gurur ve önyargı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
gurur ve önyargı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Aralık 2024 Cumartesi

Gurur ve Önyargı Gibi Bir Şey

Selamlar, kitap kulübü toplantıları dışında bir şey yazmadığım blogumda bir tiyatro oyunu konuşmaya geldim. 


Yıllardır Türkiye dışında oynanan Jane Austen uyarlaması oyunlara ağzının suyu akarak bakan bana büyük bir şok oldu bu oyunun haberi. Aslında oyunun tanıtımını görünce beklentim epey düşmüştü ama bu beni bilet almaktan alıkoyamazdı elbette. Şu nadir ay/ güneş tutulmaları gibi bir şeydi, ömürde 1-2 defa denk gelir cinsten.

Uyarı: bir sonraki paragraf oyundan bağımsız uzunca bir yakınmadır. Kimsenin derdini dinleyemem ben yedim de geldim diyenler sonraki paragrafa cisimlensin rica ederim.

Yazıya başlamadan önce bir hususta sızlanmadan geçemeyeceğim: Zaman! Oyun 3 saate yakın sürdü buraya kadar üzülecek bir şey yok hatta bu bizi ancak ve ancak sevindirebilir fakat tiyatronun salı günü 21.00'de olması, oyunun yaklaşık 20 dk geç başlaması, ne kadar süreceği belli olmayan (yaklaşık 20 dk sürdü) bir ara verilmesi yıpratıcıydı. Bir oyun izlemek için -yağmurlu bir günde iş çıkış trafiğinin şahlandığı İstanbul gerçeğini de hesaba katarsak- hayatımızdan en iyi ihtimalle 5 saat veriyor olmak beni çok yordu. Düşünüldüğünde bu yalnızca bu oyunun değil tüm etkinliklerin bir gerçeği ama izleyicinin hiç düşünülmemesi beni üzüyor gerçekten. Çoğu insan oyunun sonunu beklemeden çıktı. Muhtemelen kullanacakları toplu taşımanın son saatine yetişmeye çalışıyorlardı. İzleyici bunu göze alarak gelsin geliyorsa gibi bir yorum yapılacaksa da hiçbir zaman etkinliklerde süre belirtilmediğinin altını çizmek isterim. Hoş, belirtilse de genellikle o süreye uyulmuyor. Keyifli vakit geçirmek istediğimizde bu omuzlarımıza neden fazladan yük olarak dönüyor bilemiyorum.

Aman ne biliyim ben! (Biraz düşününce hak veren kadın karikatürünün ağzından)

Salona girdiğimizde, 'yanından geçerken poğaçaya zeytin diye fısıldamışlar' bahsindeki meşhur poğaçanın içindeki zeytin miktarı kadar bulunan erkeklerin neye uğradıklarını şaşıran bakışları hepimizi eğlendirdi. Salonun neredeyse tamamı kadın izleyiciden oluşuyordu ve oyun Hanımlar ve Hanımlar hitabıyla başladı.

Başlamadan önce şunu belirtmeliyim ki Gurur ve Önyargı'ya hakim değilseniz hatta uyarlama dizi ve filmlerini izlemediyseniz oyundan zevk almakta zorlanabilirsiniz. Fakat bu blogun okurlarının endişe edeceği bir husus değil diye düşünüyorum.

Oyuna kusursuz bir roman uyarlaması beklentisiyle giderseniz de biraz üzülmeniz muhtemel. Anlamsız görgü kurallarının, şaşalı lafların, zarafetten kırılmaların olmadığını üzülerek bildirmek isterim.

Oyunda içi boşaltılmış slogan söylemler olacak diye ödüm kopuyordu ama başlar başlamaz bu korkumun yersiz olduğunu anladım.

Tanıtımda sanki hikaye hizmetçiler üzerinden yeniden kurulmuş gibi algılamıştım ama öyle de olmadı. Oyuncular birden fazla karakter canlandırarak asıl hikayeyi de olduğu gibi anlatıyor. 

Tüm oyuncular kadın. Söz konusu Jane Austen uyarlaması olunca gözler erkeklerin bir meta(!) olarak kullanılmasını aramıyor değil ama iyi oyuncular bu acının üstesinden gelmenizi kolaylaştırıyor. Bir kadın oyuncu da canlandırsa Mr Darcy yine Darcy yine Darcy!

Yazının bu kısmında spoilerlı hava sahasına giriyoruz. Oyunu izleme niyetiniz varsa burada vedalaşalım. Sincerely, Austenzede...

Oyunun roman karakterlerinin iyi analiz edilerek yazıldığı anlaşılıyor. Hatırıma gelmesini dahi istemediğim, şimdilik, bu seferlik, bu yazı için, bir kereliğine zihin sarayımdan çağıracağım, o korkunç (Rabbim bir daha yaşatmasın) İkna uyarlamasındaki gibi Austen'in en olgun karakterini patavatsız bir şahsa büründürmemişler. 

Oyunda en sevdiğim şey Bay Bennet'ın bir bitki olarak gösterilmesiydi. Sahneye her çıktığında kahkaha attım. 

En sevmediğim şey ise şarkılardı. Özellikle en son söylenen rap formundaki şarkının gözlerimi yaşarttığı gerçeğini de sizden saklayamayacağım. 

Oyunda dikkatimi çeken ve sevdiğim anları şu şekilde listeleyebilirim:

- Şimdi ismini anımsayamadığım bir karakterin "Eğer gündeminiz balo değilse, balodan bahsetmiyorsanız, balodasınızdır." cümlesi.

- Bay Darcy'nin Lizzy'ye "Gözleri de ayrı kültürlü" diyerek oyunun kendi ritmince romandaki "kahverengi göz hayranlığı"na yapılan atıf. (Evet tamam vurmayın cümlenin Bay Darcy'ye yakışmadığının ben de farkındayım ama açıklayabilirim lütfen izin verin oyun içinde hiç de sırıtmıyordu valla bakın izleseniz hak verirsiniz siz de evet aynen)

- Mary'nin eteğinin rüzgar yapması nedeniyle Bayan Bennet'ın zavallı sinirlerinin hoplaması.

- Caroline Bingley'nin Lizzy'ye "Uzun mesafe yürüyüşçüsü" diye seslenmesi.

Özetle izlerken eğlendim ve 3 saat nasıl geçti anlamadım, Sosyal medyaya bakasım gelmedi diyeyim ben, siz oradan hesap edin. 

Jane Austen uyarlamalarının ülkemizdeki sayısı artar umarım diyerek sözlerime son veriyorum. Oyunu izleyen varsa bana mutlaka yazsın. Neler düşünüyorsunuz merak ediyorum.

Şimdilik hoşça kalın!

Not: 3 (üç) tane okuru olan benim de belirtmem gerekiyor mu bilmiyorum ama yazıda reklam yok. Yalnızca Jane Austen seven bir okurun sayıklamalarıdır? yeminle? ant verdim? arz ederim? hakim bey?

2 Şubat 2018 Cuma

Aşk ve Gurur ve Seçmen Şapka

Merhaba!

Bir an için Gurur ve Önyargı karakterlerinin büyücü dünyasında olduklarını düşünün, oradan düşünceleriniz hoop zıplasın hepsini Hogwarts öğrencisi olarak hayal etsin ve en sonunda zihniniz "Peki Seçmen Şapka onları hangi bölüme yerleştirirdi?"  sorusunda bir soluklansın ben de o arada biraz Seçmen Şapkacılık oynayacağım. Başlıyoruz!





Mr. Bennet

Seçmen Şapka Mr. Bennet'ın zekasını ilk saniyede fark ederdi bence. Zavallı sinirlerle başa çıkma becerisini göz kamaştırıcı bulacağı bir gerçek. E o güzelim kütüphaneye de yazık etmemek adına hemencecik karar verirdi; Ravenclaw!

