emma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
emma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Nisan 2020 Pazar

2020 Yapımı Emma

Merhaba, 2020 yapımı Emma'nın arkasından atıp tutmaya geldim. Filmi çok negatif bir günümde izlediğim için normalde verilebilecek herhangi bir tepkinin 5 katını göstereceğimi şimdiden bildirir soranlara selam ederim.

Öncelikle bir açıklama istiyorum acaba ilk kim "ince maşayı bütün oyuncuların saçında kullanalım harika olur" düşüncesini ortaya attı? Alt üst renkli eşofman takımı giyip üzerine gece makyajı yapmanın garip karşılanmadığı bir dönemden birinin çıkıp hadi 19 yy.'ın giyim kuşamı ve saç modelleriyle dalga geçelim demesi iyi bir fikir olmayabilir mi acaba, sadece soruyorum.  (Yalnızca bir saç modeli üzerine bile bir paragraf yazdım haletiruhiyemdeki yıkımı oradan hesaplayın rica ederim.)


Tamam çok farklısınız, klasik eserleri alışılmışın dışında yorumluyorsunuz fElan. Ama bırakın da göstermelik de olsa iki centilmenlik görelim, yalandan da olsa zarafetin keyfini çıkaralım. Bazı şeyler de komik olmayıversin. Tamam içinizdeki "Jane Austen eserlerini her sene yeniden çekmeliyiz" isteğine gem vurun demiyorum. En klasik versiyonu her sene aynı oyuncularla yeniden çekseniz bile izleriz biz valla bak.

Durun araya bir adet güzel yorum sıkıştırayım da gaddar görünmeyeyim. Filmin renklerini beğendim, teşekkürler.

Ayrıca tam filmdeki karşımıza çıkan ilk dans sahnesinin de "abartılı" olduğunu görünce kahroluyordum ki Emma ve Bay Knightley'nin dans sahnesinin yakasını rahat bırakmışlar buna da sevindim.


Bay Elton'dan nefret edemezken Emma'ya gıcık olmaktan kendimi alamadım, Bayan Elton da yeteri kadar sinirlerimi bozamadı. Bu şey değil mi ya Stranger Things'deki upside down?


Postiflik bitti. Peki evlilik teklifi sahnesinden ne istediniz, eliniz de mi titremedi insafsızlar.

Tamam kendimi tuttum tuttum ama bir noktada patlamayacağımın garantisini de vermedim ya. (Evet önceki satırlardaki tavrım vakur halimdi.) O Bay Knightley ne öyle biri bana açıklasın lütfen ama. Bu şey demek gibi olmuş, hadi Süperman'i tekrar çekelim ama hiçbir süper gücü olmasın. Acaba normal bir insanın hal ve tavırlarına sahip bir Bay Knightley görmek isteyeceğimiz izlenimine nereden kapıldınız? Buna ne sebep oldu müsaade ederseniz çocukluğunuza inmek istiyorum. 


Ben bozuldum galiba ya bu aralar izlediğim/okuduğum hiçbir şeyi beğenemiyorum. When Calls The Heart dizisine başlayayım dedim ve ancak bir sezon dayanabildim. 

Neyse dünyanın sonunun gelmediği bir zamanda bu filmi tekrar izlemeye karar verdim. Filmle ilgili son kararımı o zaman vereceğim. Hadi görüşürüz.

4 Şubat 2020 Salı

Jane Austen Kitap Kulübü 9 #Emma

Hani bir şarkıyı çok beğenirsiniz ve bir heves o şarkıcının bütün şarkılarını dinler sonra da aynı tadı diğer şarkılarda bulamadığınız için ilk şarkıyı defalarca dinlemeye devam edersiniz ya heh işte o niyetle Emma okumaya karar vermiştim. Fakat aynı makus talih bu sefer tecelli etme kötülüğünü göstermedi. 

Gurur ve Önyargı'yı okuduktan sonra Jane Austen'in tüm kitaplarını okumak istemiştim. Nasılsa aynı tadı bulamam ön kabulüyle okumaya başladım Emma'yı. Kitabı bitirdikten sonra ise kafamda şu şarkı sözleri çınladı. "Kurtulmak mümkün olsa bırakıp kaçacağım, fakat ne yazık artık elinde oyuncağım!"  Yani Emma benim Jane Austen'in elinde oyuncak olduğumu anladığım kitaptı.


Kitap kulübünün dokuzuncu toplantısına bu cümlelerle giriş yapmıştım. Sonra tanışmayı unuttuğumuzu fark edip başa döndük ama olsun her şeyin başı sağlık. 2 Şubat Pazar günü 14.00'te GalataPerform'da Emma konuştuk. 


