Jane Austen Kitap Kulübü 46. Toplantısını 24.06.2026 tarihinde gerçekleştirdi! Alkışlar, konfetiler!
Bu toplantımızda Thomas Hardy’nin Herhangi Bir Jude’unu konuştuk. Ne yalan söyleyeyim okuma sürecimde elim kitaba asla gitmedi. Yanımda taşıdıkça ağırlaştı kitap. İlk birkaç sayfayı okuyup da yine karakterin başına kötü şeyler geleceğini sezmemdendi bu ağırlık. Bu duyguya hazırlanmam uzun sürdü. Hele ki Tess romanını düşündükçe nefesimin daralmasını, yüreğimin sıkışmasını ancak yatıştırabildim. Thomas Hardy sen bize ne ettin diyor ve toplantı notlarına geçiyorum.
Üyelerle öncelik kitabın dramını hissedememek üzerinde konuştuk. Karakterlerin endişelendikleri üzüldükleri unsurları anlamakta güçlük çekmiştik.
Sue karakterinin dönemine göre çok ileride bir karakter olduğunu düşündük ama yine de karakterin iç dünyasını çok okuyamamak onun davranışlarını anlamlandırmada güçlük yaratmıştı bizlerde ve Thomas Hardy’nin kadın dünyasını yazmakta çok da iyi olmadığı gerçeğini yatırdık masaya. Sanki kafasında bir kadın profili var ve karakterlerine bu profilden hareketle davranış yazıyor. Karakterler kişiliklerinden, mizaçlarından bağımsızlar gibi yansıyor okuyucuya haliyle.
Sue aseksüel mi? Gerçekten Jude’u seviyor mu? Jude ile evlenmemekte neden ısrar etti? Kendini tam olarak boşanmış göremediği için mi diretti? Sue sevilmeyi mi seviyor? Jude daha önce evlendi diye kıskançlık mı duydu? Bu sorular üzerinde uzun uzun konuştuk ve yazara aşk ile bir kere daha sitem ettik.
Ait olduğun sosyal sınıfın dışında olmak ile o sınıfın ortalaması olmak arasındaki konfor ve ıstıraba değindik bir müddet de. Yine de bu kadar acıya gerek var mıydı bilemedik.
Ama özellikle romanda bir yer vardı ki tüm üyelerle duvara boş bakmamıza neden oldu. Tamam pedagoji, çocukluk falan bunlar yeni kavramlar da Sue sende hiç mi vicdan yok güzel kardeşim. Romanda Küçük Zaman Baba olarak hitap edilen (ki üyeler olarak bu kullanıma da hiç anlam veremediğimizi belirtmek isterim) çocuğun sorularına o verdiğin cevaplar neydi öyle!?! Tüm kötü roman karakterleri bir araya gelse böyle cümleler kuramazdı :(
Romandaki öğretmen karakteri de hiç anlam veremediğimiz diğer bir kişilikti. Sanırım romanın bize en çok hissettirdiği şey buydu. Anlam verememek. Tavrı, davranışları, düşünüş biçimleri falan yok imkanı yok anlayamadık.
En merak ettiğim şey de sadece bu romanda değil bu dönemde en çok görülen üzüntüden yataklara düşüp verem olma durumuydu. Neden artık kara sevdadan ya da üzüntüden verem olunmuyor? Teknoloji mi gelişti, duygusal zekamız mı? Bizi bilen biri aydınlatabilir mi rica ederim. Yetkililer!
Ve her zamanki gibi toplantımızı altını çizdiğimiz satırları okuyarak bitirdik.
Teşekkürler Thomas Hardy, bir daha görüşmemek üzere, ben psikolojik sağlığımı sokakta bulmadım şekerim, annenlere selam, büyüklerin ellerinden küçüklerin gözlerinden canım.