Mrs. Bennet

Bayan Bennet'ta Mr. Bennet'tan birkaç saniye daha fazla düşüneceği kesin. Seçmen Şapka ilk gördüğü zeka pırıltılarından dolayı önce bir Ravenclaw'u düşüneyazardı bence ama çok geçmeden bu pırıltıların yalnızca evlilik entrikaları döndürmekten ibaret olduğunu anlardı. Seçmen Şapka'nın düşünceleri Hufflepuff'un yakınından bile geçmezdi ama Slytherin rüzgarı aklını yalayıp geçerdi. Tüm bu durumların toplamında elde kalan Gryffindor olurdu bence. Ee kızının iyi bir evlilik yapması için zatürre olma ihtimalini göze alma cesareti Seçmen Şapka'yı bile dumura uğratırdı.

Elizabeth

Seçmen Şapka Lizzy'nin başına yerleşir yerleşmez haykırırdı Gryffindor! Yeeeey (Gryffindor masasından alkışlar ve sevinç çığlıkları efekti) Bay Darcy'yle dalga geçebilme cesareti > birinci sınıfta esaslı tek bir büyü bilmeden yetişkin bir dağ trolünü yere sermek.

Jane

Evet evet sizin gibi benim de ilk aklıma gelen Hufflepuff'tı ama her yönüyle korkutucu olan dünyamızda ilk tanışmada herkesin safi iyi olduğunu düşünme cesareti göstermek çok da yabana atılır cinsten değil gibi geldi bana o yüzden gür sesle bir Gryffindor!

Lydia

Yoksa aklınızdan Slytherin mi geçiyor çok ayıp oraya daha layık bir sürü insan varken cık cık. Hem zaten evli kadınların Slytherin sinsiliklerine ayıracak vakitleri olmaz bir kere. Hem her şeyden zevk ve eğlence çıkarabilecek kadar -Wickham'la evlilikten bile- hayatı sevme cesareti tam Gryffindor'luların ağzına layık bir yürek yemişlik.

Kitty

Seçmen Şapka'nın "Hah bir Bennet daha!" dediğini duyar gibiyim. "Seni nereye koyacağımı biliyorum; Gryffindor!" Ama bence okulda Sırlar Odası söylentileri dolaşmaya başladığında Kitty'e göz kulak olun derim ben. Onda Tom Marvolo Riddle'a kapılacak potansiyel var çünkü sonra yok ben duymadım görmedim olmasın rica ederim.


Mary

Mary'nin kendini hiçe sayarak oluşturduğu sahte ideal insan Seçmen Şapka'yı kandıramazdı pektabi. Ama bildiğiniz gibi nadiren de olsa Seçmen Şapka'nın kişinin kendi kararını tayin hakkına saygı duyduğu Felsefe Taşı'nı izleyenlerce bilinen bir gerçektir o yüzden Ravenclaw!




Charlotte Lucas

Aslında ne yalan söyleyeyim duygusal olmayışı ve akılcılığıyla Charlotte bana ilk olarak Ravenclaw gibi gelmişti ama sonradan düşününce Mr. Collins'e, Lady Catherine'e gösterdiği tahammül tam bir Hufflepuff diye içimden geçirmeme sebep oldu. 

Mr. Collins

Hazır Charlotte'dan bahis açılmışken saygıdeğer eşinden devam etmemek olmaz. Büyük ihtimalle o içinde Lady Catherine'in şereflendirdiği bölüme gitme isteğini bastıramıyorken Seçmen Şapka da yerleştirecek hiçbir bölüm olmaması karşısında onu dinlemeye istemeyerek razı olurdu. Mr. Collins aslında Slytherin'e gitmeyi din adamlarına pek yaraşır bulmasa da ağman canıım Lady Catherine'le gelen düğün bayram.

Lady Catherine de Bourgh

Ne de olsa o bir safkan ve bence Malfoy ailesiyle uzaktan akraba olma ihtimali epey yüksek. E bize de Slytherin demek düşer hadi hayırlı olsun. Gerçi Slytherin'in bölüm kurucusu olamadığı için kırgınlığı aşikar olurdu ama eğer kurucu olsaydı da en iyisi olacağının bir gerçek olduğunu herkese anlatmaktan onu kimse alıkoyamazdı elbette.

Mr. Bingley

Eğer Jane için Bay Darcy'ye karşı çıkma yürekliliği göstermiş olsaydı klavyem ben engel olmaya çalışsam bile Gryffindor der sevenleri ayırmazdı. Ama el mahkum tok bir sesle Hufflepuff! Tam açık havada kitap okunmayacağının kimse tarafından iddia edilmeyeceği bir bölüm.

Caroline

Ssss Slytherin!

Georgiana

Hufflepuff! Zaten Georgiana kafasında kesin bir kararla oturmamış olurdu sandalyeye. Bir ara aile büyüklerinin hepsinin Slytherin'de olduğu ve kendisinin de oraya gidebileceği ihtimali gelmiş olurdu aklına ama çok üstünde durmazdı. Zaten Hufflepuff'lar buranın tam ona göre olduğundan söz açarlar o da bu fikrin doğruluğuna gönülden inanırdı. Çabuk ikna oluyor öyle değil mi :D

Wickham

Sssss Slytherin! Ama Slytherin'in safkan aileleri tarafından pek de hoş karşılanmazdı zaten o da çok geçmeden Ölüm Yiyenlerin soğuk ve ürpertici kollarında bulurdu kendini şüphesiz. 

Mr Darcy

Kapanışı Darcy ile yapıyoruz tesadüfe bakın. Minerva Mcgonagall ve Hermonie Granger'dan sonra Seçmen Şapka'nın en uzun düşündüğü kişilerden olabilir bence Mr Darcy. 
"Hmm..çok zor...çok çok zor" Seçmen Şapka Bay Darcy'nin "Slytherin olmasın" düşüncelerine karşın "Emin misin orada çok başarılı olabilirsin." derdi kesin ama yok Mr Darcy Gryffindor aslanının kahverengi gözlerinden etkilendi bir kere onu döndürmek ne mümkün. Şaka bir yana Derbyshire'ın yarısının sahibi olarak belki arada sırada serserice karar verme lüksüne sahip olsa da Lizzy'ye evlilik teklif etmek Godric Gryffindor'u bile tahtından eder. 

(Pek sevgili Godric, 
yazdıklarımı kişisel algılayacaksın diye ödüm kopuyor ama lütfen böyle düşünme. Hem kılıcın sayesinde Harry pek çok kez hayatta kaldı bunlar unutulacak cinsten değil ama Dumbleedor'un da keskin zekasını görmezden gelemeyiz. 
Her zaman senden yana Austenzede  xoxo.)


Austenzede hayal dünyasından bildirdi. Muziplik tamamlandı.


Not: Eklemek istedikleriniz, benimle hemfikir olduğunuz veya olmadığınız noktalar olursa düşüncelerinizi paylaşmaktan kendinizi alıkoymayın rica ederim.

Bir not daha: Resimler Pinterestten.









7 Aralık 2017 Perşembe

Evlilik Aslında Ne?

Merhaba!

Yazı yazmaya fırsat bulamayalı uzun zaman oldu. Bu süre zarfında yeni yazı yok mu diye soranlar oldu. (aslında 3 kişi ama bu düşünce hepinizin aklından geçmiştir eminim. Çalışılması gereken derslerle mutlaka izlenecek film düşüncelerinin arasında bi yerlerde muhakkak vardır iyi bakın)  Annem 20 günlüğüne evde değil bu süre zarfında ben ve kardeşim onun görevlerini (yemek, çamaşır, ütü, bulaşık, 7 ile 17.30 arası torun bakma) üstlendik. Her akşam ne yemek yapacağımıza karar verirken insanların hiç kimsenin baskısı altında kalmadan ve kendi iradeleriyle evlenme kararını verebilmelerine hayret ediyorum. (Bu arada arta kalan zamanlarda bir de KPSS çalışıyorum ki oraya hiç girmeyeyim orası hayatımın 3. kat yasak kütüphanesi.) 

