23 Ağustos 2015 Pazar

Karışık Kaset

 

Herkesin çok övdüğü şeylere 2 kat ön yargıyla yaklaşıyorum. Karışık Kaset'in filmini izlemiş ve pek de beğenmemiştim. Geçenlerde kitabını okuma fırsatı buldum ve sadece "yine film çekeceğiz diye mahvetmişler cağğğnım kitabı" diyebildim kitap bittiğinde. Önceki ön yargılarım için kendimden utanıyorum. Ama bir kitabı okumadan filmini izlemek çok kötü bir şey bence çünkü Ulaş karakteri, Sarp Apak İrem karakteri, Özge Özpirinççi'ydi zihnimde bir türlü değiştiremedim.


Kitap beklentilerimin çok üstündeydi. Bir kere Türkçe müziğin tarihini görüyoruz kitapta. Ben sıradan bir dinleyiciyim popüler olan şarkılar dışında bir şarkıcının diğer parçalarını ezbere bilmem. Kitap sayesinde hiç duymadığım şarkıları dinleme fırsatı buldum. Şarkıları dinleyeceğim diye çoğu zaman sayfayı yarıda bıraktım. Ama tavsiyem tüm şarkıları dinleyerek ilerleyin muhteşem oluyor! Kitabın konusu güzeldi ama ben üslubuna vuruldum. Çok samimi geldi bana ne bileyim. Kitapta Ulaş karakterini çok sevdim. Bir erkeğin ince düşünceli olması garibime gitti. Ayrıca  insanın bir hobisinin olması ne güzel şey. Çoğu zaman boş yaşıyorum hissine kapılıyorum. Benim uğraştığım her şey yüzeysel bir ilgide kalıyor hep. Ne acı!


       Yazarın kendi hakkında düşündükleri benim yıllardır kişiliğim hakkında kafamda evirip çevirdiğim şeylere cevap oldu. . Hani güneş yavaş yavaş batarken oda kararır sonra biri gelir ışığı açar bir anda aydınlanır ya her yer zihnimde onu yaşadım. O zaman fazla uzatmadan o alıntılara geçeyim. Bu arada kitabın konusu bile yazmıyor bu nasıl kitap inceleme yazısı demeyin ben beceremiyorum spoiler vermeden özet yapmasını. Bağışlayın beni.
      -Sıradan bir diş fırçalama seansı hayat muhasebesine dönüşüyor. (Diş fırçalarken bir filozoftan hallice oluyor insan yani o sırada Sokrat gelse diz çöker tövbe eder :D)
      -Rakamların ruhu olmaz. (Kesinlikle ruhsuz, vicdansız bir şeyler ben onların sayı hallerini de hiç sevmezdim zaten)
     -Bence bir insan Sezen Aksu konserine tek başına gidiyorsa yalnızdır. (Peki Karışık Kaset filmine tek başına gidiyorsa çok mu yalnız oluyor insan, yoksa daha mı az?)
   -Benim kendimde görüp tutarlılık dediğim, hep aynı hataları yapmak. Başkalarında görüp tutarsızlık dediğimse kendine sadık olmaktan başka bir şey değil. (İşte ilk aydınlanma burada gerçekleşti.)
    -Aptallar kendi hatalarından, akıllılar başkalarının hatalarından ders alır, diyorlar. Bence tam tersi. Benim gibi aptallar gazetede okudukları, televizyonda gördükleri gerçek hayatlara, şarkılarda, filmlerde, romanlarda gördükleri hayatlara, arkadaşlarının hayatlarına, kitaplarda verilen öğütlere bakıyorlar. Suya sabuna dokunmayan, hata yapmamak için başkalarının hatalarından kopya çeken birer tembel ve asalağız biz. Boşuna uğraşıyoruz çünkü başkalarının hayatından ders alamazsın. (20 sene boyunca hata yapmamaya çalıştım ama benim yaptığım hiçbir şey yapmamakmış.)
    -Yalnızlık benim için bir tercih değil. Saçlarımın siyah olması gibi bir şey. (Yalnızlığın en gerçekçi tanımı bence.)



Son olarak eğer ben bu kitapta olsaydım Nil Karaibrahimgil'in Çok Canım Acıyo şarkısı olurdum. Ve olurda görüşemezsek iyi günler, iyi akşamlar, iyi geceler.

2 yorum:

  1. Kitabı birkaç yıl önce okudum ama bu alıntıları gözden kaçırmışım. Özellikle son ikisi çok hoş. Ben önce kitabını okuduğum için Sarp Apak'ı Ulaş karakterine yakıştıramadım. Yusuf'a daha uygun olurdu bence.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ben ilk filmi izlediğim için çok rahatsız etmedi beni galiba

      Sil