canım hemen alınmayın maalesef aşk misafirlerin gözlerini de kör edecek kadar kapsayıcı bir duygu değil.


Lydia-Wickham

Bazen düğünlerde gelinle damat kral ve kraliçe edasında salona girer ve düğün şarkısı başlar onlar dansededursun biz masadakiler "kız bu ayrılık şarkısı değil mi" der ve birbirimize bakarız. Tabi birkaç dakika sonra evlenecek ve halihazırda evli olmayan çift şarkı seçimini yaptıysa bunu evli olmadıkları için "anlayamamalarına" verebiliriz çünkü bu çok normal evlendikten sonra mutlu hayatlarına ilk adımı ayrılık şarkısıyla atmanın garip kaçabileceği düşüncesi şöyle bir zihinlerini yoklayıp geçer muhakkak ama biz anlayışlı misafirler "evlenince anlarlar dur bakalım hele" deyip onları bağışlıyoruz el mahkum.
Bu sebeple konu Wickham ve Lydia'dan açılmışken nereden estiyse bu olayı yaşadığım düğün geldi aklıma Allahın işleri işte dolayısıyla o gün dinlediğimiz şarkıyı Lydia ve Wickham'ın düğün şarkısı ilan ediyorum Ferhat Göçer-Git.
(Lydia'nın düğün müziği için siz ne düşündünüz bilmem ama kına müziğinin "sonunda gelin oldum ya" olduğu konusunda hepimizin hemfikir olduğuna gönülden inanıyorum.)


Jane-Mr. Bingley

Bir keresinde gittiğim bir düğünde gelinle damat ilk danslarını yaparken bir saniye için acaba yanlışlıkla bir tv dizisinin içine mi düştüm diye düşünmüştüm. Yolumu kaybetmiş olabilirim yön duyguma hiç güven olmaz ama 300 kişiyle birden kaybolamayız ve etrafta da çekim ekibine benzer bir şeyler yok haklı düşüncelerinden hareketle doğru yerde olduğum kanısına varmam çok uzun sürmedi. Bu jönleri ışıltılarıyla kıskandıracak çiftin müziğini ben de Jane ve Bingley için seçiyorum Kenan Doğulu-Tencere Kapak.

Lady Catherine de Bourgh- x

Lady Catherine'in eşini tanıma şerefine nail olamıyoruz fakat çok da mühim olduğunu düşünmüyorum söz konusu bir seçim yapmaksa zaten bunu yapacak kişi Lady Catherine'den başkası olmayacaktır o yüzden gönlüm rahat. Lady Catherine Yiğidim 1'de olacak düğünü için Andre Rieu'dan And The Waltz Goes On gibi bir şarkı seçerdi diye düşünüyorum çünkü Lady Catherine'in müzik seçiminde bilgili olmadığı ama birazcık çalışsa ustası olacağı Gurur ve Önyargı'nın filmini izleyen herkesçe bilinen bir gerçek sonuçta.

Elizabeth-Mr. Darcy

NadidANe çiftimizin şarkı seçimi için diğer tüm çiftlerden daha fazla düşündüğümü tahmin etmişsinizdir. Bence Lizzy ve Darcy şarkı seçimini düğün salonu ekibinin EMİN ellerine bırakırlar bu çok mühim detayla ilgilenmeyi unutuverirlerdi. İlk dans şarkıları kötü olursa da Bay Darcy biraz kızarır Lizzy ise güler geçer bu neşeli anı da yanlarına kar kalırdı. Bence önemli nokta sizce Bay Darcy düğünde herkes onları izlerken dans etmeye ikna olur muydu dersiniz? (Aklımda Bay Darcy'nin "Dans eder misiniz?"  sorusuna verdiği "Zorunda kalmadıkça hayır!"  cevabı yankılanıyor.) (Bence düğün salonu ekibi Mustafa Ceceli'den Maşallah şarkısında karar kılarlardı aklı başında her insanın düşüneceği gibi) 




Yazının sonuna gelmiş bulunuyoruz bir Aşk ve Gurur ve'...nin daha sonuna geldik bu tarz yazıları okumayı seviyor musunuz ben yazarken vallahi kendi kendime eğleniyorum.

Benimle aynı fikirde olduğunuz ya da olmadığınız değiştirmek ya da eklemek istedikleriniz varsa yorum bırakmaktan kendinizi alıkoymayın rica ederim.







İpek Ongun'a Açık Mektup

Merhaba!