Yazıya başlamadan önce teşrifleriyle kulübümüzü şereflendiren herkesten teşekkürlerimin kabulünü rica eder, kulübe düzenli gelmekle kalmayıp yanında birkaç arkadaşını getiren üyeleri de canı gönülden taltif ederim, akrabalara selam. (Tamam taltif etmek tabirini ben de cümle içinde ilk kez kullanıyorum hemen sağ üst köşedeki çarpıya basmayın canım açıklayabilirim. Söylenişi komik diye yazdım.)

Gelelim konuştuklarımıza;

- Öncelikle Emma'nın Jane Austen'in yazdığı diğer kadın karakterlerden farkını konuştuk. Emma'yı sevenler ve sevmeyenler olduysa da saygı duymakta karar kıldık.

- Jane Austen'in en sevdiği karakterin Emma oluşunun nedenini zenginliğe bağladık. Ee malumunuz Janeciğim paranın yalnızca mutluluğu değil bilinen bütün duyguları komple insanıyla beraber satın alabileceğine inananlardan.

- Bay Elton'un kişiliğini enine boyuna masaya yatırdık. Davranışlarındaki hatalı ve tutarsız yönleri belirleyip içler dışlar çarpımı taraf tarafa toplama falan derken Bay Elton'un da ş*refsizin teki çıkmasına şaşırmadık. 

- Jane Fairfax'ten bahsetmeyi ihmal etmeyip onun bir sinsi olduğuna karar verdik.

- Emma'nın Jane Austen'in en feminist kitabı olduğuna kanaat getirdik. Bu sonuca da para derdi olmadan da evlenmeyi uygun görmesinden vardık.

- Kitaptaki varlıklı karakterlerin yoksul karakterlere yardım etmesi hakkında konuştuk ve Jane Austen'in herhangi bir kitabında ilk defa sosyal sorunlara değinildiğine şaşırdık. Sonra kitabın prense ithaf edildiği kulübümüz üyesi tarafından hatırlatılınca Jane Austen'in prense dokundurma yaptığını ve "insanlar aç" mesajı vermek istediğini fark ederek 3,5 saniyelik bir aydınlanma yaşadık.

- Ben bir ara Bay Knightley'nin duygularını Emma'ya açıklarken sanki Emma her şeyi biliyormuş gibi sitem etmesini yerer gibi oldumsa da çok üzerinde durmadık. 

- Emma'nın Bay Knightley'nin aşk ilanına karşılık söylediği sözlerin Jane Austen tarafından yazılmamasına bir miktar hayıflandık fakat Jane Austen'in komik yahut gülünç olmayan cümleleri kolay kolay yazmadığını hatırlayarak avunmaya çalıştık.

- En çok üzerinde durduğumuz konuyu sona sakladım. Neden bilmiyorum ama Emma denince insanlar ilk yaş farkından yakınıyor. Biz de Jane Austen Kitap Kulübü ve konunun birincil muhatapları olarak bu durumu enine boyuna tartıştık. Hiç duydunuz mu bilmiyorum ama bir erkeğin akıl yaşını bulabilmek için normal yaşından 2 çıkarın derler. Ben bu rakamı çok iyimser bulduğum için 5 yapmıştım. Sonra da erkekten 5 çıkarıyorsak kadına 5 eklemeliyiz ki adil olsun diye düşünmüştüm. Bu mantıklar harikası düşüncem kulüp tarafından da zannediyorum destek buldu. Bu hesaba göre 37 yaşından olan Knightley 32 oluyor 21 yaşındaki Emma ise 26 aralarındaki yaş farkı 16'dan 6'ya düşüyor. Yargı dağıtıcısı çevreler mutlu olmuşlardır umarım. Benim tek amacım herkeslerin yazıdan memnun ayrılmaları. Tamam şindi ciddiyet molası: yaş farkının ne önemi var mühim olan baynaytlilik sonuçta. Cümlenin sonuna kadar çok iyi gitmiştim oysaki ama kader işte. Demem o ki 'Age is just a number' dostlarım. Daha bu konu hakkında ne diyebilirim bilmiyorum bunun bir tık ötesi Pınar Altuğ-Yağmur Atacan evliliği övmek zaten.

İnşallah kulübe gelmeyenler "amaağn bu kız zaten noktasından virgülüne her şeyi anlatıyor iyi ki de sıcak evimden çıkmamışım" dememişlerdir. Daha yazmadığım neler neler konuştuk ohhoo. Gelin.

Yazının sonuna geldik.

