evlilik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
evlilik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Aralık 2017 Perşembe

Evlilik Aslında Ne?

Merhaba!

Yazı yazmaya fırsat bulamayalı uzun zaman oldu. Bu süre zarfında yeni yazı yok mu diye soranlar oldu. (aslında 3 kişi ama bu düşünce hepinizin aklından geçmiştir eminim. Çalışılması gereken derslerle mutlaka izlenecek film düşüncelerinin arasında bi yerlerde muhakkak vardır iyi bakın)  Annem 20 günlüğüne evde değil bu süre zarfında ben ve kardeşim onun görevlerini (yemek, çamaşır, ütü, bulaşık, 7 ile 17.30 arası torun bakma) üstlendik. Her akşam ne yemek yapacağımıza karar verirken insanların hiç kimsenin baskısı altında kalmadan ve kendi iradeleriyle evlenme kararını verebilmelerine hayret ediyorum. (Bu arada arta kalan zamanlarda bir de KPSS çalışıyorum ki oraya hiç girmeyeyim orası hayatımın 3. kat yasak kütüphanesi.) 

Neyse ki imdadıma birkaç ay önce evlenen akrabamın instagrama koyduğu hikayedeki cümleleri yetişti. Birkaç ay önce evlenen akrabam diyor ki "evlilik gece sinemaya gidebilmektir" aslında ilk düşüncem gece sinemaya gitmek istiyorsak koca yerine araba almamız gerektiğiydi. Gelinlik, çeyiz, balayı, kına gecesi derken masraflar uhuu alıp başını gidiyor araba daha karlı ama çok geçmeden anladım ki bu evlenince anlayacağım şeyler listesinin yepyeni üyesi ve kesinlikle ekonomiyle alakası yok. İnstagram Keşfet'te şöyle bir salınınca zaten evlilik tanımlarından hiç olmazsa 2 tanesine kafa kafaya çarpışırsınız. Sanırsınız TDK! 

Evlilik akşam yemeğini kayın validene kitlemek demektir (ki bu gerçekten şahane bir şey sırf bunun için bile insanın birini kolundan tutup nikahı basası geliyor), 
evlilik sen demek (burada herhalde 'sen' kısmında herkes kendi kocasını zihninde canlandırıyor), evlilik hafta sonu alışveriş merkezine gitmek demektir (aslında bunu ben uydurdum ama bence bu gerçeği yadsıyamazsınız sayın evlilik),
evlilik her şeyinle sevilmek demektir (oralarda bir yerlerde 'sevmek' de olacaktı ama gelin bencil galiba ) vs vs bu liste uzuyor tutamıyorum küçük enişteyi.

Biliyorsunuz ki bu blogta hizmette sınır yok Austenzede sizin için araştırdı. Peki TDK'ya göre de evlilik acaba gece sinemaya gitmek mi demek? TDK diyor ki; "Evlilik evli olma durumudur." ve örnek cümle de A. Ağaoğlu'ndan "Demek bu bile bizi önünde sonunda evliliğe götürecektir." galiba TDK da evli olmadığın olacak pek anlamamış. İnstagram'da öyle demiyorlar sayın TDK!

Bitti mi bitmedi konuyu daha iyi kavrayabilmek için KPSS Vatandaşlık kitabımdaki bir konuyu evliliğe uyarlayarak somutlaştırmaya çalışacağım. (gerçi üniversitede psikiyatri dersini veren hocam bunun iyi bir anlama yöntemi olmadığını iddia ediyor fakat ömrü boyunca bu blogu okumayacağına emin olduğumdan mütevellit gönül rahatlığıyla yazıyorum) (siyaset dersi aldığım hocam da bu yazıyı asla okumayacaklardan olduğu için az sonra tüm cahilliğimle yazacaklarımdan sebep günün şanslı kişisi)

EGEMENLİĞİN KAYNAĞINA GÖRE EVLİLİK

Monarşivlilik: Bu evlilik tipimizde gelin kendini evlilik kurumunun merkezine oturtuyor. Onun için evlilik sevilmek demek. Mutlak monarşilerde gelinin gezme hakları bir sınırlamaya tabi edilemiyor. Bknz: gece sinemaya gitmek.