Neyse ki imdadıma birkaç ay önce evlenen akrabamın instagrama koyduğu hikayedeki cümleleri yetişti. Birkaç ay önce evlenen akrabam diyor ki "evlilik gece sinemaya gidebilmektir" aslında ilk düşüncem gece sinemaya gitmek istiyorsak koca yerine araba almamız gerektiğiydi. Gelinlik, çeyiz, balayı, kına gecesi derken masraflar uhuu alıp başını gidiyor araba daha karlı ama çok geçmeden anladım ki bu evlenince anlayacağım şeyler listesinin yepyeni üyesi ve kesinlikle ekonomiyle alakası yok. İnstagram Keşfet'te şöyle bir salınınca zaten evlilik tanımlarından hiç olmazsa 2 tanesine kafa kafaya çarpışırsınız. Sanırsınız TDK! 

Evlilik akşam yemeğini kayın validene kitlemek demektir (ki bu gerçekten şahane bir şey sırf bunun için bile insanın birini kolundan tutup nikahı basası geliyor), 
evlilik sen demek (burada herhalde 'sen' kısmında herkes kendi kocasını zihninde canlandırıyor), evlilik hafta sonu alışveriş merkezine gitmek demektir (aslında bunu ben uydurdum ama bence bu gerçeği yadsıyamazsınız sayın evlilik),
evlilik her şeyinle sevilmek demektir (oralarda bir yerlerde 'sevmek' de olacaktı ama gelin bencil galiba ) vs vs bu liste uzuyor tutamıyorum küçük enişteyi.

Biliyorsunuz ki bu blogta hizmette sınır yok Austenzede sizin için araştırdı. Peki TDK'ya göre de evlilik acaba gece sinemaya gitmek mi demek? TDK diyor ki; "Evlilik evli olma durumudur." ve örnek cümle de A. Ağaoğlu'ndan "Demek bu bile bizi önünde sonunda evliliğe götürecektir." galiba TDK da evli olmadığın olacak pek anlamamış. İnstagram'da öyle demiyorlar sayın TDK!

Bitti mi bitmedi konuyu daha iyi kavrayabilmek için KPSS Vatandaşlık kitabımdaki bir konuyu evliliğe uyarlayarak somutlaştırmaya çalışacağım. (gerçi üniversitede psikiyatri dersini veren hocam bunun iyi bir anlama yöntemi olmadığını iddia ediyor fakat ömrü boyunca bu blogu okumayacağına emin olduğumdan mütevellit gönül rahatlığıyla yazıyorum) (siyaset dersi aldığım hocam da bu yazıyı asla okumayacaklardan olduğu için az sonra tüm cahilliğimle yazacaklarımdan sebep günün şanslı kişisi)

EGEMENLİĞİN KAYNAĞINA GÖRE EVLİLİK

Monarşivlilik: Bu evlilik tipimizde gelin kendini evlilik kurumunun merkezine oturtuyor. Onun için evlilik sevilmek demek. Mutlak monarşilerde gelinin gezme hakları bir sınırlamaya tabi edilemiyor. Bknz: gece sinemaya gitmek.

Oligarşivlilik: Evliliğin küçük ve ayrıcalıklı bir zümreye ait olduğunu düşünenlerin şekliyse oligarşivlilik. Onlar için kendilerinden daha çok evliliği hak eden yok. En çok onlar evli ve bekar insanları anlayamasalar da onları evlenince anladıkları şeylere göre yönetmeye çalışıyorlar. Bknz: sırtlarına bir kıyafet alamıyorlarsa gelinlik giysinler!

Teokrasivlilik: Burada islamcı romantikler yer alıyor. Onlara göre evlilik: eşinin abdest aldıktan sonra sakalında kalan damlayı tilbetine silmek demek gibi bir şeydi yıllar önce twitter'da okumuştum bu cümleyi. (Austenzede yine sakladı samanı ve zamanı gelince de durur mu yapıştırdı yazıya)

Cumhuriyevlilik: Evlilik hakkının bir kişiye değil millete ait olduğu sistem oluyor kendisi. Bu tipte çoğunluğun kararı esas alınıyor mesela biri çıkıp diyor ki evliler hafta sonu AVM'ye gidecek çoğunluk kabul ederse paşa paşa gidiliyor AVM'ye demokrasi denen bir şey var canım hiç!

Üf cahil cahil ne anlatıyorsun ya diyorsanız hemen olayın Jane Austen cephesine yöneliyoruz. Bildiğiniz gibi Jane Austen'in romanlarının iskeletini evlilik oluşturuyor o yüzden kısa cümlelere indirgemek zor ama yine bildiğiniz gibi Jane Austen'e göre evlilik; hali vakti yerinde olan bir erkeğin kendine bir eş bulmasının herkesçe bilinmesidir. 

Northanger Manastırı kitabına göre evlilik; eşe dair mutlak iyi hayallerden bir an önce vazgeçilmesi demektir aksi halde evlendikten sonra mecburen vazgeçilen bir hale karşılık gelmektedir. Ama burada da kız gece sinemaya gitmek istese tamam anlarım yani ama kendine kaşı sevgi, saygı ve anlayış bekliyor yok artık canım oldu olacak bir de huzur iste!

Yine Gurur ve Önyargı'da yer alan bir konuşmaya göre evlilik eşlerin birbirlerini ne kadar az tanırlarsa o kadar iyi olması beklenen bir şans ve talih meselesi.

Charlotte Lucas bir evlilik tanımı yapsaydı bence şuna benzer bir şey olurdu -ya da olmazdı neyse asla bilemeyeceğiz- Evlilik taraflardan romantik olmayanın yaşının 28'i geçmesiyle aileden bir yükün eksilmesinin olumlu neticeler doğuracağı ümidi ile yapılan bir danışıklı dövüş.

Elizabeth'e göre evlilik tanımını biliyoruz zaten aşık olmadan asla yapılamayacak bir şey! Bana göre beklenmedik derecede iyimser ama sonucunu düşününce insanın sihirli düşüncenin varlığına inanacağı geliyor.

Mrs Bennet'a göre evlilik zatürre olma ihtimalinin yanında bile emniyet şeridini kullanmaya izinli bir duruma karşılık geliyor.

Mr. Collins'e göre evlilik Lady Catherine De Bourgh'un evinin pencerelerini överken bayılmayacak herhangi bir hanım kişisiyle yapılabilecek bir anlaşma olurdu bence.

Peki Bay Darcy'ye göre evliliğin tanımı ne olurdu? Bu tanımı bir koşul öne sürerek uyduracağım. Eğer Lizzy ile tanışmasaydı böyle bir tanım yapardı bence. Bay Darcy'nin bir balo esnasında dansla ilgili söylediklerini hatırlayan var mı? Tabi ki hatırlamıyorum diyen sağlıklı çoğunluk için işte o diyalog;

Sir William Lucas: Gençler için ne hoş eğlence.. Dans etmek gibisi var mı? Ben dansı yüksek ve uygar toplumların en belli başlı inceliklerinden sayarım.

Bay Darcy: Elbette beyefendi. Dans sanatının aynı zamanda dünyanın en aşağı toplumlarında da geçerli olmak gibi bir ayrıcalığı vardır. Bütün yamyamlar dans etmesini bilirler. (Çeviri: Nihal Yeğinobalı) (Gerçi bu cevabı Bay Darcy bana verseydi ve ben de karşısında cümle kurabilecek öz güvene sahip olabilseydim büyük ihtimal 'neye göre aşağı toplum pardon'dan girer konuyu sosyal boyutlara taşırdım ama Allahtan burası son derece ciddiyetsiz bir ortam)

Şimdi diyalogta geçen 'dans etmek'lerin yerine 'evlilik'i yapıştırıyor ve kimseye söylemiyoruz. Bence Bay Darcy'nin evlilik tanımı olsa olsa bu olurdu.

Son olarak Claire Tomalin'in Jane Austen biyografisinde Austen'in okuduğu iddia edilen bir oyundan bir cümle yazmak istiyorum  "Biliyorsun insanların evlenme modası yüzünden biz de evlenmek zorundayız.." Ve inanır mısınız evliliğin modası hiç geçmiyor. Evlilik is always BLACK.