Dün İpek Ongun'un son çıkan kitabı Anlat Anneanne'yi bitirdim. Öncelikle belirteyim İpek Ongun'la tanışmam ilkokula tekabül ediyor. Ve bugün şu anda olduğum kişi olmamdaki en büyük etkenlerden biri İpek Ongun.. Kendimi küçük yaşta onu okuma şerefine erişenlerden olduğum için şanslı sayıyorum. Ben Serra'yla başlamıştım İpek Ongun okumaya sonra yaşama kültürü serisiyle devam etti okuma serüvenim. İpek Ongun sanırım benim için hayatın incelikli yanı. Sosyoekonomik olarak düşük bir yerde yaşıyorsanız hayatta inceliklere, zarafete pek yer kalmıyor. Her zaman değil ama genellikle hayatın acımasız tarafıyla haşır neşir oluyorsunuz süreç içerisinde de akışa kapılıp hayatın pırıltılarını kaçırmanız kaçınılmaz oluyor. İşte bu yüzden iyi ki İpek Ongun'la, Serra'yla tanışmışım diyorum. 



İpek Ongun'la beni tanıştıran kişi ablamdı biz üç kız kardeş olarak okuduk Serra'yı ve onu dördüncü kardeş olarak bağrımıza basmamız kısa sürede gerçekleşti. Artık hepimiz yirmili yaşlardayız ve hala onu anmadan bir günümüz geçmiyor. Anılar kitabını okuyunca Serra'yı daha iyi anladım ve benim bu kadar yücelttiğim bir roman dizisinin yazılışını dahası yazılışının amacını öğrenmek çok iyi hissettirdi. Ve İpek Ongun'un anıları beni -Serra'da olduğu gibi- iyileştirdi.

Geçenlerde bir hocam gönüllü çalışmalar üzerine konuşulurken "yaşamak da bir gönüllülük işidir" şeklinde cümle kurdu oradan hareketle diyebilirim ki ben bu yaşama işinin pek gönüllüsü olamadım bu sebeple yaşamayı seven yazarların eserlerini okumanın beni iyileştirdiğini düşünüyorum. Sanırım Jane Austen'i de bu yüzden seviyorum. 

İpek Ongun'un anılarının sonuna hayran mektuplarını eklediğini görünce acaba ben neden yazmadım diye düşündüm. Mektubun okunma ihtimali beni yazmamaya ikna etmiş olacak böyle bir işe kalkışmamışım. Ama şu an anlıyorum ki yazma işi aslında çok bireysel bir iş gibi görünse de insan karşıdan bir dönüt bekliyor bu devam edebilmek için önemli. Ama hiçbir şey için geç değil hatamı telafi etmek istiyor ve açık mektubumu buraya bırakıyorum. 

"Sevgili İpek Ongun,
İlkokulda en sevdiğiniz yazar kim sorusuna cevabım olduğunuzu, rehberlik dersinde öğretmen topluca kitap okuyacağımızı söylediğinde yazar önerim olduğunuzu, halen daha yeni birileriyle arkadaşlık kurarken karşımdaki kişiyi tanımak için sorduğum sorunun 'Hiç İpek Ongun okudun mu?' olduğunu, neden günlük tutuyorsun sorusunun 'neden'i olduğunuzu, bir sorunla karşılaştığımda aklımdan geçen sorulardan birisinin de 'Serra olsa ne yapardı?' olduğunu, kitaplarınızın kütüphanemizin her zaman en kolay ulaşılabilir rafına sırasıyla dizildiğini, kardeşlerimle bir gün çocuklarımız olursa onlara sizi okutacağımız konusunda hemfikir olduğumuzu, Serra ile gülüp Serra ile ağladığımı ve bazen onun da benimle birlikte ağlayıp güldüğünü hissettiğimi, hayatım incelikli ve zarif yanı olduğunuzu ve en önemlisi de kardeşlerimle her tiyatro çıkışında vasıta ararken birbirimize bakıp 'tarla gibi taksi vardır şimdi' deyip gülümsediğimizi bilmenizi istedim. Siz hep yazın.
Her daim okuyucunuz
Austenzede"


Son olarak yazıyı hala okumaya devam eden sabırlı azınlığa müteşekkir bir vaziyette sesleniyorum aranızda Serra okuyan var mı?

3 Şubat 2018 Cumartesi

Austenzede İsmi Nereden Geliyor?