Oligarşivlilik: Evliliğin küçük ve ayrıcalıklı bir zümreye ait olduğunu düşünenlerin şekliyse oligarşivlilik. Onlar için kendilerinden daha çok evliliği hak eden yok. En çok onlar evli ve bekar insanları anlayamasalar da onları evlenince anladıkları şeylere göre yönetmeye çalışıyorlar. Bknz: sırtlarına bir kıyafet alamıyorlarsa gelinlik giysinler!

Teokrasivlilik: Burada islamcı romantikler yer alıyor. Onlara göre evlilik: eşinin abdest aldıktan sonra sakalında kalan damlayı tilbetine silmek demek gibi bir şeydi yıllar önce twitter'da okumuştum bu cümleyi. (Austenzede yine sakladı samanı ve zamanı gelince de durur mu yapıştırdı yazıya)

Cumhuriyevlilik: Evlilik hakkının bir kişiye değil millete ait olduğu sistem oluyor kendisi. Bu tipte çoğunluğun kararı esas alınıyor mesela biri çıkıp diyor ki evliler hafta sonu AVM'ye gidecek çoğunluk kabul ederse paşa paşa gidiliyor AVM'ye demokrasi denen bir şey var canım hiç!

Üf cahil cahil ne anlatıyorsun ya diyorsanız hemen olayın Jane Austen cephesine yöneliyoruz. Bildiğiniz gibi Jane Austen'in romanlarının iskeletini evlilik oluşturuyor o yüzden kısa cümlelere indirgemek zor ama yine bildiğiniz gibi Jane Austen'e göre evlilik; hali vakti yerinde olan bir erkeğin kendine bir eş bulmasının herkesçe bilinmesidir. 

Northanger Manastırı kitabına göre evlilik; eşe dair mutlak iyi hayallerden bir an önce vazgeçilmesi demektir aksi halde evlendikten sonra mecburen vazgeçilen bir hale karşılık gelmektedir. Ama burada da kız gece sinemaya gitmek istese tamam anlarım yani ama kendine kaşı sevgi, saygı ve anlayış bekliyor yok artık canım oldu olacak bir de huzur iste!

Yine Gurur ve Önyargı'da yer alan bir konuşmaya göre evlilik eşlerin birbirlerini ne kadar az tanırlarsa o kadar iyi olması beklenen bir şans ve talih meselesi.

Charlotte Lucas bir evlilik tanımı yapsaydı bence şuna benzer bir şey olurdu -ya da olmazdı neyse asla bilemeyeceğiz- Evlilik taraflardan romantik olmayanın yaşının 28'i geçmesiyle aileden bir yükün eksilmesinin olumlu neticeler doğuracağı ümidi ile yapılan bir danışıklı dövüş.

Elizabeth'e göre evlilik tanımını biliyoruz zaten aşık olmadan asla yapılamayacak bir şey! Bana göre beklenmedik derecede iyimser ama sonucunu düşününce insanın sihirli düşüncenin varlığına inanacağı geliyor.

Mrs Bennet'a göre evlilik zatürre olma ihtimalinin yanında bile emniyet şeridini kullanmaya izinli bir duruma karşılık geliyor.

Mr. Collins'e göre evlilik Lady Catherine De Bourgh'un evinin pencerelerini överken bayılmayacak herhangi bir hanım kişisiyle yapılabilecek bir anlaşma olurdu bence.