Bir sonraki kitabımız İkna. Mart başı gibi onu konuşmayı planlıyoruz. Böylece tüm Jane Austen kitaplarını bitirmiş olacağız :( Ufaktan bi' tur daha dönelim teklifleri dm'den gelmeye başladı ama ikna olmamaya çalışıyorum. Eyy Leydi Russel neredesin? Size İkna kitabı temalı şaka yaptım. Lafı kitabı okuyun demeye getiriyorum. 

Hadi görüşürüz.

Görüşür müyüz?

Görüşelim.

22 Ocak 2020 Çarşamba

Jane Austen Kitap Kulübü 9. Toplantı Bilgileri

O kutlu an geldi.

Emma konuşacağımız tarih belli oldu!

Şahsen ben Emma'yı üçüncü kere okuyacak olmama bir kılıf bulduğumdan sebep mutluyum. İçimdeki bütün dünya kitaplarının sözcüsü ses "okunacak bir sürü kitap varken okuduğunu neden tekrar okuyorsun" dese de çok kulak asmıyorum. İzlenecek bir sürü film de var o bi' şey diyo mu yani, hiç!

Tamam, eğer isterseniz Emma'nın zengin olması sebebiyle Jane Austen'in yazdığı diğer baş kadın karakterlere benzememesinin olay akışına etkisini sosyoekonomik açıdan değerlendirebiliriz. Tamam, 19. yüzyıl Regency dönemi ve günümüz çöpçatanlık geleneklerini de karşılaştırabiliriz arzu ederseniz. Tamam; üst tabakanın üstlendiği, sosyal hayat ile nispeten yoksul kesim arasındaki kaynakları buluşturma görevinden bahseder, onu da günümüz sosyal refah devleti anlayışı ışığında ve var olan sosyal hizmet politikaları çerçevesinde de inceleyebiliriz. Ama ocak ayında kulübü yapamadığımızdan dolayı ben bir noktada artık lafı mecburen Bay Darcy'ye getirmek durumunda kalırım alınmaca yok, safi mecburiyet. Her şey Jane Austen Kitap Kulübü'nün yüksek yararı için.

2 Şubat 2020

Pazar

14.00

GalataPerform'dayız.

O zaman hadi görüşürüz.

Görüşür müyüz?

Görüşelim!

Soru, görüş ve önerileriniz için (profesyonellik(!) be);

Instagram: austenzedee
Twitter: austenzede
E-posta: austenzede@hotmail.com

Gelmenizi böyle bekliyorum


Ya gelmezlerse diye düşünüyorum.


Gelin


14 Ocak 2020 Salı

Bay Knightley Neden Bi' Bay Darcy Olamadı?

Nice revnaklı Bay Darcy'ler görülür edebiyatta, lakin efsunlu Bay Knightley'leri de sensin yazan, şeklinde acıklı bir giriş yapsam benden nefret eder misiniz?


Bakın; geçmişinden günümüzüne, klasiğinden best sellerına, popüler kültüründen kültüne, fantastiğinden bilim kurgusuna, sinemasından edebiyatına, dizisinden animesine, romanından hikayesine, klasisizmden dizüstü edebiyatına bu kafayı pek çok aşk duygusu safsatasıyla doldurdum ama "seni daha az sevseydim sevgimden daha çok söz ederdim" cümlesini aşamıyorum. Durum bu iken Bay Knightley'nin hak ettiği konumda olmaması yepelek ruhumu derinden etkiliyor (!) Bay Knighltley'nin adının sık zikredilmiyor oluşu kanıma dokunuyor (!!)

Aslında bu konuya Jane Austen Kitap Kulübü'nün Emma toplantısında değinmeyi düşünüyordum ama kulüp şubata sarkınca konunun aciliyetini de göz önünde bulundurarak yazayım açıklığa kavuşturalım istedim. (Sevgili bu yazıyı okuyan kulüp üyeleri hadi yine ucuz atlattınız.)

Bugün, herkesin kesinlikle en az bir kere düşündüğüne neredeyse emin gibi olduğum ama neden dile getirilmediğini asla ama asla anlayamadığım bir konuya parmak basmak için buradayım. Bay Knightley neden atanamayan Bay Darcy muamelesi görüyor yahu? Zihninize iyice bakın dostlarım, yapılması gereken işlerle rahatsız eden düşüncelerin arasında bir yerlerde muhakkak olacak bu soru. 

Biritişlikse biritişlik, asaletse asalet, toprak ağalığıysa toprak ağalığı, kibarlıksa kibarlık, olgunluksa olgunluk nedir yani. 

Başlangıçta kötü olup sonradan iyi olan bir roman karakterini kolayca bağrımıza basabiliyorken en başından beri iyi olan karaktere asla gelemiyoruz. İllaki bir iki kalp kıracak, üç beş kişi üzecek gerçek sonradan ortaya çıkacak Ankara'dan abim gelecek evde bir bayram havası olacak vs. vs. 