Seneeğ 2013 sıcak bir yaz ayı, kardeşlerimle oturmuş güzel bir film izlemişim. Güzel bir film izleyen ve onun birkaç saat süren mutluluk etkisinde olan sıradan bir izleyici olarak hayata dair beklentilerime yönelik olumlu düşüncelerim artmış, hayatta istediğim her şeyi başarabileceğime inandığım toz pembe bir bulut içerisindeyim. İşte o an uzun süredir kafamda arka planda çalışan 'bir şeyler yazmalıyım' düşüncesini artık gerçekleştirmeye karar vermiştim. Tek eksiğimin bir kullanıcı adı olduğunu düşündüğümü hatırlıyorum herhalde film izlerken ek olarak bir de yürek yemişim. Daha önce Jane Austen'le ilgili yabancı bloglara rast gelmiştim kendini modern Lizzy olarak tanımlayanlar, kendini Bayan Darcy olarak tanımlayanlar vs gördüğümü hatırlıyorum ama yok bu benim istediğim şey değil diye geçiriyorum içimden başka bir şey olmalı beni özetleyecek, özgün ve İngilizce karakter uyumlu tek bir kelime!

Afet sonrası toplumlarda gözlenen tepki ve evreleri hiç duydunuz mu? 
1. Evre: Kahramanlık; ilk günleri kapsar, felaketin hemen sonrasıdır. Bu dönemde şok, donakalma, inkar, korku ve şaşkınlık içeren güçlü duygular vardır. 
(Jane Austen'le tanıştıktan hemen sonra yaşadığım duygu geçişleri Bay Darcy gibi birinin var olabilme ihtimali düşüncesinin yarattığı şok, Bay Darcy'nin Lizzy'ye aşık olmasının ardından donakalma, yok canım gerçek hayatta böyle şeyler olmaz şeklinde kendime kurduğum inkar cümleleri kitabın mutlu sonla bitmesinin verdiği şaşkınlık ve kapanış.)

2. Evre: Balayı; Olaydan sonra ikinci hafta başlar ve birkaç ay sürebilir. Bu dönemde tekrar inşa çalışmaları başlar, felakete uğrayan toplumlara dışarıdan yardım gelir. Olayı izleyen günlerde duyguların dışa vurumu başlar. Olayı tekrar anlatma, çaresizlik duyguları, inkar, öfke patlamaları gibi rahatsız edici duyguların yanı sıra dayanışma duygusu ve ümitlenme görülebilir. 
(Jane Austen okuduktan sonra gerçek dünyaya adapte olma evresi o mükemmelliğin gerçekleşmeyeceğini anladıktan hemen sonra düşüncelerimi yeniden inşa etme çalışmalarım; Bay Darcy gerçek değil, Bay Darcy gerçek olamaz, bunlar fantastik şeyler! E tabi ben bu haldeyken çevreden de kızım saçmalama kurgulanmış bir roman bu kendine gel şeklinde destek cümleleri almadım değil. Bir de insanlar sürekli Jane Austen anlattığımı söylüyorlar ama ben ihtimal vermiyorum en fazla birkaç cümle kurmuşumdur enn fazla! Gerçi blog açıp 100'ün üzerinde yazı yazdım ama konumuz o değil ) 

3. Evre: Ara Dönem; 3-9 ay sürer bir yıla kadar devam eder. Bu evrede maddi manevi yardımlar azalmış veya tamamen kalkmıştır, verilen sözlerin tutulmamasını izleyen hayal kırıklığı baskındır.
(E tabi Jane Austen kitapları okumayı bitirmişim hayata dair umut vadeden düşüncelerimi besleyici Jane Austen cümleleri azalmış. Jane Austen'in bizi kandırmasına çok kızgınım çünkü bunun yaşadığımız dönemde bir karşılığı yok!)

4. Evre: İyileşme ve Toparlanma; Yıllarca sürebilir. Yaşamı yeniden düzene koyma çalışmaları vardır. Belirtilerden kurtulmak için, başlangıçtaki yakınmaların olayın yeniden değerlendirilmesiyle çözülmesi. anlamlandırılması ve yeni bir benlik kavramıyla yeniden bütünleştirilmesi gerekir. (E okuduğunuz üzere hala devam ediyor, buradaki yazılar benim yaşamı düzene koyma çalışmalarım, arada " yaşamak mı hayat mı buğ Allahım hiç şansım yoğk mu" diye yakınma isteği gelmiyor değil ama mantıklı ve aklıselim bir insan olarak oturup kendime bu sadece bir kurguhgsfgjsh ay bitiremedim. Bu dördüncü evredeki 12. yılımda hoş görün rica ederim.)