Peki Bay Darcy'ye göre evliliğin tanımı ne olurdu? Bu tanımı bir koşul öne sürerek uyduracağım. Eğer Lizzy ile tanışmasaydı böyle bir tanım yapardı bence. Bay Darcy'nin bir balo esnasında dansla ilgili söylediklerini hatırlayan var mı? Tabi ki hatırlamıyorum diyen sağlıklı çoğunluk için işte o diyalog;

Sir William Lucas: Gençler için ne hoş eğlence.. Dans etmek gibisi var mı? Ben dansı yüksek ve uygar toplumların en belli başlı inceliklerinden sayarım.

Bay Darcy: Elbette beyefendi. Dans sanatının aynı zamanda dünyanın en aşağı toplumlarında da geçerli olmak gibi bir ayrıcalığı vardır. Bütün yamyamlar dans etmesini bilirler. (Çeviri: Nihal Yeğinobalı) (Gerçi bu cevabı Bay Darcy bana verseydi ve ben de karşısında cümle kurabilecek öz güvene sahip olabilseydim büyük ihtimal 'neye göre aşağı toplum pardon'dan girer konuyu sosyal boyutlara taşırdım ama Allahtan burası son derece ciddiyetsiz bir ortam)

Şimdi diyalogta geçen 'dans etmek'lerin yerine 'evlilik'i yapıştırıyor ve kimseye söylemiyoruz. Bence Bay Darcy'nin evlilik tanımı olsa olsa bu olurdu.

Son olarak Claire Tomalin'in Jane Austen biyografisinde Austen'in okuduğu iddia edilen bir oyundan bir cümle yazmak istiyorum  "Biliyorsun insanların evlenme modası yüzünden biz de evlenmek zorundayız.." Ve inanır mısınız evliliğin modası hiç geçmiyor. Evlilik is always BLACK.



Not: Şu sıralar hayatımın höyküre höyküre ağlamalı bir döneminden geçtiğim için yazıya görsel ekleyecek gücü kendimde bulamadım. (höykürmek ne demek bilmiyorum bu arada) Siz okurken başlarda gelinli damatlı pinterest'ten bulunma illüstrasyonlar, yazının orta kısımlarında birkaç Bay Darcy son kısımda da çok afilli laflar ettiğini zanneden bakışlar atan bir kız çizimi hayal eder misiniz rica ederim. Ben şimdi moralimi yerine getirmek için mutlu anılarımı sırayla zihnimden geçireceğim. 1. lisenin bitişi 2. 

Unutmadan bir not sizin evlilik tanımınız nedir ya da gördüğünüz ilginç bir tanım var mı? Benimle paylaşırsanız mutlu olurum.

Daha neşeli günlerde görüşmek üzere ve ardından iyi geceler.

21 Mayıs 2017 Pazar

Kadınlar ve Saygı

Merhaba!



     Hazır konu saygıdan açılmışken kadınlara saygı üzerine de birkaç cümle yazmak istiyorum. Sizin oralarda durumlar nasıl bilmiyorum ama birazdan bahsedeceğim şeyleri fazlasıyla tanıdık bulacaklar olacaktır. 


     Bir kadına saygı duymak için neler gerekir? İçinizde insana insan olduğu için saygı duyulur diyen cüretkarları duyar gibiyim. Ve ne yazık ki ben de öyle düşünüyorum. Tek sorun var toplum bizim gibi düşünmüyor! Hepimizin de tahmin edebileceği üzere bir erkeğe saygı duyulması anne karnında başlıyor. "Onlar eskide kalmış artık insanlar böyle düşünmüyor" diye ben de kısa bir süre düşündüm ama son zamanlarda şahit olduklarım bana "kız sen de amma safsın" diye fısıldadı.