Ne o, ne bu! Emma sosyoekonomik olarak Bay Knightley'den aşağı bir seviyede yer alsaydı bence Emma kitabı herkesin adını bildiği klasikler arasında başı çekerdi. Ama yok Bay Knightley gitti kendi sınıfından biriyle evlenmek gafletinde bulundu. Ve üzgünüm Knightley beyciğim ocak dışısın.


Oh ya ne güzel hayatımda hiçbir sorun yokmuşçasına; anlamlandıramadığım, içinden çıkamadığım hiçbir mesele kafamda dönüp durmuyormuşçasına bu yazıyı yazdım. Bi' ferahlık geldi. Işığa doğru mu ilerlesem?

Siz ne düşünüyorsunuz?

A- Düşünmüyorum Austenzedeciğim
B- #bayknightleyleratamabekliyoracil50binkadroçokacil
C- Bay Darcy dururken ne yapacaklardı acaba
D- yok ben ısrarla düşünmüyorum (kırıcı)
E-  Bay Knightley kim

20 Ekim 2017 Cuma

Evlilik Teklifleri ve Jane Austen

Merhaba,

Evlilik teklifinizi nasıl alırdınız; alevli, kemancılı, vejeteryan, ortaya karışık, vegan?

Başlıktan da anlaşılacağı üzere bu yazıda biraz evlilik tekliflerinden bahsedelim istedim siz de nişanında damat halayı oynadığınız çiftin aylar sonra Facebook'ta evlilik teklifi organizasyonunu görünce şaşıranlardan mısınız? O zaman sizleri şöyle alalım.. 
Bizim evlilik teklifleriyle mazimiz öyle çok eski değil. Dizi izlerken televizyonda esas kızla esas oğlanın mum ışığı, kırmızı gül ve kemancı şeytan üçgeninde geçen evlilik teklifleri arz-ı endam ettiğinde annelerimizin babalarımıza dönüp "bi şöyle teklif alamadık" demesi ile oluşan anılar şimdilerde yazının başında söz ettiğim şekle büründüler. Ülkece evlilik teklifi konusunda adolesan dönemini henüz atlatamadık. Bir de bi şey soracağım size de mumla isim yazma olayı çok maceraperestlik gibi gelmiyor mu hatta asilik ve biraz da anarşiklik bence. Ne bileyim gidin yamaç paraşütü falan yapın vallahi ateşe verivericeksiniz bizi o olacak.


Kapitalist, umarsız ve biraz da hodperest modern dünyamız evlilik teklifini de bir sektör haline getirdi. Austenzede hiçbir masraftan kaçınmadı ve sizler için araştırdı benim evde kesinlikle denememenizi önerdiğim ama toplumun ısrarla arzuladığı mumlu güllü evlilik teklifi paketi Gittigidiyor'da yalnızca 49.90 durun durun hemen yazıyı kapatmayın bu bir reklam değildir zaten ben de ünlü bir blogger değilim. Zaten bu evlilik teklifi olayını erkeklere nasıl emanet ediyoruz hiç anlamış değilim onların da bu mühim görevi Google'a bıraktıklarından olacak arama çubuğuna evli.. yazınca direkt mumlara yönlendiriliyorsunuz. Yepelek ruhlarımız daha kaç mumu kırmızı gülü kalpli balonu kaldırır bilmem ama Google aramalarında ilk çıkan siteye girince size 9 ayrı kategoride seçenek sunuyor. Teknik, komik, gurme vs vs seçenekleri arasından ille de alevli alevli diyorsanız bana fark etmez ama dikkat edin elinizi yakmayın, bi de o balonlar uçsun diye içine ne koyuyolar belli değil siz yine de ciğerlere kuvvet kendiniz şişirin, gül yaprakları ve mumları ayırın yangın çıkmasın, bi de sırta atlet koydunuz mu ben okeyim. 
Zamanda Aşk filmini izlediniz mi hayatımda gördüğüm en iyi evlilik teklifi o filmde. Şimdi teklifi anlatacağım ben daha izlemedim üff derseniz hemen diğer paragrafa atlayın ama yazının bütünlüğü bozulmasın diyorsanız filmle ilgili çok kritik bir şey değil anlatacaklarım devam edebilirsiniz. Filmde esas kızımız uyurken esas oğlan kızın yanına geliyor evlilik teklif ediyor bu sırada içerden hafif bir müzik sesi geliyor kız evet diyor sonra da herkesin içinde çok dramatik bir teklif yapmadığı için adama teşekkür ediyor sonra da esas oğlan içeri gidip müzisyenleri alelacele dışarı çıkarıyor. Yani tam olarak böyle değilse de bunun gibi bir şeydi. (Hala bu filmi izlemediyseniz hiç vakit kaybetmeyin.)