Hal böyleyken kendime takacağım isim kafamda netleşmeye başlıyordu ben bu evrelerin hepsini farkında olmadan geçtim ben de bir afetzedeydim ve o da zede ben de zede isimler karışmasın bundan sonra benim de adım Austenzede olsun dedim ve bu günlere geldik. 

İşte bu ismin ardında yatan çarpıcı(!) gerçekler böyle :D Geçen İnstagram'da austenzede etiketiyle fotoğraflar (aslında 3 tane ama bence çoğul ekini hak etti) paylaşıldığını gördüm de aklıma bunlar geldi bulduğum ismin sevilmesi ve kullanılmasının verdiği haksız gururla bir şey istirham edeceğim sizden. Sosyal medyada #austenzede etiketiyle bir şey paylaştığınızda beni de etiketleyin lütfen böylece Janeaustenzede olanlar olarak birbirimizi daha kolay bulabiliriz, belki birbirimize kan damlayan gül bile göndeririz kim bilir! E Austenzede de durur mu bir layk bir yorum yapıştırır hiç çekinmez.


Not: Austenzede kullanıcı adıyla açılmış bir İnstagram hesabı var ve beni takip eden bir arkadaşımın ben zannedip ona bir şeyler sorduğunu öğrendim böyle karışıklıklar yaşanmaması için kullanıcı adım: austenzedee. Sonunda iki e var. 

Dipnot: evreler ile ilgili kısa açıklamalar "Afet Sonrası Yeniden Yapılanma: Ruhsal Travmalar ve Toplumsal Yaklaşımlar" isimli makaleden alıntıdır.




Paragraf Soruları ve Jane Austen

Merhaba!

Bu sene sınav senesi olanlar el kaldırsın ya da kaldırmasın siz bilirsiniz burası özgür bir blog. Ve size sıkı çalışma temponuza devam göstermeniz için buradan bir kucaklama gönderdiğimi de söylemek isterim çünkü buna ihtiyacımız olduğu kesin!
Bildiğiniz ya da bilmediğiniz ve şimdi öğrendiğiniz üzere ben KPSS hazırlığı içerisindeyim ve bu ikinci hazırlanışım. İlki de yıpratıcıydı ama hayatımda ilk defa böyle bir sınava ikinci kez hazırlanıyorum ve bunun psikolojik yükünün daha ağır olduğunu üzülerek belirteyim.
Her şey bir yana sürekli ders çalışmak zorunda olmanın verdiği vicdan azabı ve kitap okumaya fazla vakit ayıramamak beni bitiriyor. Hal böyle olunca elime edebi değeri olan ne geçse üç kere öpüp alnıma koyup onu yüksek bir yere kaldırıyorum. Paragraf sorularını bir çözüşüm var uzaktan bakan sürükleyici bir roman okuduğumu sanır. Ama vallahi helal olsun paragraf sorularının metinlerini hazırlayanlara. Bazen o kadar güzel cümleler oluyor ki kendimi kaptırıp altını çiziyorum sonradan soru çözdüğüm aklıma geliyor :D Bu kadar paragraf sorularından bahsetmişken bir arkadaşımın bana gönderdiği ve bu güne kadar gördüğüm Jane Austen içeren tek paragraf sorusunun fotoğrafını da buraya ekleyeyim de gözümüz gönlümüz açılsın. 



Siz de bu tarz sorular görürseniz bana göndermeyi unutmayın. 
Sınav senesinde olanlar sizde durumlar nasıl yorumlarda buluşalım! Ben bu aralar biraz sosyal hayat ve çalışma hayatı dengesini kurmakta zorlanıyorum sanırım. Ve bazen aniden "hiç gülmeyecek bu yüzü neden verdin bana yaağ rab!" isteği geliyor ama fazla yüz vermiyorum. 

2 Şubat 2018 Cuma

Aşk ve Gurur ve Seçmen Şapka

Merhaba!

Bir an için Gurur ve Önyargı karakterlerinin büyücü dünyasında olduklarını düşünün, oradan düşünceleriniz hoop zıplasın hepsini Hogwarts öğrencisi olarak hayal etsin ve en sonunda zihniniz "Peki Seçmen Şapka onları hangi bölüme yerleştirirdi?"  sorusunda bir soluklansın ben de o arada biraz Seçmen Şapkacılık oynayacağım. Başlıyoruz!





Mr. Bennet

Seçmen Şapka Mr. Bennet'ın zekasını ilk saniyede fark ederdi bence. Zavallı sinirlerle başa çıkma becerisini göz kamaştırıcı bulacağı bir gerçek. E o güzelim kütüphaneye de yazık etmemek adına hemencecik karar verirdi; Ravenclaw!