Not: Şu sıralar hayatımın höyküre höyküre ağlamalı bir döneminden geçtiğim için yazıya görsel ekleyecek gücü kendimde bulamadım. (höykürmek ne demek bilmiyorum bu arada) Siz okurken başlarda gelinli damatlı pinterest'ten bulunma illüstrasyonlar, yazının orta kısımlarında birkaç Bay Darcy son kısımda da çok afilli laflar ettiğini zanneden bakışlar atan bir kız çizimi hayal eder misiniz rica ederim. Ben şimdi moralimi yerine getirmek için mutlu anılarımı sırayla zihnimden geçireceğim. 1. lisenin bitişi 2. 

Unutmadan bir not sizin evlilik tanımınız nedir ya da gördüğünüz ilginç bir tanım var mı? Benimle paylaşırsanız mutlu olurum.

Daha neşeli günlerde görüşmek üzere ve ardından iyi geceler.

17 Ağustos 2017 Perşembe

Gurur ve Önyargı Masal Kitabı: Uğraşlar 5

Merhaba!

Ta taaa. Austenzede gururla beşinci uğraşlar yazısını sunar!

Daha önce yeğenime yaptığım tulumu hatırlayan var mı lütfen olsun çünkü ama hatırlamayan çok az azınlık için şuraya ilgili yazıyı bırakıyorum. Bir de fotoğraf bırakayım yazıyı açmaya zamanı olmayan ama asla üşenmeyenler için :)


Bu gördüğünüz tulum bilime ve gelecek nesillere hizmetimde attığım ilk adımdı. Amacım olan muhasır Bay Darcy'ler seviyesine yükselme'yi unutmamak adına 2. bir adım atmaya karar verdim ki başta TÜBİTAK ve NASA olmak zere herkes ciddiyetimi anlasın. 
Geçen sene 12 Temmuz'da doğan benim Geleceğin Bay Darcy'si olarak çağırdığım ama ailesinin pek de önemi olmayan bir isim verdiği yeğenim 1 yaşına girdi. Peki Austenzede de durur mu yapıştırdı eşik altı mesajı. 


Başlangıçta kolay gibi görünse de Gurur ve Önyargı hikayesini masal haline getirmek hayli zor oldu. Gerçi bunun sebebi 12 Temmuz'da vereceğim hediyeyi yazmaya 12 Temmuz'da başlamam olabilir ama bu önemsiz bir ayrıntı. Haddim olmayarak giriştiğim bu masal yazma süreci masal yazarlarının ne zor bir iş yaptıklarını anlamam ile sona erse de umarım yeğenim masalı anlayacak yaşa geldiğinde hediyem hoşuna gider. 


Çocuğa ağır gelmesin diye evlilik entrikalarını, miras meselelerini, sosyo-ekonomik ayrımları, toplumsal sınıf farklılığını falan çıkarayım derken baktım hikaye elden gidiyor. Ben de semboller kullanarak yazmayı uygun gördüm. Para yerine kitap, evlilik yerine dostluk sözcüklerini kullanmak gibi önemsiz değişiklikler yaptım. Böylelikle yeğenim küçük yaşlarda kitapların önemini büyüyünce de paranın önemini kavrar diye bir fikir geçirdim aklımdan tabi ama bunlar hep varsayım; kendi kendine gelin güvey olma bile olabilir ki bu ihtimali hasır altı etmeyi tercih ederim. Masal yazma sürecinde en zorlandığım diğer kısımsa kelime seçimiydi. Bir ara kalem elimdeyken müzik yarışmasında Arapça-Türkçe-Farsça karışık yorum yapan Bülent Ersoy gibi hissettim kendimi tabi kağıt kalem şok. 
Masal şimdilik Elizabeth ve Darcy'nin hikayesini kapsıyor ilerleyen yaşlarda diğer karakterlerin hikayelerini tek tek eklerim belki. 
Masalın tam metnini henüz sizlerle paylaşacak kadar özgüven sahibi değilim ama şöyle ucundan çıtlatayım diyorum. Resimleri de kendim çizdim ama yeğenime konuşma güncellemesi geldiğinde bunlarnebçimşeylerehehe falan derse biraz kırılırım tabi. 

Not: Bir çocuk masalının ismi Gurur ve Önyargı olamayacağından adını Bayan E. ve Bay D. koydum ama her şey olacağını varır sonuçta kader de diyemezsin Austenzede sen kendin ettin.


Dırınınım Bayan Bennet, Bayan Bennet, Bayan Bennet, Bayan Bennet ve Bayan Bennet.


Belki şu ağaçların arasında bir Bay Darcy vardır belkide kağıdın arkasında gözleri yaşlı bir Austenzedeğ


2005 yapımı filmdeki Lizzy'nin sahnesinin çakmasının çakması 


Ne yani gölden çıkan Bay Darcy olmayacak mıydı başlatmasınlar masalından


Mutlu son Darcy ve Lizzy dost oldular (Spoiler alert)


Hikayenin sonunda bir sürü "kitabı" oldu diye sevinen Bayan Bennet. 

Not: Malumunuz bu ara ünlü diziler yayınlanmadan İnternete sızdırılıyor ben de size benim için küçük bilim için büyük eserimden bir parçayı sızdırdım.

Not 2: Evet fotoğraflar net değil tam görünmüyor farkındayım bizzat ben bilerek ve isteyerek kimsenin baskısı altında kalmadan uzakta uzaktan kardeşime çektirdim ki UFACIK hatalarım görünmesin diye. 

Geçen sefer yazının sonuna yaptığım test usulü benim hoşuma gitti (bknz: mütevazılık) yineleyim diyorum ne de olsa hepimiz test usulü gazileri sayılırız şunun şurasında halden anlarız. Şık eleme yöntemi iyidir bu arada olmadı değer verin ya da şıkları deneyin hadi iyi geceler.

Siz ne düşünüyorsunuz?
a. Yat uyu Allahını seversen
b. Kesin ip var 
c. Nasa şok
d. Austenzedecim naptın sen bütün masal piyasası bu NADİDANE eser için birbirine girecek şindi
e. Güzel olmuş

Son not: Fotoğrafları çekmeye çalışırken uyutmak için yarım saat uğraştığım ama 10 dk uyuduğu için fotoğraf çekimime -beklenmedik- misafir olan benim Geleceğin Bay Darcy'si dediğim ama ailesinin pek de önemi olmayan bir isim verdiği yeğenim fotoğrafa girmesin mi Austenzede de bir bayram havası.


Tabi ki her standart teyze gibi fotoğrafta bebek haricinde ne var ne yok hepsini kaldırıp kitaplığın en üst rafına koydum. Masalı ona yazmış olmam masal kitabı adayı eserimle oynayabileceği anlamına gelmedi henüz bakıcaz daha :D




15 Ağustos 2017 Salı

Gurur ve Önyargı Karakterleri Harry Potter Dünyasında Olsaydı

Nı nı nını nığ nını nığ nı nını nı nı nığ (Size Harry Potter müziğiyle giriş yaptım)

Büyülü günler!
Harry Potter Bu Mu Şu Mu yazısında böyle bir yazı yazmak aklıma gelmişti. Aslında tüm Jane Austen karakterleri ve Harry Potter karakterleri arasında bir eşleştirme yapmak isterdim ama şimdilik en bilinen roman Gurur ve Önyargı(Aşk ve Gurur) olduğu için yazıyı bu eserle sınırlıyorum. Umarım hep beraber eğleniriz. Yazıda çiftler uyuşmayabilir affedin sadece kişi bazında bir uyarlama olacak gibi görünüyor. Giriş kısmını yine gereksiz uzattım hemen susuyorum.

Austenzede gururla sunar..
Gurur ve Önyargı karakterleri, asalarınızı hazırlayın Hogwarts'a giriyoruz yelpaze de olur..
Hiçbir işe yaramadığıma yemin ederim..