Bir de üniversite mezuniyet töreninde yapılan evlilik teklifleri var ki taktire şayandır kendileri benim gözümde. Hayatımızın en belirsiz döneminde ben ölsem mi yaşamaya devam mı etsem acaba diye düşünürken nasıl böyle büyük bir karar verebiliyorsunuz sizi tanımak istiyorum yiğidim. 
Yazının Jane Austen'la ilgili kısmına geçmeden önce Asmalı Konak'taki unutulmaz evlilik teklifine değinmezsem beni ayıplamanızdan korkuyorum. Bence çok marjinal ve dokunaklıydı hele Seymen Ağa'nın Bahar'a çiçek götürecek patenci gençle işaret yoluyla derdini anlatması yok mu bana hep çok dokunmuştur elin Amerikalısı da ömründe hiç ağa görmemiş olacak hemen anlayıvermişti, fayansların üzerinde duvarlara çarpa çarpa ölüm riskini hiçe sayarak teklife destek verdi koçyiğit. 
Evlilik teklifleri gerçek hayatta böyle cereyan ederlerken Jane Austen'ın romanlarında işler nasıldı diye düşünmeye başladım. İşte Austen'ın evlenme teklifleri;

(Uyarı: Yazının devamı Jane Austen romanları ile ilgili spoiler içerir.)

Bay Collins'ten Elizabeth'e (Gurur ve Önyargı)

Mekan: Longbourn'da bir oda Malzemeler: Bir adet çiçek ve sarsılmaz irade Sponsor: Lady Catherine De Bourge 
Jane Austen Bay Collins'in teklifini şöyle tanımlıyor "Çekingenlik ve sıkılma gibi duyguları da olmadığından açık açık eyleme girişti." Elizabeth odada yalnız kalmamak için çabalarken Bay Collins onun çekingenliğindeki erdemlilikten dem vurarak söze başlıyor, Elizabeth'i neden SEÇTİĞİNİ ve evlenme kararının sebebini maddeler halinde açıklıyor, Bay Bennet'ın ölümünün ardından doğacak miras meselesine değinerek sözlerine devam ederken işte öyle konuşmasında bir yerlere sevgiyi de sıkıştırıyor sonra da 3 sayfa boyunca reddedildiğini kabul etmiyor. (Mumlu-balonlu teklifi haksız yere mi kötüledik acaba ya.)


Bay Bingley'den Jane'e (Gurur ve Önyargı)

Mekan: Longbour'da bir oda Malzemeler: Heyecanlı bir yürek ve yılmaz teşvik edici Mrs. Bennet
Jane Austen'ın gülünç olmayan ayrıntılara yer vermeyi sevmediğinden olacak bu teklifle ilgili etraflıca bilgi edinemiyoruz ama Jane şöyle açıklıyor: "Ah, herkes niçin benim kadar mutlu değil?" (Ah Jane bil bakalım ne eksik?)




(Evlilik teklifini Google'a değil Bay Darcy'ye danışın dostlarım)

Bay Darcy'den Elizabeth'e (Gurur ve Önyargı)

Kitaptaki;
Mekan: papaz evi Malzemeler: Bay Darcy (yetmez mi bence yeter)
Jane Austen şöyle diyor bu teklif için: "Güzel konuşuyordu. Ne var ki sözlerinin hepsi sevgi üstüne değildi... Elizabeth böyle bir erkeğin sevgisine kazandığı için onurunun okşanmasından kendini alamadı."(Lizzy nasıl alacaksın allasen beni okuduktan sonra acile kaldırdılar.) Eğer bu altı sayfa bir resim olsaydı Louvre'da en çok ziyaret edilen resim olurdu Mona Lisa kimmiş allasen. Gerçi Bay Darcy teklifi "Şimdi artık bana düşen şey kendi duygularımdan utanmaktır." sözleriyle bitiriyor ama ciğerimizi de soylu bir şekilde deşiyor.

2005 yapımı filmdeki;
Mekan: Temple of Apollo-Stourhead Gardens, Wiltshire Malzemeler: Yağmur, ıslak saçlar
Filmde kitaptaki pek çok ayrıntıya sadık kalmışlar ama evlilik teklifi sahnesine neden yeni bir yorum getirmişler anlamadım mükemmel olmamış mı olmuş ama orijinalindeki sıcaklığı verememiş mi verememiş. (Yine yorumlarımla sinema dünyasını altüst ettim mi edemedim) Neyse yağmurlu bir öğleden sonrası Lizzy bir tenhada yağmurdan korunmaya çalışıyor o sırada binlerce yağmur damlasının arasından Bay Darcy çıkageliyor diyor ki "I love you, most ardently." öyle herkesler gibi kuru kuru bir 'I love you' değil efendim most diyor ardently diyor Austenzede ölüyor. Sonra da Lizzy  tokat gibi reddediyor Bay Darcy'yi. Ohh yağmurdan sonra gelen Bay Darcy'nin evlilik teklifi kokusu mis. 