Mrs. Bennet

Bayan Bennet'ta Mr. Bennet'tan birkaç saniye daha fazla düşüneceği kesin. Seçmen Şapka ilk gördüğü zeka pırıltılarından dolayı önce bir Ravenclaw'u düşüneyazardı bence ama çok geçmeden bu pırıltıların yalnızca evlilik entrikaları döndürmekten ibaret olduğunu anlardı. Seçmen Şapka'nın düşünceleri Hufflepuff'un yakınından bile geçmezdi ama Slytherin rüzgarı aklını yalayıp geçerdi. Tüm bu durumların toplamında elde kalan Gryffindor olurdu bence. Ee kızının iyi bir evlilik yapması için zatürre olma ihtimalini göze alma cesareti Seçmen Şapka'yı bile dumura uğratırdı.

Elizabeth

Seçmen Şapka Lizzy'nin başına yerleşir yerleşmez haykırırdı Gryffindor! Yeeeey (Gryffindor masasından alkışlar ve sevinç çığlıkları efekti) Bay Darcy'yle dalga geçebilme cesareti > birinci sınıfta esaslı tek bir büyü bilmeden yetişkin bir dağ trolünü yere sermek.

Jane

Evet evet sizin gibi benim de ilk aklıma gelen Hufflepuff'tı ama her yönüyle korkutucu olan dünyamızda ilk tanışmada herkesin safi iyi olduğunu düşünme cesareti göstermek çok da yabana atılır cinsten değil gibi geldi bana o yüzden gür sesle bir Gryffindor!

Lydia

Yoksa aklınızdan Slytherin mi geçiyor çok ayıp oraya daha layık bir sürü insan varken cık cık. Hem zaten evli kadınların Slytherin sinsiliklerine ayıracak vakitleri olmaz bir kere. Hem her şeyden zevk ve eğlence çıkarabilecek kadar -Wickham'la evlilikten bile- hayatı sevme cesareti tam Gryffindor'luların ağzına layık bir yürek yemişlik.

Kitty

Seçmen Şapka'nın "Hah bir Bennet daha!" dediğini duyar gibiyim. "Seni nereye koyacağımı biliyorum; Gryffindor!" Ama bence okulda Sırlar Odası söylentileri dolaşmaya başladığında Kitty'e göz kulak olun derim ben. Onda Tom Marvolo Riddle'a kapılacak potansiyel var çünkü sonra yok ben duymadım görmedim olmasın rica ederim.


Mary

Mary'nin kendini hiçe sayarak oluşturduğu sahte ideal insan Seçmen Şapka'yı kandıramazdı pektabi. Ama bildiğiniz gibi nadiren de olsa Seçmen Şapka'nın kişinin kendi kararını tayin hakkına saygı duyduğu Felsefe Taşı'nı izleyenlerce bilinen bir gerçektir o yüzden Ravenclaw!




Charlotte Lucas

Aslında ne yalan söyleyeyim duygusal olmayışı ve akılcılığıyla Charlotte bana ilk olarak Ravenclaw gibi gelmişti ama sonradan düşününce Mr. Collins'e, Lady Catherine'e gösterdiği tahammül tam bir Hufflepuff diye içimden geçirmeme sebep oldu. 

Mr. Collins

Hazır Charlotte'dan bahis açılmışken saygıdeğer eşinden devam etmemek olmaz. Büyük ihtimalle o içinde Lady Catherine'in şereflendirdiği bölüme gitme isteğini bastıramıyorken Seçmen Şapka da yerleştirecek hiçbir bölüm olmaması karşısında onu dinlemeye istemeyerek razı olurdu. Mr. Collins aslında Slytherin'e gitmeyi din adamlarına pek yaraşır bulmasa da ağman canıım Lady Catherine'le gelen düğün bayram.

Lady Catherine de Bourgh

Ne de olsa o bir safkan ve bence Malfoy ailesiyle uzaktan akraba olma ihtimali epey yüksek. E bize de Slytherin demek düşer hadi hayırlı olsun. Gerçi Slytherin'in bölüm kurucusu olamadığı için kırgınlığı aşikar olurdu ama eğer kurucu olsaydı da en iyisi olacağının bir gerçek olduğunu herkese anlatmaktan onu kimse alıkoyamazdı elbette.

Mr. Bingley

Eğer Jane için Bay Darcy'ye karşı çıkma yürekliliği göstermiş olsaydı klavyem ben engel olmaya çalışsam bile Gryffindor der sevenleri ayırmazdı. Ama el mahkum tok bir sesle Hufflepuff! Tam açık havada kitap okunmayacağının kimse tarafından iddia edilmeyeceği bir bölüm.