Mrs Bennet/ Profesör Trelawney

 

Bayan Bennet büyü dünyasında olsaydı bence Profesör Trelawney olurdu. Kadın gökyüzünde tek kara bulut yokken yağmurun yağacağını tahmin edip Jane'i Bingley'lerde yatıya kaldırmayı başarıyor daha ne diyeyim. Hem klasik İngiliz çayının yapraklarına bakıp bakıp kızlarının evlilikleriyle ilgili ne de güzel kehanetlerde bulunurdu tatlı tatlı değil mi? Profesör Trelawney herkesi ölü görmeye bayılıyordu Bayan Bennet da herkesi evlendirirdi ama önce kendi kızları!!

Mr. Bennet/ Profesör Dumbledore

  

Hafif kaçık ama hikayenin deha ismi sizce oklar kimi gösteriyor? Gerçi Bay Collins'le Bay Bennet arasında karar vermek oldukça güçtü ama :D Şaka şaka. 

Mr. Collins/ Gilderoy Lochart

 

Hadi içinizden kahkaha attığınızı itiraf edin. Ruh ikizi değiller mi? Gilderoy Lochart'ın Sihirli Ben diye kitabı vardı Bay Collins'de herhalde 'Leydi Catherine'in En Sevdiği Ben' falan diye bir kitap yazardı. Ama Lochart kadınları etkiliyordu Bay Collins'le ne alaka diyeceğinizi duyar gibiyim Bay Collins biraz aşk iksirine hayır demezdi diye düşünüyorum böylece bu ufacık sorunu da çözmüş olurdu.

Charlotte Lucas/ Luna

 

Luna Harry Potter serisinin 'tuhaf' karakterlerinden biri e Bay Collins'le evlenme kararını vermenin tuhaflık olmadığını iddia edemezsiniz.

Leydi Catherine/ Dolares Umbridge

 

Hangisi daha korkunç karar veremedim vallahi. Leydi Catherine de öğrencilere işkence etmekte asla geri durmazdı diye düşünüyorum hele ki dadısız büyüyen ve küçük yaşta sosyeteye tanıtılan kızları asla kaçırmazdı herhalde. Umbridge ve Harry'nin "Asla yalan söylememeliyim" sahnesini hatırlıyor musunuz heh işte o Leydi Catherine'de "Asla yeğeninize abayı yakmamalıyım çünkü o kızınızla nişanlı" olurdu 

Caroline Bingley/ Voldemort

 

Caroline olsa olsa Voldemort olurdu ama daha Voldinin güçlü bir büyücü olmadan önceki halleri bakın bakın aynı endam, aynı perçem :D Ve ikisi de seçilmiş kişinin peşinde. 

Bay Wickham/ Ruh Emiciler

 

Mr ve Mrs Gardiner/ Mr ve Mrs Weasley

Lizzy'nin dayısı ve yengesi sevgili içimdeki yaz'a göre tam bir Moly ve Arthur Weasley'miş bana da çok mantıklı geldi o yüzden yazıyı güncelliyorum. Mr ve Mrs Gardiner Gurur ve Önyargı hikayesinin önemli karakterleri aslında Lizzy ve Darcy'nin birlikte olması onların sayelerinde denilebilir. Mr ve Mrs Weasley ise Harry'nin hayatında önemli bir yere sahip en önemlisi Harry onların sayesinde ilk defa sevilmeyi öğreniyor. Gardiner'lar ve Weasley'ler avucumuzun içine gerçek sevgiyi bırakıyorlar resmen doğalgazın asla işe yaramadığı evlerde ufo'dan yardım alan insanlar gibiler evet onlar hayatımızın ufo'ları hemen şindi karar verdim. :D

 

Daha önce de demiştim ikisinin de öpücüğü öldürüyor başka alternatif göremiyorum.

Lydia ve Kitty/ Padma ve Parvati Patil

 

Harry ve Ron'la Ateş Kadehi'ndeki Üç Büyücü Turnuvası açılış balosunda dans eden kızlar Lydia ve Kitty için biçilmiş kaftan bence.

Mary/ Petunia Dursley

 

Mary tam bir Petunia bence. Kız kardeşlerinden pek hoşlanmıyor ama bunun altında kız kardeşlerinin ondan bazı konularda üstün olma sorunsalı yatıyor. Mary Gurur ve Önyargı'da kendini sıkıcı konulara adarken Petunia son derece 'normal' görünmeye adıyor bence ruh ikiziler.

Jane/ Fleur Delacour

 

Burada bir boşluk bırakıyorum siz anlayın.


Bingley/ Ron

 

Ron tartışmasız herkesin kendini yakın hissettiği karakterlerden biri Bingley'de kendini herkese sevdirmeyi iyi beceriyor. İkisi de açık havada olmayı kitap okumaya tercih ederlerdi diye düşünüyorum.


Elizabeth/ Hermonie ya da Lily

Hermonie ve Lily ne alaka dediğinizi duyar gibiyim. Elizabeth Lily olabilir çünkü kardeşler arasında ikisi de farklı olan. Lily büyücü olmasıyla Elizabeth ise mantığıyla diğerlerinden ayrılıyor. Bence Elizabeth Lily olurdu. Ama Hermonie de zekası ve okuma sevgisiyle Lizzy'ye benziyor. Gerçekten Hogwarts'ta Bir Tarih'i Hermonie'den başka okuyacak biri varsa o da Lizzy olurdu. Hoş Lizzy biraz eğlenmek için okurdu büyük ihtimal ama neyse. Vallahi seçemedim siz karar verin.

Darcy/ Harry ya da Snape

Geldik en can alıcı karaktere Darcy Harry olurdu çünkü ikisi de "seçilmiş kişi" ikisi de herkesçe tanınıyor ikisi de kara büyüye karşı hayatta kalmış. Kafanız mı karıştı Voldemort/Caroline Avada Kadavra/Sosyal Statüyü kullanarak evliliğe zorlama. Kafanıza yattı hadi itiraf edin. E madem bu kadar eminsin Snape nerden çıktı diyorsanız. Elizabeth Lily olursa Darcy otomatikman Snape oluyor bunun Harry Potter serisindeki favori karakterimin Snape olmasıyla hiç ilgisi yok nerden çıkarıyorsunuz rica ediciim. Ama daha önce de söylediğim gibi "Always"le "I love you most ardently" ölümüne kapışır. 





Siz ne düşünüyorsunuz? Şu hiç olmamış şu, şu olsa daha iyi olurdu dediğiniz varsa lütfen yazın.

Muziplik tamamlandı.

5 Nisan 2017 Çarşamba

STAJ İNSANLARI

Merhaba!

Size biraz staj hayatımdan bahsetmek istiyorum. Ben mi zorluyorum yoksa gerçekten staj yerimdeki insanlar adeta birer Gurur ve Önyargı karakteri mi siz karar verin.

Müdür ya da Lady Catherine De Bourgh

Sevgili Lady Catherine'in replikası Müdire Hanım Hazretleri kendisine Müdürüm denilmesinden hoşlanıyor. 42 yaşında. Obsesif Kompulsif Kişilik Bozukluğu var ve bununla gurur duyuyor. Odaya girdiğinde herkesten ayağa kalkmalarını bekliyor bu konuda hassas. Karşısındakine asla saygı duymuyor ama sonsuz saygı bekliyor. Egolu ve öfkeli. Kendisinin mezun olduğu bölüm yaptığı meslekle taban tabana zıt ama bu işi çok iyi bildiğini iddia ediyor. Piyano çalmayı bilmeyen ama çalabilse bu işin en iyisi olacağını iddia eden Lady Catherine değil de ne yahu vallahi ben uydurmuyorum. 