Bay Knigtley'den Emma'ya (Emma)

Mekan: Hartfield
Aslında bu tam bir evlilik teklifi değil ama o dönemde aşk itirafı da evlilik teklifi dışında bir anlama geldiğini savunamayız. Bay Knightley sözlerine şöyle başlıyor: "Ben şairane sözler söylemesini beceremem, Emma. Seni daha az sevseydim sevgimden daha çok söz ederdim." Jane Austen ekliyor 'son derece derin, güçlü bir sevgi sesinde apaçık okunuyordu.' Bay Knightley devam ediyor "..Tanrı bilir, başka aşıklar gibi çevrende dönmeyi beceremedim." (ya sen otur dünya yıllık hareketini senin çevrende tamamlasın lafı mı olur aramızda) Peki Emma ne dese beğenirsiniz ben burada Jane Austen'a biraz kırgınım ne dediğini tam olarak söylemiyor diyor ki: "Emma bu yalvarışa ne yanıt verdi? Gereken yanıtı verdi elbette. Gerçek bir hanımefendi her zaman en uygun yanıtı vermesini bilir." (Sevgili Bayan Austen, biznen alay mı geçiyorsunuz acaba, sizi anlama zevkine erişemiyorum. Yoksa "hanımefendilere" mi tatlı tatlı takılıyorsunuz?)


Kaptan Wentworth'den Anne'e (İkna)

Aslında kitap değeri bilinememiş bir teklif üzerine kurulu ve bu tekliften 7 yıl sonrasını anlatıyor. Teklif hakkında kesin bilgiler olmamakla birlikte ailede "şaşkınlık, çok soğuk bir tavır, katı bir sessizlik" ile karşılandığını söylüyor Jane Austen. Herhalde Wentworth kalpli balonlu mumlu bir teklif yapmış olacak ki böyle karşılanmış diye düşünüyorum ama Jane Austen sosyo-ekonomik nedenleri işaret etmiş neyse önemsiz ayrıntılar bunlar.
Kitabın sonunda baş karakterlerimizin birbirlerini affettiği yer Anne tarafından şöyle görülüyor: "..Bu mutluluğun devam edemeyecek kadar harika olduğunu düşünerek endişeye kapıldı." Üff Anne Elliot seviliyosun gerçekten mutluluktan bile endişe çıkarabilmek! bu sadece profesyonellerin erişebileceği bir mertebedir ve seni o kadar iyi anlıyorum ki!!




Bay Tilney'den Catherine'e (Northanger Manastırı)

Northanger Manastırı'nda evlilik teklifi direkt Catherine'in ailesine sunuluyor Bay Tilney o dönemde evlilik teklifini evlenmek istediği kadına yapmayı saçma bulmuş olmalı ki araya Catherine gibi bir aracı koymadan direkt aile ile konuşuyor bizim yüzyılımızda yazılsan toplum bilimci olurdun üstad! Bu şaşırtıcı evlilik teklifi aileye "..hiçbir şey Catherine'in sevilmesinden daha doğal olamayacağı için kısa sürede bunu sadece okşanmış bir gururun mutlu heyecanı içinde değerlendirmeyi öğrendiler." şeklinde yansıyor. Jane Austen ise "..okuyucular önlerindeki sayfaların masalsı acelesinde hep beraber kusursuz bir mutluluğa doğru koşturduğumuzu görecektir." diyerek olayı özetliyor. Kendimi hep beraber el ele tutuşmuş düzlük bir çim alanda üzerinde 'kusursuz mutluluk' yazan büyük beyaz bir pankarta doğru koşup yüzümüzde manasız bir gülümsemeyle pankartı göğüslediğimizi hayal etmekten alıkoyamıyorum.





Edmund'tan Fanny'ye (Mansfield Park)

İtirafımdır; bu kitaptaki aşk beni pek ikna edemiyor hatta içten içe Edmund'a biraz öfke duyuyorum. Jane Austen da zaten bir aşkı bıçak gibi kesip olanca sevgisini Fanny'ye yönlendiren Edmund için bir süre biçmiyor ve süre ayarlamasını bize bırakıyor. Ama Austen bizden Edmund'un bir kadını unutup diğeri ile evlenmek istemesi arasında geçen sürenin uygun olduğuna hatta ne bir hafta eksik ne bir hafta fazla olduğuna inanmamızı rica ediyor e biz de kabul ediyoruz tabi ki öteki türlüsü küstahlık olur.