Caroline

Ssss Slytherin!

Georgiana

Hufflepuff! Zaten Georgiana kafasında kesin bir kararla oturmamış olurdu sandalyeye. Bir ara aile büyüklerinin hepsinin Slytherin'de olduğu ve kendisinin de oraya gidebileceği ihtimali gelmiş olurdu aklına ama çok üstünde durmazdı. Zaten Hufflepuff'lar buranın tam ona göre olduğundan söz açarlar o da bu fikrin doğruluğuna gönülden inanırdı. Çabuk ikna oluyor öyle değil mi :D

Wickham

Sssss Slytherin! Ama Slytherin'in safkan aileleri tarafından pek de hoş karşılanmazdı zaten o da çok geçmeden Ölüm Yiyenlerin soğuk ve ürpertici kollarında bulurdu kendini şüphesiz. 

Mr Darcy

Kapanışı Darcy ile yapıyoruz tesadüfe bakın. Minerva Mcgonagall ve Hermonie Granger'dan sonra Seçmen Şapka'nın en uzun düşündüğü kişilerden olabilir bence Mr Darcy. 
"Hmm..çok zor...çok çok zor" Seçmen Şapka Bay Darcy'nin "Slytherin olmasın" düşüncelerine karşın "Emin misin orada çok başarılı olabilirsin." derdi kesin ama yok Mr Darcy Gryffindor aslanının kahverengi gözlerinden etkilendi bir kere onu döndürmek ne mümkün. Şaka bir yana Derbyshire'ın yarısının sahibi olarak belki arada sırada serserice karar verme lüksüne sahip olsa da Lizzy'ye evlilik teklif etmek Godric Gryffindor'u bile tahtından eder. 

(Pek sevgili Godric, 
yazdıklarımı kişisel algılayacaksın diye ödüm kopuyor ama lütfen böyle düşünme. Hem kılıcın sayesinde Harry pek çok kez hayatta kaldı bunlar unutulacak cinsten değil ama Dumbleedor'un da keskin zekasını görmezden gelemeyiz. 
Her zaman senden yana Austenzede  xoxo.)


Austenzede hayal dünyasından bildirdi. Muziplik tamamlandı.


Not: Eklemek istedikleriniz, benimle hemfikir olduğunuz veya olmadığınız noktalar olursa düşüncelerinizi paylaşmaktan kendinizi alıkoymayın rica ederim.

Bir not daha: Resimler Pinterestten.









18 Ocak 2018 Perşembe

Mina Urgan - İngiliz Edebiyatı Tarihi - Jane Austen

  Merhaba!

 Bu yazıyı yazıp yazmama konusunda epeyce düşündüm. Bu satırları okuyor oluşunuzdan da anlayacağınız üzere yalnızca cahil insanlara has safi öz güvenle huzurlarınızdayım :) 
Jane Austen'le Adab-ı Muaşeret kitabında Mina Urgan'ın alıntılarını okumuştum daha sonra yine aynı kitabın tanıtım etkinliğinde kitabın yazarı Özgür Çiçek bahsetmişti Mina Urgan'ın Jane Austen üzerine yazdıklarından. Jane Austen'in benim gözümdeki yeri belliyken alanında otorite sayılabilecek bir kadından sıkı bir eleştiri okumayı göze alamamıştım o zaman. Geçen hafta Jane Austen'le ilgili akademik makaleleri araştırırken karşıma yeniden çıktı, anladım ki artık kaçış yok ve okumaya başladım. Bu sırada saat gece ikiydi şöyle bi göz gezdirip kapatırım dediğim yazıyı bir solukta okudum. Aslında bir eserin bir solukta okunmasının marifet olarak görülmesinden hicap duyarım ama burada benim yazarın yazdıkları karşısında şaşıp kalışım ve daha neler söyleyecek acaba diye kendimi tutamayıp akışa kapılışım mevzuubahis. Bu bir solukta okuma serüveninin devamında sindire sindire haftalara yayarak okumak gelecek o kesin. 
Sosyal medyanın bana verdiği klavyesi olan herkesin görüş bildirebilme yetkisine dayanarak başlıyorum. Shakira kemerlerinizi bağlayınız efendim.(Zeki Müren sesiyle)