Personel Memuru ya da Mr. Collins

Personel memuru 31 yaşında Lady Catherine/MÜDÜRÜM'den sürekli azar işitiyor ama bu durum onu asla üzmüyor. Genelde yaptığı işlerin büyük bir kısmını yanlış yapıyor ve tekrar yapmak zorunda kalıyor. Pek az sinirlenen yazının ilerleyen kısımlarında yazacağım Mr. Bennet'ı bile çileden çıkarmayı başardı Lady Catherine/MÜDÜRÜM'ün evinin pencere sayısını övmüyor pek tabi ama ofiste ona Müdürüm diyen yegane kişi de kendisi :D

Müdür Yardımcısı ya da Mrs. Bennet

Kendisi aynı Austen dönemindeki gibi Lady Catherine/MÜDÜRÜM'ün sosyal olarak alt sınıfında. 25 yaşında ama arada onu personelleri neden evlenmiyorsun, neden kilo vermiyorsun, neden güzel giyinmiyorsun diye darlarken buluyorum. Kurumda olduğu zaman kesinlikle haberimiz oluyor çünkü kocaman kurumda sesini dört bir yana yayabiliyor. Elinde telefon olmasına rağmen teknolojik yenilikleri sevmediğinden olacak birini çağıracağı zaman bağırmayı tercih ediyor. Dumanla haberleşmeyi tercih etmediği için şükran duyuyoruz tabi. Yaptığı işin okulunu okuduğu için ve bana da iş bulma konusunda yol gösterdiği için o tam bir Mrs. Bennet.

2. Müdür Yardımcısı ya da Mr. Bennet

Mrs. Bennet'la duygusal olarak bir bağları olmasa da ikisi de meslektaş. Kendisi doktora yapıyor ve genelde odasında takılıyor. 1. müdür yardımcısının bağırmalarına katlanabildiği için sanırım o tam bir Mr. Bennet ve Mrs. Bennet'ın zavallı siniri onu bir an olsun yalnız bırakmıyor. Staja başladığım bir buçuk ayda bir kere Personel Memuru/Mr. Collins onu sinirlendirebildi.

1. Memur ya da Caroline

Kendisi 28 yaşında iyi bir eğitim almış fakat mesleği yaptığı işle uyuşmuyor. Ona Caroline diyorum çünkü yüksek eğitim/yüksek sosyal sınıf, eğitimini almadığı işi yapması/Mr. Darcy'yi elde etmeye çalışması sizce de tıpkısı değil mi. Tamam bana koluna girip ofis içinde yürüyüş yapmayı teklif etmiyor şimdi Sezar'ın hakkı Sezar'a ama yardımcı oluyorum maskesi altında ALES, YDS, KPSS puanıyla diğerlerini küçümseyerek bu mesleği en çok hak ettiğini iddia ediyor yılaağn.

2. Memur ya da Mrs. Louisa Hurts

2. memur yeni boşanmış ve sürekli içine içine konuşan ve herkesten nefret eden (Başta Lady Catherie/MÜDÜRÜM) birisi. 1. memur/Caroline ile iyi anlaşıyor diye ona Louisa diyorum onun da yaptığı iş eğitimini aldığı meslekten farklı. Bu nasıl iş yeri böyle diyorsanız burası Sörvayvııaağr!

5 stajyer ya da Bennet Kardeşler

Elbette bu hikayenin Bennet Kardeşleri de var. Stajyerleri Bennet Kızlarına benzetmemin sebebi sanrıım 5 kız olmamız(!) Latife yapıyorum yazıyı bırakıp kaçmayacaksınız değil mi? Stajyerleden 2'si evli (belirtmem gerekirse yaşıtız ne var yani ne ne) bu sebeple biri Lydia diğeri de Jane. 
Jane dediğim aramızdaki en mutlu stajyer diğerleri hayattan bezmişken kitap okuyor, izlediği filmlerden bahsediyor, çocukluktan beri platonik aşık olduğu adamla evli vs vs. 
Lydia güleç bir kız ve eğitim almasına rağmen meslekten bir haber tam Lydia'lık değil mi evlilik dışındaki şeylere vakit ayırmıyor ne de olsa evli kadınların mektup yazmaya bile vakitlerinin olmadığını Lydia'dan öğrendik! 
Sadece pazartesileri gelen ve en nefret ettiğim stajyere içimden Mary diyorum. Bir sürü sertifikası olsun istiyor ama ilgi alanı yok, boş zamanlarında internetten kitap araştırıyor ve kesinlikle almıyor. Diğer stajyer tam bir Kitty kötü durumlarda bile gülmeyi başarabiliyor.
Eee şimdi sen de Lizzy mi oldun başımıza demeyin çünkü hemen belirteyim bu hikayenin bir Lizzy'si yok malesef olsaydı ne güzel sohbet ederdik.

Evrak Kayıt Elemanı ya da Wickham

Wickham diyorum çünkü kendini çok beğeniyor (kendini Burak Özçivite benzetiyor diyeyim siz anlayın), konuşurken argo kelimeler kullanıyor ve sevgilisiyle ortak instagram hesapları varken stajyerlerden birine dm atmış kıs kıs kıs size ufaktan staj dedikodusu bile veriyorum dev hizmet. Ama şimdi eğri oturalım doğru konuşalım memur bey Wickham değil de ne allasen.

Sağlık Servisi ya da Lucas'lar

Sağlık Servisi tam bir Lucas Lodge dedikodu ağının önemli bir unsuru. Bizim ofise gelip tatlı tatlı sohbetini yapıp geri işine dönen çalışan kesinlikle bir Charlotte. Sağlık Servisi'nin tek erkek çalışanı diğer çalışanlara gelecek atamalarda açılan kadroları haber falan veriyor. Darcy'lerin geleceğini haber veren Sör William Lucas sana da selam olsun! Sonuçta ha kadro ha Darcy ikisinde de ölene kadar geçim garantisi vaad ediyor!

Subaylağr ya da Teknik Servis

Teknik Servis odasına subaylağr diyorum çünkü oda erkekten geçilmiyor tam bir ordu kıvamında.

Teknisyen ya da Bingley

Teknisyenlerden biri tam bir Bingley. Sürekli neşeli, konuşkan bir tip. Zannediyorum dışarda olmayı kitap okumaya da tercih ederdi. Ve anlayamadığım bir şekilde 2 buçuktan 97'ye kuruluştaki herkes tarafından seviliyor oklar Bingley'i gösteriyor el mahkum :D

Ve Mr. Darcy

Yahu geç bunları Bay Darcy yok mu ondan haber ver diyorsanız haklısınız. Ama kanlı canlı bir Darcy bekliyorsanız hayal kırıklığına kendinizi hazırlayabilirsiniz. Bu hikayenin Bay Darcy'si eğitimini almakta olduğum meslek bence. Lady Catherine/MÜDÜRÜM  bu mesleğe sahip insanları kuruluşta çalıştırmıyor (Bay Darcy'ye bir tek kendi kızını layık gördüğünden olacak) Mrs. Bennet/1. Müdür Yard. bu mesleğe sahip olabilmemiz için bize yol gösteriyor (adeta Jane'i Netherfield'daki yemeğe yağmur başlayacakken atla gönderen bir Mrs. Bennet :D) Caroline bu mesleği yapabileceğini iddia ediyor ama başka bir bölüm okumuş (Mesleğe/Darcy'ye aşık değil derdi safi para). Yani anlayacağınız kuruluşta geçimini sağlamak için bu mesleği isteyen çok insan var bir de biz varız işte bu mesleğe bir miktar aşık olanlar. 

Ne edebiyat yaptım ama! Kendimi karakterlerin gerçeği öğrenmesini sürekli engelleyen her defasında ters köşe yaptığını sanan dizisini bir sezon daha uzatmaya çalışan Türk dizi senaristi gibi hissediyorum. E hoşça kalın o vakit.


E peki sen bu hikayede kimsin diye sorarsanız -sormasanız da zaten söyleyecektim- ben bu hikayenin gözlemci bakış açısıyım göz yaşları ve kapanış.

6 Mart 2017 Pazartesi

Türk Yapımı Aşk ve Gurur

Merhaba!

   Yazıya çok masumane duyguları içinde barındıran bir soruyla başlamak istiyorum.  