(Jonny Lee Miller da tüm Jane Austen karakterlerine mi cuk oturur yahu Bay Darcy ol hayran kalalım!)


Edward'dan Elinor'a (Duygu ve Duyarlılık)

Jane Austen Edward'ın evlilik teklifini şöyle anlatıyor: "Şu var ki onun yollarda ne kadar zaman yürüyerek kendini gerekli havaya soktuğunu, kararını uygulama fırsatını ne zaman bulduğunu ve bunu ne yolda belirttiğini etraflıca anlatmayı biz gerekli bulmuyoruz." (Sevgili Bayan Austen, biz de çoğu zaman bu gibi durumların ayrıntılarını bilmeyi gerekli bulmuyoruz, malesef çeşitli kanallar aracılığıyla öğrenmek mecburiyetinde bırakılıyoruz, sizin bunların hiçbirini görmeyecek olmanız ise romanlarınızın akıbeti açısından bana sevinçlerden sevinç beğendiriyor. )


Albay Brandon'dan Marianne'e (Duygu ve Duyarlılık)

Jane Austen bu sefer evlilik teklifi ile ilgili hiçbir ayrıntı vermemenin yanında evlilik kelimesini kullanmadan süreci şöyle anlatıyor: " ...Marianne on dokuz yaşına geldiği zaman yeni bir sevgiye ve ilişkiye boyun eğerek üzerine yepyeni görevler almış ve kendini büyük bir konağın, bir ailenin ve bütün bir köyün hanımı olarak bulmuştu." (Gerçekçiliğinin çarpıcılığı gözlerimi yaşartıyor. Zaten evlilik teklifinin amacı yepyeni görevler ve sorumluluklar edindirmek değil de nedir)



Jane Austen romanlarındaki evlenme tekliflerini incelerken zorlu bir süreçten geçtiğime sizi temin ederim çünkü gerekli alıntıları bulayım derken her seferinde (6 kere) kendimi romanı okumaya devam edip yazıyı unutuverirken buldum. Jane Austen'ın çoğu evlilik teklifinin ayrıntılarını neden vermediğini düşünürken bir şeyi fark ettim ki gülünç olan mumlar, güller, kalpli balonlar değil 2 kişi arasında kalması gereken şeylerin 2000 kişinin gözleri önünde cereyan etmesi. Kurgu karakterlerin özel anlarını bilmeye yönelik yapılan girişimleri küstahlık sayan Jane Austen kendi özeline saygı duymayan insanları görse ne düşünürdü acaba?
Son olarak mum-gül-kalpli balonla evlenme teklif etmek de ayıp değil bu teklife evet cevabını vermek de bütün iş bunu herkeslerle paylaşmamayı normal görebilmekte. 




İyi geceler diliyorum ve ardından tatlı rüyalar.


















1 Ağustos 2016 Pazartesi

Jane Austen Romanları ve Uyarlama Kitaplar

Merhaba! 

Bu yazıda bugüne kadar Jane Austen'in yazdığı romanları ve romanlarıyla ilgili çıkarılan uyarlama kitapları kısa kısa yazmaya karar verdim. Okuduğum her kitabı uzun uzun yazdığım linkleri de yazıya ekleyeceğim böylelikle okumak istediklerinizi daha kolay seçebilirsiniz. Daha önce yazdığım Jane Austen'le ilgili film ve dizilere de buradan ulaşabilirsiniz.

Gurur ve Önyargı (Pride and Prejudice) ve Uyarlamalar




İlgili yazıma şuradan ulaşabilirsiniz.

Malikane:


Gurur ve Önyargı'yı hizmetliler gözünden anlatıyor roman. İlgili yazıma şuradan ulaşabilirsiniz. Kısa özet: Sevdim.

Aşık ve Gururlu:


Gurur ve Önyargı'nın bir günümüz uyarlaması. İlgili yazıma şuradan ulaşabilirsiniz. Kısa özet: Eh işte.

Pemberley'den Mektuplar:


Kitap Gurur ve Önyargı'nın devamı niteliğinde. Roman karakterlerinin mektuplaşmaları şeklinde yazılmış. İlgili yazıma şuradan ulaşabilirsiniz. Kısa özet: Sevdim.

Aşk ve Gurur ve Zombiler:


Yazar romanda Gurur ve Önyargı'yı zombi temasıyla baştan yazmış. İlgili yazıma şuradan ulaşabilirsiniz. Kısa özet: Ne sevdim ne sevmedim.