 Mina Urgan öncelikle Jane Austen'in mektuplarında yer alan birkaç "dedikodu"dan yola çıkarak aslında herkesin yücelttiği bir kadının gaddar olabilme ihtimalini bizlere düşündürüp başlıyor yazısına. Yazarlar ve onların mektupları konusu zaten hep kafamı karıştırmıştır. Bir dizi/film karakterine aşık olup onu canlandıran oyuncunun o karakterin özelliklerini taşımasını bekleyen fanlar gibi biz de yazarların hayalimizdeki gibi ya da yazdıkları gibi olmasını bekleyemeyiz bence. Jane Austen gerçekten de bizim uygunsuz kabul ettiğimiz kişilik özelliklerine sahip bir kadın olabilir ya da olmayabilir ne çıkar! Bizzat tanımanın mümkün olmadığı bir kimse hakkında iki kişi arasında geçen bir konuşmadan onun karakteri hakkında yorum yapmak çılgınlık gibi geliyor bana.

 Çağın deneme yazarlarından Mary Mitford'un Jane Austen benzetmesi beni güldürdü vallahi. Şöyle diyor Jane Austen için "Odanın bir köşesinde hiç kimsecikleri rahatsız etmeden sessizce duran bir maşayı, şöminenin önündeki paravanayı ya da herhangi ince dikey bir tahta ya da demir parçasını hiç kimse önemsemediği gibi, onu da hiç kimse önemsemezdi eskiden. Durum şimdi çok değişti. O hala bir maşa ama herkesin ödünü koparan bir maşa."

 Bence biz insanlar olarak duygularımızla dalga geçebilmeyi son dönemlerde öğrendik. Önceden duygular söz konusu olunca sanki ağdalı bir dil kullanmak farzmış gibi davranılıyordu. Hem şiir dilindeki sadeleşme hem de sosyal medyada oluşan ortak dil bunu normalleştirdi bence. Ama Jane Austen'in yazdıklarına bakıyorum da duygulara ve evlilik ilişkilerine 21. yy'dan bakılmış gibi bir tutum var bence. Ama Mina Urgan en çok bu duruma sinirlenmiş Jane Austen'i ve eserlerini sık sık romantik olmamakla ve istihzalı tutum takınmakla suçlamış. Bir insan romantik olmadığı için suçlu sayılacaksa beni de atın mapısa hakim beğy!

H. W. Garrod Jane Austen için "tahammül edilemeyecek kadar aklı başında" demiş. İsteyen bunun eleştiri olduğunu düşünebilir ama ben iltifat olarak alıyorum, aldım. Aşkta her şeyin mübah olduğunu düşünecek kadar iyimser olmanın suç olmaması gibi her yakışıklı erkeğin güvenilmez biri olmasını düşünmek de asla suç değil bilakis aklı başındalık :D Şimdi eğri oturalım doğru konuşalım Willoughby günümüzde yaşasaydı yeteneğim var mı yok mu diye bakmaz hemen bir cast ajansına yazılır gününü gün eder çarpıp geçtiği Marianne'leri gözü görmezdi :D 

Yazıda sevdiğim bir noktaysa Elizabeth'in salt ön yargıyı Bay Darcy'nin de salt gururu temsil etmediği görüşüydü. Ortaokuldayken filmi ilk izlediğimde ben de ilk akla gelen gibi düşünmüştüm itiraf ediyorum. (shame! shame!) Ama romanı okuyunca bu kadar basit olmadığını anlıyorsunuz Mina Urgan da bunu çok güzel açıklamış. (benim onayıma ihtiyaç vardı çünkü) 

Duygularını ön plana çıkarmayan insanlarda hep alttan alta bir hüzün aranmasına gözlerimi devirmeme neden oluyor. Gerçi kendisinden psikiyatri dersleri aldığım hocam bunu duysa bana diyeceği tek şey "sus yavrum" olurdu ama siz ona çok takılmayın. Alt tarafı Türkiyenin sayılı psikiyatristlerinden falan. Mina Urgan'ın kitabını okuduktan sonra twitter'da hocamın attığı bir tweeti gördüm. Jane Austen'in istihzası belki de gerçekten bir mesafe koyma çabası olabilir. Üf ama öyleyse de bu ne güzel mesafeli duruştur be Jane Austen. Halbuki whatsapp durumuna "urgent calls only" de yazarak bu işi çözebilirdin, hiç!


Jane Austen'in sık sık hanım hanımcık olmakla eleştirilmesi hakkında düşündüklerimi bir yazımda söylemiştim. (burada görüşümü yinelemeyip sizi diğer yazıları okumaya teşvik ediyorum fark ettiniz mi) Hanım hanımcık olmanın tersinin erkeksi olmak olarak düşünülmesi de canımı sıkıyor vallahi. Yine kitabı okumamın ertesi günü şöyle bir magazin haberine rast geldim.