       Neden?


   Show Tv'nin yeni dizisinin reklamını görünce bir de içinde Jane Austen geçince Austenzede de durur mu hemen ilk bölümü izleyiverdi. Dizinin son dakikalarına doğru evdekilerin bize bunu neden yapıyorsun dercesine bakışlarını görmezden gelerek ilk bölümü bitirebildim. Eğer dizinin başında Jane Austen adı geçmeseydi kesinlikle bunun bir Aşk ve Gurur uyarlaması olduğunu anlamazdım. Dizide bir sürü karakter var ama romanda olan çoğu karakter yoktu. 

                                        

  Bingley gibi önemli bir karakter neredeydi? Yoksa başlarda gösterdikleri sarışın çocuk mu Bingley'di? Yok yok ama onun neşeli bir yüz ifadesi olması gerekmez miydi? Dizideki en büyük abla Jane miydi? Ama onu seven adamın Bingley olma ihtimali yok gibi değil miydi? Kity ya da Lydia yerindeki kız kardeşin erkeksi yapılmasının amacı neydi? Elizabeth olduğunu sandığım oyuncunun neden konuşmakta zorlanıyor gibi bir hali vardı? Her daim güleç olması gerekmez miydi? O mavi gözlü çocuk -Elizabeth olduğunu düşüdüğüm kıza evlilik teklif eden- Wickham mıydı? Daha bismillah karakterleri tanımadan ilk bölümde 653264 olay yaşanmasının amacı seyirciye karşı yapılan Harry Potter'daki sersemletme büyüsünün bir benzeri miydi? Madem kitaba benzemeyecekti neden dizinin adı Aşk ve Gurur'du? 
   Diziyi izlerken aklımda Jane Austen'in şu sözleri yankılandı durdu "Bu bir trajedi öyleyse izlenmeye değmez." , "Bırakın başka kalemler suç ve ızdırap üzerine yazsın ben böyle konulardan kaçınırım."  Gerçekten böyle cümleleri olan bir yazarın romanını dram dizisi şeklinde uyarlamaları da ayrı bir ironi. Diziyi mutsuz sonla da bitirirlerse pastanın tepesindeki kremanın üzerine vişneyi kondururlar. Diziyi Aşk ve Gurur'dan bağımsız olarak düşünürsek gerçekten iyi bir dizi ama hala aklımda bir soru var: Neden? Cevabı olan benden esirgemesin lütfen. İlerleyen bölümlerde bir değişiklik olur mu merak ediyorum ama gelecek bölümleri izleyecek ruhu kendimde göremiyorum ne yazık ki. 

                                            

    Dizideki sevdiğim tek unsura gelecek olursak o da Bay Darcy'yi Mert Fırat'ın canlandırmasıydı. Gerçekten cuk oturmuş. Bakalım dizi kaç bölüm dayanabilecek?
     

29 Kasım 2016 Salı

DOĞA OLAYI

   Merhaba!
  Hani arada sırada gazete manşetlerinde çeşitli doğa olaylarına ait haberler görürüz ya işte '350 yılda bir gerçekleşiyor o da yarın'(o ne demekse artık. İyi ki manşetleri ben yazmıyorum :D ama anladınız bence siz) vs. şeklinde heh işte ben de sizlere 200 yılda bir gerçekleşen ve bana denk gelen bir doğa olayından bahsetmek istiyorum müsaade ederseniz. 
  Olay geçen hafta yaşandı fakat sindirmem zaman aldı dostlar o sebeple şimdi yazıyorum. Okulda ders arasında arkadaşımın arka sırada bir Aşk ve Gurur görmesiyle bizi "bu kitap kimin" telaşesi aldı. Çünkü ortamda bir Jane Austen varsa ve bunun benimle bir bağlantısı yoksa bir sorun var demektir. Derken sınıf kapısını göz hapsine alıp sıraya doğru yaklaşanları gözlememizle kitabın bulunduğu sıraya bir erkeğin oturması bir oldu. Evet arkadaşlar bu 200 yılda bir gerçekleşen doğa olayına kendi aramızda Süper Jane Austen adını verdik. (200 yılda bir diyorum çünkü tahminimce bu kitabı okuyan son erkek Jane Austen'in kardeşi Henry Austen'dir o da Jane Austen'in kitaplarının basılmasında önemli rol oynadığı için yani başka bir sebeple değil.) Sonra teyit etmek için 5 koldan soru yağmuruna tutunca çocuk da bir miktar şaşırdı sanırım. Bir ara üzerine yürümüş de olabilirim tam hatırlamıyorum ona da şaşırmış olabilir ki; konumuz bu değil, konumuz Jane  bebeğim! Şimdi dalga dalga olay gözümde canlanıyor. Galiba bir ara da "kitabın filmini izle kitabı boşa okuma" diyen yan sıradaki çocuğa ağır konuşmuş olabilirim ama büyük ihtimal tatlı tatlı şeetmişimdir ya yani inşallah.
  Geçenlerde bir tweet okumuştum "benim dünyanın iyi bir yer olacağına dair umutlarımı yeşertmeye ne hakkın var kadın" diyordu ben de buradan sesleniyorum "senin erkek ırkının olgunlaşacağına dair umutlarımı yeşertmeye ne hakkın var aslanım!" 
  Bence bu benim 3.5 yıllık üniversite hayatımın hatta 21 yıllık hayatımın en şaşkınlık verici olayıydı. Tutmayın torunlarıma da anlatıciim. Böyle doğa olayları karşısında ne yapılıyodu hep unuttum ben. Görür görmez tuttuğun dilek kabul mü oluyodu yoksa o başka bi şey miydi neyse en olmadı 'üç gulhü bi elham' okur karşıya doğru üflerim. 

3 Eylül 2016 Cumartesi

Hayatı Okumak

Merhaba!

                                            

  Bugün okuldaki hocamızın bir sene boyunca her derste söylediği ve benim henüz anladığım bir cümleden bahsetmek istiyorum. Ön yargılarımıza yenik düşerek savurduğumuz her cümlenin ardından bizlere "Hayatı okuyun, hayatı izlemeyin!" diyor hocamız. 
  Geçenlerde filmini izlediğim bir kitabı okurken kafamda bir aydınlanma meydana geldi. Aslında bu basit gibi görünen cümleye ilk o zaman dikkat ettim sanırım. Filmi izlerken karakterleri acımasızca yargılayıp onlar hakkında üstünkörü ithamlarda bulunmuştum itiraf ediyorum ama romanı okurken karakterin düşüncelerine, geçmişine ve bugününe tüm gerçekliğiyle ve karakterin gözünden karşı karşıya kalınca hayatı hep elimde bir kova patlamış mısırla izlediğimin farkına vardım. Bir fincan yeşil çayla satır satır okumalıymışım meğer.

                                      

  Romanı okumak kolay peki önümüzde akıp giden hayatı nasıl okuyacağız? Okumaya nereden, kimden başlayacağız? İşin kötü tarafı bir sene sonra mensubu olacağım mesleğin işi insanların hayatlarını onların anlattıklarından hareketle tüm gerçekliğiyle ortaya koymak yani kısaca okumak. Ben bu cümleyi bile bu kadar geç kavramışken mesleğin hakkını nasıl vereceğim?  
  Eyy insanlar lütfen hayatlarınızı okumama izin verin. Hayır yani Bay Darcy aşk hayatını bile okumamıza izin veriyorken zorluk çıkarmayın derim ben. Yani rica ediyorum. Gerçi Wickham'ı okuyunca da izleyince de bir şey fark etmiyor ama neyse. Konu Gurur ve Önyargı'ya gelince benim kafa gitti yine. Gerçi okuyunca Bayan Bennet'ın kızları evlendirme düşüncesi mantıklı bile gelmişti Bay Collins'e üzülmüştüm bile Bingley'e gelecek olurs..

                                               

19 Haziran 2016 Pazar

MALİKANE

     Merhaba!

