12 Mart 2022 Cumartesi

100 Yıllık Bir Konserin Hikayesi

Merhabaa!

Bu blogda okumaya pek alışkın olmadığımız tarzda bir yazı yazmaya geldim. 07.03.2022 akşamını kendim için unutulmaz kılmak istedim çünkü. 100 yıl önce gerçekleştirilmiş bir konserin canlanmasına tanıklık ederken aklımdan geçenleri anlatacak bu yazı. Yani demem o ki ya şimdi sağ üst köşedeki çarpıya basarak kaçın ya da yazının bitimine kadar eşlik edin bu büyüye.


2020'li yıllarda 20'li yaşlarını yaşamaya çalışanlar olarak her yeni gün üzücü "bir tarihi hadiseye" tanıklık etmekten yorgun düştük. İlk defa tanıklık ederken büyük keyif aldığım "tarihi" bir geceye şahit oldum. Tanburi Cemil Bey'in ölümünden dört yıl sonra 1920'de Şark Musiki Cemiyeti tarafından düzenlenen "Cemil Konseri" canlandırıldı. 

Cemal Reşit Rey Konser Salonunda gerçekleşen konserdeki her ayrıntı üzerine o kadar incelikle düşünülmüştü ki bir çapraz zarafet ateşine tutulmuş gibiydik dinleyiciler olarak. 


Konsere gitmeden önce dijital biletimi kontrol ederken içimden "neden artık hiçbir etkinlikten hatıra saklayamıyoruz, bir sayfa broşür bile hazırlamıyorlar ne yazık" temalı bir tirat atmıştım. Beni duymuş olacaklar, salona girdiğimizde koltuklarımızda bizi 3 ayrı program metni bekliyordu. Broşürlerden biri akşamki konser programını anlatıyordu. 100 yıl önceki konserin orijinal programı ve onun günümüz Türkçesine çevirisi de dinleyicilere verilmişti. Eski konser programı zamanda yolculuk bileti gibi bir etki yaratıyordu resmen.





Konser bu gecenin fikrini ortaya atan Hüseyin Kıyak'ın gecenin önemi, sanatçılar ve eserleri hakkındaki sunumuyla başladı. İlk konserde çalınan bazı enstrümanlar ve o gece konserde yer alan sanatçıların torunları da konserde bulunuyorlardı. 

Beni en mutlu eden şey -broşürlerden sonra tabii ki- icra edilen eserlerin sözlerinin ve günümüz Türkçesindeki karşılıklarının perdeye yansıtılmasıydı. Dinlemekten alınan keyfi katlandıran bir deneyim yaşattı. 

İcra edilen eserler ilk konserdeki halleriyle sunuldukları için hemen hemen hiçbir şarkıya alışkın olmayan kulaklarım bir müddet neye uğradıkları şaşırdılar. 

Her biri bir sanat eseri gibi olan enstrümanlara mı hanendelere mi perdedeki yazılara mı bakacağını bilemeyen 3,50 derece miyop gözlerimin de benden hesap soracağı aşikar.

Konserin solisti Bekir Ünlüataer'in seslendirdiği gazel sırasında birkaç saniye nefes almayı unutmuş bile olabilirim ki hala etkisinden çıkamıyorum.

Anlattıkça anlatacağım sanırım, susmak neydi unuttum çünkü. 

Sosyal medyada takip etmeyi sevdiğim Çağlar Fidan ve Selin Yücesoy da hanendeler arasındaydı. Onları canlı dinlemek ayrıca keyif vericiydi.


Konserin pazartesi akşamı gerçekleştirilmiş olmasıysa tüm haftayı çekilir kıldı. Sadece bu bile yeterliydi benim için.

Daha değinmediğim o kadar çok ayrıntı var ki. Merak ettiyseniz Hüseyin Kıyak'ın Instagram hesabından tüm detaylara ulaşabilirsiniz. 

"Ya ben de böyle etkinliklere gitmek istiyorum ama nasıl haberdar olurum bilmiyorum!" diyorsanız Hüseyin Kıyak'ı sosyal medya hesaplarından takip edin derim ben. Bu konser ve yaptığı her iş için ona büyük bir teşekkür borçluyuz. Bakın bu iyiliği size kimse yapmaz. Hadi yine iyisiniz :D 

'Acaba 100 yıl sonra bu konseri de canlandırırlar mı?'yı düşünerek uyuyacağım şimdi. 

Hadi görüşürüz.

Görüşür müyüz?

Görüşelim!

2 yorum:

  1. Ne kadar ilginç bir konser olmuş. Kimin aklına geldiyse bravo.

    Ben eskiden, yirmi sene kadar önceden bahsediyorum, gittiğim filmlerin biletlerini bile saklardım. Yıllarca da sakladım ama sonrada alışveriş merkezlerinde fiş şeklinde bilet verilmeye başlanınca bu alışkanlığımdan vazgeçtim. Senin isyanını o zaman ben atmıştım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Benim biletleri sakladığım ahşap bir çantam bile vardı en son ne zaman açtım içini hatırlamıyorum :(

      Sil