    Benden bir yaş küçük kuzenim geçenlerde nişanlandı. Normalde kızın doğum gününü hatırlamayan ailesi kuzenim nişanlandıktan sonraki doğum gününde özel fotoğraflı bir pasta yaptırmış ve facebook sayfamı çoktan işgal etmiş, beğeni seferberliğini ilan etmişti bile. Bunun sebebi ne hakikaten merak ediyorum. Çünkü bu duruma en az 23 kez şahit oldum ki benim çevrem geniş değildir :D 'Kızımız kuş oldu uçuyor bu zamana kadar hiçbir doğum gününe önem vermedik bari sonuncuyu güzel kutlayalım' mı? Çok mu iyimserim :D A bi dk durun kesin damat tarafına nispet bu! Evet evet kesin öyle ya da bi göz dağı. 'Biz kızımıza böyle değer veriyoruz damat eğer kızımıza mumlarla evlilik teklifi yazmazsa alnını karışlarız' demek gibi bir şey. Bir üçüncü ihtimalse en olmamasını arzu ettiğim şey. Bir kadının yalnızca evlilik münasebetiyle saygıya değer görülmesi. 


     Önceden durumun böyle olmasını bir nebze olsun anlayabiliyorum. Kadının tüm hayatı boyunca baş rolü olabildiği -tabi ki(!) bir erkeğin yanında- tek organizasyon. Tamam Austenzede sakin ol geçen sadece zaman ve yüzyıllardır kılıfı değişse de düşünceler asla değişmedi iyimserliği bir kenara bırak ve gerçekçiliği sırtına giy üşütürsün falan çocuğun olmaz! 


     Saygı gösterisi sadece çılgın doğum günü partileri değil elbette. Evlenmeden önce eğer şanslıysa kendine ait bir yatağına 1 bilemedin 2 nevresim takımı olan kadın sadece evlenmek suretiyle 8-10 nevresim takımı almaya hak kazanır. Gülmeyin, evlenince kadınların yatak örtülerinin neden taşlı abiyelere benzediğini sanıyorsunuz? Ya da yatak odasının neden baştan aşağı pembe olduğunu zannediyorsunuz? Evlendikten sonra pijamanın varlığıyla tanışan kadın bile gördüm ben. Traji komik!


    Yeni gelin patiği denen bir şey var yahu yuh! Mesela biz bekar kadınlar ev içinde ev terliği giyebiliriz hani şu oyuncaklı vs. olanlardan falan haddimizi aşmayalım lütfen. El örgüsü patiği ise yalnızca yeni gelinler giyebilir lütfen rica ediyorum! Yüksek lisans programlarına başvuru için nasıl ALES ve YDS puanı gerekiyor pembe taşlı el örgüsü patik giyebilmek için de evli olmak bu kadar basit. Mesela bizler çeyrekli kolye de takamayız çünkü bunun içinde nişan önkoşulu var aklınızı başınıza devşirin! Misal ben altın bilezik seviyorum diyelim ama takamam neden çünkü sözlü bile değilim. Bundan sonra atacağınız her adımda kendinize 'ben evli miyim! diye bir sorun eğer cevabınız 'evet' ise yapın, lütfen biraz ihtimam!


     
      

10 Haziran 2016 Cuma

Gurur ve Önyargı Üzerine

     
  "Aşk ve Gurur (Pride and Prejudice) romanı ortalama her on yılda bir ya bir sinema filmi, ya da televizyon filmi veya dizisi haline getirilmiştir."    Yukarıdaki bilgi Doğan Hızlan'ın bir yazısından alıntı. Hakikaten neden çok sevdik biz bu kitabı? Aşkın pek çok haline yer vermesiydi belki de bizi bu denli etkileyen. Ya da ulaşılmaz gibi görünen Bay Darcy karakterinin kusurlarını görebilmek, sıradan bir kız, Lizzy'nin olmaz denileni başarması bizi tekrar tekrar okumaya-izlemeye teşvik etti kim bilir? Salt "mutlu son"un cazibesine kapıldık ve akıntıdan kurtulamadık bence biz.    Şu zamana kadar bir sürü mutlu sona şahit olduk. Nefret edilen karakterin kötürüm kalması, sevilen karakterin kitap sonunda gözlerinin görmeye başlaması, gaddar üvey kız kardeşin evde kalması, okulun en popüler ve en güzel kızının aslında aptal olduğunu herkesin görmesi, fakir ama gururlu gencin köşeyi dönmesi, milyoner ama şerefsiz fabrikatörün üç kuruşa muhtaç kalması, şişman kızın zayıflayıp kas yığını çocuğu kul köle etmesi, esas oğlanı seven yardımcı kadın oyuncunun uçurumdan şans eseri düşüp ölmesi, esas oğlandan hamile olduğunu söyleyen aslında başkasından hamile olan çirkef karakterin kazara merdivenlerden yuvarlanıp çocuğunu düşürmesi ve en sık kullanılan mutlu son evlilik.       Gurur ve Önyargı evlilik konusunda rehber kitap niteliğinde. Herkes kitabı okurken kendi evliliği görebilir ya da neden evlenemeyecek olmasının sebebini. Belki de bu sebeple sevdik kitap bizi bize anlatıyor. Toplumdaki tüm evlilikleri mercek altına yatırıyor.