     Gurur ve Önyargı'yla ilgili yeni bir kitap bulmanın manasız sevincini yaşıyorum. Haydarpaşa Kitap Fuarı'nın ikinci ganimeti Malikane kitabı. İnternette kitabın kapağını hep görüyordum ama Türkçe'ye çevrilmiş olabileceği aklıma gelmemişti. Kitabın özgün adı Longbourn, Türkçe'ye Malikane olarak çevrilmiş ama kitabın kapak resmi değiştirilmediği için kitabı tanıyabildim. Artık Jane Austen koleksiyonumun nadide bir parçası ve Jane Austen rafımda Jane Austen'in 6 romanından hemen sonra yerini almaya hak kazandı! (Jane Austen Hayatımı Mahvetti kitabı lütfen kişisel algılama!)


     "Kitap Aşk ve Gurur hikayenin sadece yarısıydı" diyor. Ve kitabı okumaya başlayınca gerçekten hikayenin sadece yarısı olduğunu anlıyorsunuz. Kitap Bennet ailesinin hizmetçilerinin gözünden tanıdığımız hikayeyi anlatıyor aslında. Yukarı katta Jane Austen'in yazdığı hikaye yaşanıyorken alt katta Jo Baker bambaşka şeyler anlatıyor.  Kitabın ilk sayfalarında Gurur ve Öyargı'nın o büyülü kusursuzluğuna biraz gölge düşüyor çünkü Gurur ve Önyargı her şeyin mutlu öğeler barındırdığı bir mutlu son kitabı gibi geliyor insana ve o karakterlere tuvalete gitmeyi bile yakıştıramıyorsunuz haliyle ama Longbourn hizmetçileri kafanızdaki masal kitabını şak diye dünya gerçekliğiyle karşılaştırıyor. Romanı Downton Abbey'yi bitirdikten sonra okumak hikayeye kolay ısınabilmemi sağladı sanırım. Ama her sayfada sınıf ayrımına içinizden çok ağır konuşuyorsunuz o kesin. Tüm bu sosyolojik gerçeklikleri bir kenara bırakıp hikayeye dönelim. Öncelikle Aşk ve Gurur'un 2005 yapımı filminde Longbourn'da bir hizmetçi kız gösteriliyor. Ama kitaptaki Sarah karakteri o mu bilemiyorum.



       Kitabın diğer karakteri Bingley'lerin uşağu Ptolemy yine 2005 yapımı filmde hatırladığım kadarıyla 4 uşak gösteriliyor. 




       Sarah bir yetim ve evin aşçısı Bayan Hill yardımcıya ihtyaç olduğunu söylediğinde eve alınıyor. Sarah hayatı Longbourn'dan görmek istemeyen aslında özgür ruhlu bir kız. Bayan Hill yıllarını Bennet ailesine vermiş bir aşçı kocası Bay Hill ile birlikte çalışıyorlar. Poly 12 yaşlarında diğer yardımcı kız. Bu karakterler Bennet'ları amiyane tabirle çekip çevirmeye çalışırken eve James Smith adında bir uşağın gelmesiyle olaylar gelişiyor. Sanırım ben spoiler vermeden kitap tanıtımı yapamıyorum bağışlayın!  Gurur ve Önyargı'yı sevdiyseniz bir de hizmetçilerin gözünden okuyun derim ben. Yazarın üslubunu sevdim kitap biraz kalın olmasına rağmen çok akıcı bir şekilde ilerliyor asıl hikaye tanıdık olsa da merak unsuru hep canlı tutuluyor.
       Kitabı okurken gözler Bay Darcy'yi arıyor elbette ne yazık ki ismi ilk defa ancak 209. sayfada geçiyor. Yazar onu "Yaratılmışlar dünyasının bambaşka br kategorisine ait gibi duruyor." diye tanımlıyor. Lütfen rica ediyorum tabi ki romanı sırf bu cümle yüzünden sevip kitap rafımın en nadide köşesine yalnızca bu sebeple yerleştirmiyorum. Siz de canım! Romanı 19. yy. İngiltere'sinin günlük yaşantısına çarpıcı bir gerçeklike yer verdiği için sevdim, aynen öyle.



     Gurur ve Önyargı'nın en sevdiğim unsurlarından biri hiç şüphesiz mektuplar. Malikane'de Sarah'ın mektup yazmayı istemekle ilgili içinden geçirdiği cümleler kısmında benim kalp komple gitti. Şimdiki, İnternet aracılığıyla her dakika konuşabilen insanların mavi tik olup cevap vermeme serzenişlerini aklımın en dip köşesinde yalnız bırakıp içimden parasızlığa ağır konuştum ama çok ağır!
     Dünya gerçekten garip bir yer birisini mutluluğun doruklarına ulaştıran bir olay bir başkası için ölümüne mutsuzluk sebebi olabiliyor, sanırım bu denge denilen şey. Terazinin mutluluk tarafının ağır basıp her şeyin alt üst olmaması için birilerinin de mutsuz olması gerekiyor. Dünyanın mutlu tarafı merak etmeyin 21 senedir sizin için depresyondayım ben!
     Hani Gurur ve Önyargı'da Lizzy'nin uzun bir yürüyüş sonunda Darcy'nin karşısına çıktığı Caroline'n eteklerinde çamur sebebiyle kalp krizi geçirdiği ama Darcy'nin Lizzy'nin gözlerine canlılık geldiği için daha güzel göründüğünü söylediği sahne varya heh işte bu kitabı okuyunca Caroline'a hak veriyorsunuz ben daha ne deyim?


      Austenzede öneriyor! Şu an çevremdeki herkesi kitabı okumaları için taciz ediyorum kitabı tartışacak birilerine ihtiyacım var. Konu Gurur ve Önyargı olunca ben lüzumsuzca aşırı seviyorum da.
     Yazıya kitaptan alıntılarla son veriyorum, teşekkürler.

. Bugünle ilgili tek güzel şey, kısa süre sonra bitecek olması.

. Kurnazlıkla ilgili her şey rezildir.

. Evililik denen şey, gözü kapalı alışveriş yapmak gibiydi; asla neyle karşılaşılacağı bilinmiyor ve insanlar sürekli yanlış seçimlerde bulunuyordu.

. Onların benim hakkımda düşündüğü şeye dönüşeceğim, diye düşündü, yani hiçbir şeye!

. İnsanlar birbirlerini en çok birbirlerinden ayrılırken sevmezler miydi zaten?

. Sıradan olmak, dünyada bırakabilceği en hafif izi bırakmak daha iyiydi.

. Yolculuğun bitmesini istiyordu, ama bir yere varmak istemiyordu.

. Senelerdir istenen şeyi elde etmek belki de tamamıyla mutlu edici bir durum değildir. Sonuçta ulaşılmak istenen amaç bir kere elde edildikten sonra tam da beklendiği gibi çıkmayabilir. Belki de eskimiş ve zamanla yıpranmıştır, senelerdir göze batmayan kusurları şimdi göze batar hale gelmiştir. Birden bu elde edilen şeyle ne yapacağınızı bilemezsiniz.

Son bir not: İnsanlık tarihi gerçekten iğrençliklerle dolu. Sanırım romanlar bu gerçeklikleri kırptığı için güzel. O zamanlara özeniyoruz ama 21. yy'ın hakkını biraz yiyor muyuz ne! Tam bu noktada Pariste Bir Gece filmini izlemenizi öneriyorum. Bundan yıllar yıllar sonra bizim hayatı kolaylaştırıyor dediğimiz teknolojik aletlere birileri gülecek ve bizim adımıza çok üzülecek. Misal 200 yıl sonra metrobüs bence işkence aleti olarak nitelendirilecek ben eminim.

Bu sefer gerçekten son bir not: Romanı okurken Bay Darcy çok korkutucu ve ulaşılmaz geldi Jane Austen'e bizi gerçek hayatta asla karşılaşamayacağımız birini tanıttığı için teşekkürler. Gerçi tanıştırmasaydı daha mı iyi olurdu ki acaba tam da emin olamadım, neyse.