(Lamia bi dur allasen zaten ortalık karışık)

Toplumdan, erkeklerden hatta kadınlardan onay almak için şöyle bir açıklama yapacağıma herkes tarafından korkulan bir maşa olarak anılmayı tercih ederdim!

Şimdi bunları yazınca da sanki Jane Austen'in avukatlığını yapmaya çalışıyormuşum gibi hissettim ve ardından gelen çat çat yazıyı silme düşüncesi falan ama bu bana hep olur siz boş verin. 
Ama kitabı okuması çok zevkliydi. Yazarın canlı bir üslubu var gerçi o canlılık öfkeden de olabilir şimdi bilemedim. Bugünkü düşüncelerim burada kalsın bir beş kere daha okuyunca buraya geri döner yazdıklarıma gülerim. Hem Mina Urgan önünde sonunda herkesin duyguların ehemmiyetini anlayacak düzeye geleceğine gönülden inanıyor bende de haklı çıkar belki kim bilir.

Aşkı hep aşk insanlarından dinledik şarkılarda, romanlarda, filmlerde.. Ama azıcık aşka, duygulara dışarıdan bir göz olarak bakabilen biri çıkınca hemen bir oyunbozanlık hemen bir mızıkçılık ! Aa yapmayın rica ederim çok ayıp ben şimdi sizi akşam babanıza şikayet etsem hoş bir şey mi? Hem siz demiyor musunuz aşk insanı aptal eder diye e Jane Austen de farklı bir şey dememiş ki.




9 Ocak 2018 Salı

Jane Austen ve Uyarlama Üzerine

Merhaba!

Geçenlerde bir şeyler okurken (aslında kpss paragraf sorusu çözüyordum ama 'bir şeyler' demek daha havalı) "Uyarlama orijinal esere bir canlılık değil, aşınma getirir." diye bir cümleye rast geldim. Bildiğimiz gibi Jane Austen'in romanları günümüzde halen son hızla uyarlanmaya devam ediyor. Sözü okuduktan sonra bu konuda biraz düşünmek istedim. Gerçekten eseri aşındırıyor, içini boşaltıyor, anlamını yitirmesine sebep oluyor mudur bunca uyarlama...

Magazin programlarının en popüler cümlelerinden birinin "taklitler asıllarını yaşatır" olduğu su götürmez bir gerçek. Magazin programlarının bana hiç çekinmeden cömertçe verdiğini düşündüğüm yetkiye dayanarak "uyarlamalar asıllarını yaşatır" demek istiyorum hatta dedim. Ben uyarlamaların olumsuz bir etkisinden çok eseri yücelttiği kanaatindeyim son kararım cevabı kilitleyebiliriz.

Eserden tamamen bağımsız vasat bir uyarlama sadece izleyenleri/okuyanları sinir krizine sokabilir sonra da kişiyi asıl eserin kollarına -mecburiyetten- sürükleyerek tekrar hatırlanmasını sağlar. En azından bende öyle oluyor. En son bizde çekilen Aşk ve Gurur uyarlaması olduğunu iddia eden dizinin ilk bölümünü unutmak için asıl romanın sayfalarını karıştırmam gerekti (henüz obliviate büyüsü (unutturma büyüsü) yapamıyorum) hal böyle olunca Jane Austen'in zekasını bir kere daha aşk ile taktir etmek oldu payıma düşen. Ha iyi uyarlama olunca beynim beni romanı tekrar okumaya ikna etmiyor mu tabi ki ediyor ama siz bana çok takılmayın benim Gurur ve Önyargı okumak için her zaman bir bahane yaratmaya meyilli bir yapım vardır, benim de huyum böyle.

Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? Şuraya ( uyarlama film kitap ) Jane Austen uyarlamalarını yazdığım yazıları ekliyorum hatırlamak isteyenler için. (önceden okumamış olma ihtimalinizi hasıraltı edip hatırlamak fiilini kullandım bu tarz ihtimallerin günyüzünde işi yok ayrıca) Fikirlerinizi benimle paylaşmaktan kendinizi alıkoymayın rica ederim!


Not: Austenzede İnstagram şubesini açtım ama yerimi yadırgıyorum. Bloga yazı yazınca uzun bir tatilden sonra eve dönüp en sevdiğim koltuğa kurulmuş gibi hissettim ama siz yine de takip etmek isterseniz kullanıcı adım: austenzedee. 


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...