Kitabı okurken konuya hakim olmaya başladığımızda kafamızda 2 soru beliriyor: 1- Evlilik nedir? 2- Neden yapılır?

          Gurur ve Önyargı'dan yola çıkarak toplumdaki evlilik tiplerine göz atalım o vakit.

1- Evliliğin geleneksel hali. Bu tür evlilikler genelde üzerinde çok düşünülmeden (aslında hiç düşünülmeden), yalnızca adet olduğu üzere yapılırlar. Evlilikte mutluluk şansa bağlıdır. Mr. ve Mrs. Bennet evliliği örnek olarak gösterilebilir.


2- Evliliğin organize hali. Bu tip evliliklerde ana öğe erkeğin ya da kadının annesidir. Evliliğe giden yolda her aşama ince ince planlanır. Bir örnekle şematize edecek olursak, Mrs. Bennet'in Jane'i Bingley'lerdeki yemeğe atla göndermesi, yolda başlayan yağmur, Jane'in hasta oluşu, bir akşam yemeğinin yatılı misafirliğe dönüşü ve damat adayının kafese kıstırılışı.


3- Evliliğin silah zoru hali. Bu tip evliliklerde çiftlerden birinin mal canlısı olması önemlidir. Çiftlerden diğeri de aptal olursa evlilik ideal şekline ulaşır. Genelde taraflar ne olduğunu anlamadan kendilerini evli bulurlar. Örnek Wickham ve Lidia'nın evliliği.


4- Evliliğin bir boğaz eksilsin bari hali. Bu evlilik türü ülkemizde yaygınlık göstermektedir. Yaşı geçen ve artık aile içinde boşta olması sebebiyle göze batan kişilerin toplum normlarının emri aile büyüklerinin kavliyle en yakındaki sosyo-ekonomik olarak uygun kişilerle evlenmeleriyle olur. Bu evlilik şekline de Charlotte ve Collins'in evliliği örnek gösterilebilir.


5- Evliliğin hepimizin olmasını istediği ama asla olamayacak hali: Bu tip evliliklerde eşler birbirlerini gerçekten severler ve birbirlerinin kişiliklerine saygı duyarlar. Birbirlerinin kusurlarını tahammül edilecek şeyler olarak görmezler falan filan işte.



        Evliliğin ne olduğu ve neden yapıldığı konusu hakkında kafamızda bir şeyler canlandı bence. Kitabı neden sevdiğimiz konusuna dönecek olursak kitabın yukarıdaki 5 yoldan hangisine saparsak bizi neyin bekleyeceğini söylemesi hoşumuza gitti bence ya da hangisinin bizim yolumuz olduğunu anlamamızı sağlamış da olabilir. Düşündüklerimi yazıya dökünce kafam daha da karıştı.
        Bu kadar yazıya ne gerek var hepimiz Bay Darcy'ye aşık olduk işte diyorsanız o cevap da kabulüm :D Sahi siz neden sevdiniz?