Gözde Bekar:


Gurur ve Önyargı'nın günümüz uyarlaması. İlgili yazıma şuradan ulaşabilirsiniz. Kısa özet: Sevmedim.

Aşk-ı Gurur:


Gurur ve Önyargı'nın Türk uyarlaması. İlgili yazıma şuradan ulaşabilirsiniz.

Aşk ve Kuşku:


Gurur ve Önyargı'nın hukuk temalı uyarlaması. Ben pek sevmedim ve okurken sıkıldım.

Elizabeth Bennet Olmak:


Elizabeth Bennet ile röportaj yapılıyormuş gibi yazılmış bir uyarlama.

Emma


İlgili yazıma şuradan ulaşabilirsiniz.

Akıl ve Tutku (Sense and Sensibility) ve Uyarlamalar



İlgili yazıma şuradan ulaşabilirsiniz.

Alıngan Aşk:


Akıl ve Tutku'nun günümüz uyarlaması. İlgili yazıya şuradan ulaşabilirsiniz. Kısa özet: Sevmedim.

Akıl ve Cinayet:


Romanı aldım ama henüz okuyamadım. Okuyunca burayı güncelleyeceğim.

Mansfield Park


İlgili yazıma şuradan ulaşabilirsiniz.

İkna (Persuasion)


İlgili yazıma şuradan ulaşabilirsiniz.

Northanger Manastırı ve İlgili Kitaplar




İlgili yazıma şuradan ulaşabilirsiniz.

Udolf Hisarı:


Jane Austen'in Northanger Manastırı romanında sıkça geçen kitap. Çevirinin dili çok ağır anlaşılması oldukça güç. 

Leydi Susan


İlgili yazıma şuradan ulaşabilirsiniz.

Gençlik Eserleri


İlgili yazıma şuradan ulaşabilirsiniz.

Aşk ve Arkadaşlık


İlgili yazıma şuradan ulaşabilirsiniz.

Watson Ailesi


İlgili yazıya şuradan ulaşabilirsiniz.

Sanditon


İlgili yazıya şuradan ulaşabilirsiniz.

Hayata Geç Kalma


Jane Austen'in romanlarında, mektuplarında geçen cümlelerinden derleme kitap. İlgili yazıma şuradan ulaşabilirsiniz.

Evlilik


Jane'in romanlarında evlilik ile ilgili kısımlar derlenmiş. İlgili yazıya şuradan ulaşabilirsiniz. Kısa özet: gereksiz buldum.

Jane Austen Sevgilerimle


Jane Austen'in bazı mektuplarının Türkçe çevirisi yer alıyor kitapta. Eğer Jane Austen ile ilgili detaylı bilgiye sahip değilseniz sıkılabilirsiniz.

Diğer Uyarlama Kitaplar

Jane Austen Hayatımı Mahvetti:


İlgili yazıma şuradan ulaşabilirsiniz. Kısa özet: Sevdim.

Jane Austen'in Kayıp Anıları:


Kitap çoğunlukla gerçeklere dayanan bir kurgu roman. Konusuna şuradan ulaşabilirsiniz. Kısa özet: Sevdim.

Jane Austen Kitap Kulübü:


İlgili yazıma şuradan ulaşabilirsiniz.

Jane Austen ve Adab-ı Muaşeret:


İlgili yazıma şuradan ulaşabilirsiniz. Kısa özet: Sevdim ve kitapta bu bloga atıf var :)

Austen Diyarı 1:


İlgili yazıma şuradan ulaşabilirsiniz. Kısa özet : Sevdim ve aynı adlı filmi de var.

Austen Diyarı 2 (Austen Diyarında Gece Yarısı):


İlgili yazıma şuradan ulaşabilirsiniz. Kısa özet: İlki kadar sevmedim.

Jane Austen'la Çay Saati:


İlgili yazıma şuradan ulaşabilirsiniz. Kısa özet: Sevdim.

Jane Austen Biyografileri

Jane Austen- Claire Tomalin:


İlgili yazıma şuradan ulaşabilirsiniz. Kısa özet: Sevdim.

Jane Austen- Goldwin Smith: 


İlgili yazıya şuradan ulaşabilirsiniz. Kısa özet: Sevmedim.

Direkt Jane Austen ile ilgili olmayıp içinde Jane Austen geçen kitaplar

Edebiyattan Pek Anlamam:


Konusuna şuradan ulaşabilirsiniz.

Roman Diliyle İktisat:


Kitabın çok kısa bir bölümünde Jane Austen kitaplarında paranın yeri tartışılıyor.

Kadınlar Dile Düşünce:


İlgili yazıya şuradan ulaşabilirsiniz.